Gökyüzünden düşen tabutun sırrı 127 yıl sonra çözüldü
Baltık Denizi kıyısında 1899 yılında bir fırtına sonrası uçurumdan düşerek gün yüzüne çıkan meşe tabut üzerindeki tarihleme tartışmaları, yeni nesil dendrokronolojik analizlerle sonuçlandı. Bilim insanları, iskelet ve mezar envanteri arasındaki 100 yıllık farkın nedenini saptadı.
Polonya'nın Bagicz köyü yakınlarında bulunan ve Velbar kültürüne ait genç bir kadının kalıntılarını barındıran oyuk meşe tabut, bir asırdır arkeoloji dünyasının gündemini meşgul etti. 2018 yılında yapılan radyokarbon testleri, kadının iskeletini mezar eşyalarından 100 yıl daha eski göstererek kronolojik bir boşluk yarattı. Ancak son yapılan teknik incelemeler, bu sapmanın "deniz rezervuar etkisi" adı verilen bir doğa olayından kaynaklandığını kanıtladı.
TABUTUN YAŞI DENDROKRONOLOJİ İLE KESİNLEŞTİ
Archaeometry dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Szczecin Üniversitesi'nden Marta Chmiel-Chrzanowska liderliğindeki ekip, tabutun yapıldığı meşe ağacının yıllık halkalarını inceledi. Yapılan analizler, ağacın MS 112 ile 128 yılları arasında kesildiğini ortaya koydu. Bu veri, mezarda bulunan Roma Demir Çağı’na ait bilezik ve kehribar kolyelerin tarihlendirmesiyle tam uyum sağladı. Tabutun suyla doymuş toprakta, oksijensiz ortamda kalması sayesinde çürümeden günümüze ulaştığı belirtildi.
RADYOKARBON SONUÇLARINI "BALIK DİYETİ" BOZDU
Araştırmacılar, kadının dişlerinden alınan ilk numunelerin neden hatalı sonuç verdiğini izotop analiziyle açıkladı. Kadının yoğun miktarda deniz ve tatlı su balığıyla beslendiği, bu proteinlerin okyanus sularındaki "eski karbonu" vücut dokularına aktardığı saptandı. Bu durumun, karbon testlerinde kadının gerçek yaşından daha yaşlı görünmesine neden olan "deniz rezervuar etkisini" tetiklediği belgelendi.
PRENSES OLARAK BİLİNİYORDU
Halk arasında uzun yıllar "Bagicz Prensesi" olarak anılan kadının biyolojik analizi, sanılanın aksine zorlu bir hayat sürdüğünü gösterdi. 25-35 yaşları arasında öldüğü tahmin edilen kadının iskeletinde saptanan osteoartrit (eklem kireçlenmesi), hayatının ağır fiziksel emekle geçtiğine dair kesin kanıtlar sundu. Mezardaki süslemelerin, Gal elitlerine özgü bir zenginlikten ziyade, o dönemdeki yaygın gömü geleneklerini yansıttığı ifade edildi.
DNA ANALİZLERİ DEVAM EDİYOR
Roma Demir Çağı’ndan günümüze ulaşan tek ahşap lahit örneği olan Bagić tabutu üzerinde invaziv olmayan yöntemlerle DNA çalışmaları başlatıldı. Bilim heyeti, kafatasının şakak kemiğinden genetik materyal elde ederek kadının kökeni, sağlık geçmişi ve Avrupa'daki diğer topluluklarla olan akrabalık bağlarını saptamayı hedeflediğini bildirdi.