Geleceğin meslekleri

Amerika’da bu yıl üniversite mezuniyet törenlerinde tuhaf bir şey oldu. Gençler sahneye çıkan teknoloji devlerini alkışlamadı, yuhaladı.

Neden?

Çünkü onlara yine aynı cümleler kuruldu: “Gelecek yapay zekâda. Uyum sağlayın. AI her şeyi değiştirecek.”

Ama mezun gençlerin kafasındaki soru bambaşkaydı:

“İyi de kardeşim, bu yapay zekâ benim işimi elimden alacaksa ben ne okuyacağım? Hangi bölümü seçeceğim? Hangi meslek ayakta kalacak?”

Arizona Üniversitesi mezuniyet töreninde Google’ın eski CEO’su Eric Schmidt kürsüye çıktı. Yapay zekâyı öven, o bildiğimiz “kaçınılmaz fırsat” konuşmalarından birini yaptı. Ama salondaki gençler bu kez o dili yutmadı. Yuhaladılar. Benzer tepki başka üniversitelerde de görüldü.

Aslında gençlerin derdi teknoloji düşmanlığı değil. Dertleri;

“Bize sürekli geleceği anlatıyorsunuz ama o gelecekte bizim yerimiz neresi?”

Daron Acemoğlu’nun uyarısını hatırlayalım. “Yeni üniversite mezunlarının yüzde 30-40’ı iş bulamazsa, bu sadece ekonomik kriz olmaz; sosyal barışı, demokrasiyi ve siyaseti de sarsar. Devrim olur.” Yani olay sadece “Hangi bölüm daha iyi?” sorusu değil.

Bu noktada Apple’ın kurucularından Steve Wozniak Grand Valley State University’de sahneye çıktı ve yapay zekâ tartışmasını tersine çevirdi. “AI” dedi ama “Artificial Intelligence” değil, “Actual Intelligence” dedi. Yani gerçek insan zekâsı.

Bence gençlerin tutunması gereken cümle tam da bu.

Çünkü yapay zekâ geldi. Bunu inkâr etmenin anlamı yok. Artık asıl soru şu:

Sen yapay zekânın kullandığı insan mı olacaksın, yoksa yapay zekâyı kendi alanında kullanan uzman mı?

★★★

Elektrik-elektronik, malzeme, fizik, mekatronik ya da bilgisayar mühendisliği düşünen gençler için ilk büyük alan çiplerdir. Çünkü yapay zekâ bulutta uçuyor gibi görünse de onu çalıştıran şey yeryüzündeki fiziksel çiplerdir. Yarı iletken üretimi, çip tasarımı, VLSI, fotolitografi, temiz oda teknolojileri, gömülü sistemler ve cihaz fiziği önümüzdeki dönemin en kritik alanları olacak.

Düz, kopyala-yapıştır yazılım işleri zayıflarken; fiziğe, enerjiye, biyolojiye, donanıma ve gerçek problemlere bağlanan kodlama daha değerli hale gelecek. Geleceğin güçlü yazılımcısı sadece ekranda kod yazan kişi olmayacak. O kodun hangi çipte çalıştığını, hangi sensörden veri aldığını, hangi makineyi yönettiğini bilen kişi olacak.

İkinci büyük alan kritik mineraller. Lityum, kobalt, nikel, grafit, bakır ve neodimyum gibi mineraller elektrikli araçtan savunma sanayisine kadar yeni dünyanın altyapısında stratejik hale geldi. Burada mesele sadece “maden biter mi?” meselesi değil. Asıl mesele, o madenleri kimin çıkardığı, kimin işlediği, kimin rafine ettiği ve kimin kontrol ettiği.

Maden mühendisliği, cevher hazırlama, jeoloji, kimya, malzeme ve çevre mühendisliği okuyan gençler için kritik mineral teknolojileri, batarya geri dönüşümü, maden otomasyonu, derin deniz madenciliği ve çevresel etki yönetimi çok ciddi alanlar açacak.

Üçüncü alan enerji. Yapay zekâ veri merkezleri devasa elektrik tüketiyor. Her yeni model, her yeni veri merkezi, her yeni çip daha fazla elektrik, daha fazla soğutma, daha fazla şebeke kapasitesi demek. Bu yüzden enerji sistemleri, elektrik-elektronik, makine, kimya ve malzeme mühendisliği okuyan gençler için yeşil hidrojen, batarya teknolojileri, akıllı şebekeler, enerji depolama, nükleer teknoloji ve füzyon araştırmaları stratejik alanlar olacak.

Dördüncü alan biyoloji. Yapay zekâ milyarlarca molekülü tarayabilir ama o molekülün laboratuvarda üretilmesi, canlı hücrede denenmesi, yan etkisinin ölçülmesi ve kişiselleştirilmiş tedaviye dönüşmesi hâlâ insan bilgisinin alanıdır. Tıp, biyoloji, genetik, kimya, eczacılık ve biyomühendislik okuyan gençler için biyoenformatik, genomik veri analizi, laboratuvar otomasyonu, sentetik biyoloji, tarımsal biyoteknoloji ve hassas tarım büyük fırsat alanlarıdır.

“Masa başı işler bitecek, sosyal bilimler öldü.” Hayır.

Tam tersine, yapay zekânın her şeyi bildiğini iddia ettiği bu çağda en büyük krizlerden biri insan davranışında, hukukta, eğitimde, psikolojide ve toplumsal güven ilişkisinde yaşanacak.

Psikoloji, PDR, pedagoji, sosyoloji ve iletişim okuyan gençler için insan-bilgisayar etkileşimi, dijital davranış bilimleri, ekran bağımlılığı, algoritmik manipülasyon analizi ve çocuk-ergen dijital ruh sağlığı yeni alanlar olacak.

Hukukçular için klasik dilekçe ve sözleşme yazımı zayıflıyor. Ama hukuk bitmiyor. Veri hukuku, telif hukuku, yapay zekâ yönetişimi, siber güvenlik hukuku, dijital mülkiyet, kişisel verilerin korunması ve algoritmik ayrımcılık davaları yeni dönemin büyük hukuk savaşları olacak.

Eğitimde de “öğretmen anlatır, öğrenci dinler” modeli çatırdıyor. Çünkü ezber bilgiyi yapay zekâ saniyeler içinde veriyor. Ama çocuğa doğru soruyu sordurmak, eleştirel düşünmeyi öğretmek, derin odaklanma kazandırmak hâlâ eğitimcinin alanıdır. Eğitim tasarımcılığı, kişiselleştirilmiş müfredat mentorluğu, yapay zekâ destekli eğitim içerikleri ve dijital okuryazarlık eğitimi bu yüzden yükselecek.

Sonuçta yeni dünyanın kuralı şu:

Tek başına meslek değil, melez bileşimler kazanacak.

Hukuk okuyorsanız yanına veri analitiği koyun. Psikoloji okuyorsanız yanına yapay zekâ mantığı ve dijital davranış bilimi koyun. Mühendislik okuyorsanız yanına enerji, biyoloji, malzeme ya da siber güvenlik koyun. Biyoloji okuyorsanız yanına veri bilimi ve laboratuvar otomasyonu koyun. Sosyoloji okuyorsanız yanına algoritma, platform ekonomisi ve kriz yönetimi koyun.

Seçtiğiniz alanı başka bir beceriyle birleştirin.

Yapay zekanın parçası olun ama kölesi olmayın.

Yazarın Diğer Yazıları