Geri dönüşü yok! Avrupa'nın mirasını yok ediyor

Yıllarca sadece canlılar üzerinde etkisi olduğu düşünülen iklim değişikliğinin bir etkisi daha ortaya çıktı. Yepılan yeni bir araştırma iklim değişikliğinin Avrupa'nın su altı mirasını tehdit ettiğini ortaya çıkardı ve bu durum 'geri dönüşü yok' olarak nitelendiriliyor.

İklim değişikliği Avrupa denizlerinin sağlığını tehdit ederken, risk yalnızca deniz canlılarıyla sınırlı kalmıyor. Yeni bir araştırmaya göre, okyanusların giderek asitlenmesi Avrupa’nın su altındaki kültürel mirasını da ciddi biçimde tehlikeye atıyor. Bilim insanları, deniz suyundaki pH seviyesinin düşmesinin arkeolojik eserleri oluşturan malzemelerin bozulma hızını artırabileceği uyarısında bulunuyor.

SU ALTINDAKİ YAPILARA ZARAR VERİYOR

İtalya’daki Padova Üniversitesi koordinasyonunda yürütülen araştırma, iklim değişikliğinin doğrudan bir sonucu olan okyanus asitlenmesinin batık arkeolojik alanların çürümesini nasıl hızlandırdığını inceledi.

Bilim insanları, tarihi materyallerin deniz ortamında çözünme ve biyolojik bozunma yoluyla ne kadar hızlı zarar gördüğünü analiz etti ve elde edilen verileri geniş ölçekli iklim modelleriyle birleştirdi.

'GERİ DÖNÜŞÜ YOK'

Araştırmanın sonuçları endişe verici bir tablo ortaya koydu. Sanayi öncesi dönemde taş yapılardaki bozulmanın oldukça sınırlı olduğu ve günümüzde de görece düşük seviyede kaldığı belirtilirken, artan emisyonların bozulma oranlarında üstel bir artışa yol açabileceği ifade edildi.

Araştırmacılara göre bu değişimler, malzeme özellikleri ve su altındaki yapıların yüzeylerinde gelişen mikroorganizma topluluklarının dinamiklerine bağlı olarak önümüzdeki on yıllar ve yüzyıllar boyunca geri döndürülemez sonuçlar doğurabilir.

NASIL DEĞİŞTİĞİ SİMÜLE EDİLDİ

Çalışmada gelecekteki asitlenme senaryolarını anlamak için saha deneyleri de gerçekleştirildi. Araştırma ekibi, İtalya açıklarındaki Ischia Adası çevresinde bulunan ve volkanik tabanın oluşturduğu doğal karbondioksit çıkışlarının yer aldığı sularda incelemeler yaptı.

Ortama neredeyse saf karbondioksit salan bu doğal alan, bilim insanlarına gelecekte öngörülen asitlenme koşullarını gerçek ortamda gözlemleme imkânı sundu.

Araştırmacılar, kültürel mirasta yaygın olarak kullanılan farklı taş türlerinden örnekler içeren panelleri su altına yerleştirerek çeşitli pH seviyelerine maruz bıraktı.

Daha sonra laboratuvarda yüksek çözünürlüklü üç boyutlu yüzey modelleri oluşturabilen optik profilometre cihazı kullanılarak çözünme ve aşınma etkileri ölçüldü. Bu yöntem sayesinde, su altındaki bir arkeolojik eserin bugün ve gelecekte nasıl değişebileceği simüle edildi.

BÜYÜK RİSK ALTINDA

Bulgular, özellikle kalsiyum karbonat bakımından zengin mermer ve kireç taşı gibi malzemelerin daha büyük risk altında olduğunu gösterdi.

Gözenekli ya da ince taneli yapıya sahip eserlerin asitlenmeye karşı daha savunmasız olduğu belirtilirken, araştırmacılar bu malzemelerin kimyasal yapısının mercanlarla benzerlik gösterdiğine dikkat çekti.

En büyük tehlikenin ise sanatsal ve tarihsel değeri küçük detaylara bağlı eserlerde ortaya çıktığı vurgulandı.

Heykelsi süslemeler, oyma detaylar ve mozaikler gibi ince işçilik içeren yüzeylerde meydana gelen küçük aşınmaların bile geri döndürülemez bilgi kaybına yol açabileceği ifade edildi.

Araştırmacılar, okyanus asitlenmesinin su altı kültürel mirasının korunmasını ciddi biçimde zorlaştıracağını ve koruma ile uyum politikalarının her zamankinden daha acil hale geldiğini belirtti.