Goldman Sachs’tan TL'ye yatırım tavsiyesi

Goldman Sachs, makroekonomik göstergelerdeki toparlanma ve artan rezervlerin gelişmekte olan ülke para birimlerini küresel dalgalanmalara karşı daha dirençli kıldığını belirterek Türk lirasının da yer aldığı sepette uzun pozisyon tavsiye etti.

ABD merkezli yatırım bankası Goldman Sachs, aralarında Türk lirasının da bulunduğu gelişmekte olan ülke para birimlerine yönelik yatırım önerisi yayımladı. Banka, mevcut piyasa koşullarında bu para birimlerine daha geniş kapsamlı yatırım yapılmasının güçlü temellere dayandığını bildirdi.

Bloomberg News’te yer alan habere göre banka, bu çerçevede yeni bir işlem stratejisi başlattı.

EŞİT AĞIRLIKLI SEPET ÖNERİSİ

Goldman Sachs, dolar karşısında Türk lirası, Nijerya nairası, Gana sedisi ve Kazakistan tengesinden oluşan eşit ağırlıklı bir sepette uzun pozisyon alınmasını önerdi.

18 Şubat tarihli notta Stratejist Victor Engel, söz konusu işlem için toplam getiri hedefini yüzde 7,5, zarar kes seviyesini yüzde eksi 3,5 olarak belirlediklerini aktardı. Engel, 12 aylık nominal getiri beklentisinin ise yaklaşık yüzde 14 olduğunu ifade etti.

"MAKRO TEMELLER İYİLEŞTİ"

Raporda, gelişmekte olan ülkelerde makroekonomik göstergelerin belirgin biçimde güçlendiği vurgulandı. Uluslararası rezervlerin tarihi zirvelere ulaşmasının döviz piyasalarında denge sağladığı, enflasyondaki geniş tabanlı gerilemenin ise yerel faiz oranlarını desteklediği belirtildi.

Bu unsurların, ülkelere özgü politika tercihlerinden kaynaklanan oynaklıklarla birlikte, gelişmekte olan ülke para birimlerini küresel dalgalanmalara karşı daha dayanıklı hale getirdiği kaydedildi.

LİKİDİTE UYARISI

Raporda ayrıca, gelişmekte olan ülkelerde döviz pozisyonları açısından en önemli riskin düşük likiditeye sahip piyasalarda artan pozisyonlanma olduğu ifade edildi. Bu durumun olası bir olumsuz şokta sert geri çekilmeleri tetikleyebileceği belirtildi.

Mısır, Türkiye ve Nijerya gibi ülkelerin borç piyasalarına yabancı yatırımcı ilgisinin artmasının bu riskin göstergeleri arasında yer aldığı, ancak güçlü rezerv tamponları ve politika tercihleriyle söz konusu hassasiyetin dengelenebileceği değerlendirildi.