Gıda mühendislerinin asla yemediği 6 yiyecek

Yıllarını gıda zehirlenmelerini araştırmaya adayan uzmanlar, sofralarından çıkardıkları 6 gıdayı açıkladı. Listede herkesin güvenle tükettiğini düşündüğü bir besin de var.

Gıda kaynaklı hastalıkları yıllardır araştıran uzmanların çoğu yiyeceklerden korkarak yaşamasa da bazı gıdaların taşıdığı riskin hiçbir faydaya değmeyeceği konusunda hemfikir.

Uzmanlara göre önemli olan, yiyecekleri "iyi" ya da "kötü" diye sınıflandırmak değil, taşıdıkları riski doğru değerlendirmek. ABD Gıda ve İlaç Dairesi'nin (FDA) eski Gıda Politikası ve Müdahale Komiser Yardımcısı Frank Yiannas da bu yaklaşımı benimsediğini belirterek, "Her şeye nicel bir risk değerlendirmesiyle yaklaşıyorum. Hesaplı davranıyorum" diyor.

Yıllar içinde yaşanan salgınlar ve acı tecrübeler, uzmanların bazı gıdaları tamamen hayatlarından çıkarmasına neden oldu. İşte onların asla tüketmemeyi tercih ettiği besinler...

Çiğ süt ve çiğ sütten yapılan peynirler

Listenin ilk sırasında neredeyse tüm uzmanların üzerinde uzlaştığı çiğ süt bulunuyor. Gıda güvenliği avukatı Bill Marler, çiğ süt nedeniyle böbrek hasarı yaşayan ya da hayatını kaybeden çocukların ailelerini temsil ettiğini belirterek, "Pastörizasyon gibi güvenli bir yöntem varken bu riski almaya gerek yok" ifadelerini kullanıyor.

George Washington Üniversitesi Gıda Güvenliği ve Beslenme Güvenliği Enstitüsü Direktörü Barbara Kowalcyk de çiğ süt ve çiğ sütten üretilen peynirleri "çok riskli" olarak değerlendiriyor.

Kowalcyk'in bu konudaki hassasiyeti ise kişisel bir trajediye dayanıyor. 2001 yılında küçük oğlunu, gıda kaynaklı E. coli enfeksiyonunun yol açtığı komplikasyonlar nedeniyle kaybeden uzman, o günden sonra kariyerini tamamen gıda güvenliği çalışmalarına adadı.

Kavun

Uzmanların en dikkat çekici uyarılarından biri de kavun için geliyor.

Northeastern Üniversitesi Gıda Politikası Doçenti Darin Detwiler, kavunun pürüzlü kabuğunun bakterileri tutabildiğini ve kesim sırasında bıçağın bu mikroorganizmaları doğrudan meyvenin içine taşıyabildiğini söylüyor.

Bu nedenle kavun kesildikten sonra mümkün olduğunca kısa sürede tüketilmeli ve oda sıcaklığında iki saatten fazla bekletilmemeli. Detwiler, beklemiş doğranmış kavunun yüzeyinde pudra şekeri görünümünde bir tabaka oluşmasının, yoğun bakteri üremesinin işareti olabileceğini belirtiyor.

1993 yılında Jack in the Box zincirindeki E. coli salgınında oğlunu kaybeden Detwiler, bu olayın ardından gıda güvenliği alanında çalışmaya başladığını ve artık kavun tüketmediğini ifade ediyor.

Çiğ istiridye ve diğer kabuklu deniz ürünleri

Çiğ istiridye de uzmanların uzak durduğu gıdalar arasında yer alıyor.

Bill Marler, istiridyelerin filtreyle beslenen canlılar olduğunu ve bulundukları sudaki bakteri ile virüsleri bünyelerinde biriktirebildiğini söylüyor. Su kirliyse, istiridyenin de kirlenmiş olma ihtimali yükseliyor.

Detwiler ise çiğ istiridyeleri en riskli üç gıda arasında gösteriyor. Ona göre bu ürünler sık sık salgınlarla ilişkilendiriliyor ve bulaşın kaynağını tespit etmek çoğu zaman oldukça zor oluyor.

Suşi ruloları

Enfeksiyon hastalıkları uzmanı Dr. Daniel Griffin suşiyi tamamen hayatından çıkarmıyor ancak tüketmeden önce mutlaka dikkatlice inceliyor.

Griffin, bazı balık parazitlerinin çıplak gözle görülebilecek kadar büyük olabileceğini belirterek, özellikle ince, kırmızı iplik görünümündeki parazitlere karşı dikkatli olunması gerektiğini söylüyor.

Bu nedenle suşi rulolarını tercih etmediğini ifade eden Griffin, ruloların içinde ne olduğunu göremediği için risk almak istemediğini dile getiriyor.

Filizler

Çiğ filizler de uzun yıllardır gıda kaynaklı hastalık salgınlarıyla ilişkilendiriliyor.

Barbara Kowalcyk'e göre sorun, bakterilerin çoğu zaman filizler oluşmadan önce tohumlara bulaşması. Filizlendirme sırasında oluşan sıcak ve nemli ortam ise bu bakterilerin hızla çoğalmasına uygun koşullar oluşturuyor.

Uzmanlar, filizleri yalnızca yıkamanın güvenli hale getirmediğini, pişirmenin riski azaltabileceğini ancak bu kez de ürünün karakteristik çıtırlığını kaybettiğini belirtiyor.

Az pişmiş hamburger

Uzmanların kaçındığı son gıda ise az pişmiş hamburger.

Dr. Griffin, biftek ile hamburger arasındaki en büyük farkın bakterilerin ete dağılımı olduğunu söylüyor. Biftekte mikroorganizmalar çoğunlukla yüzeyde bulunduğu için yüksek ısıyla pişirme yeterli olabiliyor. Ancak kıyma hazırlanırken yüzeydeki bakteriler etin tamamına karışıyor.

Bu nedenle E. coli gibi tehlikeli bakterilerin tamamen yok edilmesi için hamburgerlerin iyi pişirilmesi gerekiyor.

Frank Yiannas da dışarıda her zaman iyi pişmiş hamburger sipariş ettiğini, evde ise yalnızca etin rengine güvenmek yerine mutlaka gıda termometresi kullandığını belirtiyor.