Evinizi zahmetsizce ormana çevirecek, bakımı şaşırtıcı derecede kolay 5 arsız bitki
Görünüşleri profesyonel bir botanikçi bilgisi gerektiriyor gibi ama aslında durum çok farklı. Dr. Charlotte Pughe, dışarıdan elit ve nazlı duran ama evinizi zahmetsizce tropikal bir vahaya çevirecek 5 şaşırtıcı bitkiyi inceledi.
azı ev bitkileri, hayatta kalabilmek için uzmanlık seviyesinde bir bilgi ve bakım gerektiriyormuş gibi görünebilir, ancak görünüş aldatıcı olabilir.
Dr. Charlotte Pughe, dışarıdan bakıldığında zor görünen ama aslında bakımı şaşırtıcı derecede kolay olan ev bitkilerini inceliyor; evinde daha sıra dışı ve karakteristik türler yetiştirmek isteyenler için pratik tavsiyeler sunuyor.
İnsanoğlunun doğayla doğuştan gelen güçlü bir bağı vardır; bu kavram literatürde biyofili olarak adlandırılır. Yapılan araştırmalar, bu biyofilik bağ sayesinde bitkilerle çevrili olmanın ruh halimizi iyileştirdiğini, hatta hastanelerdeki iyileşme sürelerini kısalttığını gösteriyor.
Doğaya olan bu tutku, tarih boyunca yeşilliklere duyulan isteği her zaman körüklemiştir. Öyle ki, Viktorya döneminde insanlar evlerini süslemek için nadir bulunan saksı bitkilerini bile kiralarlardı, ancak ev bitkilerini bu kadar çok sevmemiz, onlara her zaman doğru bakabildiğimiz anlamına gelmiyor.
Birçok insan ev bitkilerini canlı tutmakta zorlanır. Kimileri sevdikleri bitkilerin kurumasını "yeşil parmaklara" (bitki yetiştirme yeteneğine) sahip olmamaya bağlasa da, aslında bitki bakımı sanılandan çok daha zahmetsizdir.
İşin ironik tarafı, ev bitkilerinin ölmesindeki en yaygın sebep onları aşırı sevmemiz, yani üstlerine çok düşmemizdir. Bitki etiketlerinde yazan haftalık sulama tavsiyelerine harfiyen uysanız bile, evinizin kendine has bir mikro iklimi olduğunu unutmamalısınız. Bitkinizi konumlandırdığınız yer, suya ne kadar ihtiyaç duyacağı üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir.
Bu nedenle başarılı bir bitki bakımı için ilk kural, bitkinizin kökenini ve doğal ortamındaki adaptasyon sürecini anlamaktır.
1. Orkideler
Göz alıcı renkleri ve zarif çiçek tasarımlarıyla orkideler, genellikle en popüler hediye alternatifleridir, ancak bu gösterişli güzellik, sanki sadece bir kerelik çiçek buketleriymiş ve bakımları çok zormuş izlenimi yaratır. Bu durum bazı nadir orkide türleri için geçerli olsa da, süpermarketlerde sıkça rastladığımız Phalaenopsis (Kelebek Orkidesi) için kesinlikle doğru değildir. Kelebek orkidelerinin bakımı son derece kolaydır ve sanılanın aksine çok az suya ihtiyaç duyarlar.
Bu durum, orkidelerin büyük bir kısmının epifit olduğunu öğrenene kadar kulağa şaşırtıcı gelebilir. Epifitler, tropikal yağmur ormanlarında ağaç gövdelerinde yaşayan, su ve besin ihtiyacının çoğunu havadaki sisten ve nemden karşılayan bitkilerdir. Orkidelerin köklerinin yeşil olmasının nedeni de budur; ağaç tepelerinden süzülen ışığı en iyi şekilde değerlendirmek için tıpkı yapraklar gibi fotosentez yapacak şekilde evrimleşmişlerdir.
Orkidenizi sürekli sulamak yerine, sulama kabını bir kenara bırakıp onu nem oranı yüksek bir banyoya yerleştirmeyi deneyin. Toprağını ya da köklerini sadece tamamen kuruduğunda (ki bu durum genellikle yaz aylarında yaşanır) sulayın. Bu koşullarda bitkiniz hızla gelişecek ve doğada Amegilla nigritar arısını çekmek için evrimleşmiş o büyüleyici çiçeklerini cömertçe sergileyecektir.
2. Bromeliadlar (Ananasgiller)
Dikenli ve katmanlı yaprak yapısıyla bromeliadlar, egzotik bir ananası andıran bir görünüme sahiptir ki zaten ananas ile akraba oldukları düşünüldüğünde bu oldukça doğal bir benzerliktir. Tıpkı orkideler gibi bromeliadlar da epifit bitkilerdir ve bu yüzden çok az sulanmak isterler. Köklerini sadece bir yere tutunmak için kullanırlar; suyu ise dikensi yapraklarının merkezinde oluşan doğal çanaklar vasıtasıyla emerler. Tropikal bölgelerde bu yaprak çanakları, böcekler ve tırnak büyüklüğündeki küçük kurbağalar için minik birer ekosistem oluşturur. Hatta bazı kurbağa türleri tüm yaşamlarını tek bir bitkinin içinde geçirir.
Bromeliadlar hakkında bilinmesi gereken en önemli detay, doğru baksanız bile çiçek açtıktan sonra solacaklarıdır. Birçok insan bu aşamada bitkinin öldüğünü düşünerek onu çöpe atar. Oysa bu tamamen doğal bir döngüdür. Bromeliadlar monokarpik bitkilerdir; yani ana bitki ömründe sadece bir kez çiçek açar ve ardından ölür. Ancak pes etmeyip biraz daha beklerseniz, bromeliadınızın kökünden yeni yavrular verdiğini ve kendini çoğalttığını göreceksiniz.
3. İsviçre Peyniri Bitkisi (Monstera Deliciosa / Devetabanı)
Yapraklarındaki karakteristik deliklerle evlere modern ve tropikal bir hava katan devetabanı, en popüler salon bitkilerinden biridir. Ancak doğru bakılmadığında o parlak yaprakları hızla sararabilir veya kahverengiye dönebilir.
Meksika ve Orta Amerika’nın nemli yağmur ormanlarına özgü olan bu bitki, Latince ismi olan Monstera deliciosa’ya sadık kalacak şekilde tam bir "canavar" gibi büyüyebilir. İdeal şartlar sağlandığında, geniş yapraklarının arasından garip, kahverengi ve kalın uzantılar çıkarmaya başlar.
Gövdeden sarkan bu dallar aslında bitkinin hava kökleridir. Doğal ortamında bu kökler, bitkinin ışığa ulaşmak için dev ağaçlara tırmanmasını sağlar. Hatta yapılan araştırmalar, hava köklerinin toprağın altındaki köklere kıyasla besini çok daha iyi emdiğini göstermektedir. Devetabanı için nem hayati önem taşır; bu yüzden yapraklarına düzenli olarak su püskürtmek büyümesini ciddi oranda hızlandırır. Dilerseniz püskürtme suyuna az miktarda sıvı bitki besini de ekleyebilirsiniz. Eğer şanslıysanız, doğada lezzetli ve yenilebilir meyvelere dönüşen o nadide çiçeklerini evinizde bile görebilirsiniz.
4. Kentia Palmiyesi
Palmiyeler, dünya genelinde kültürel öneme sahip olan ve sürekli yeni türleri keşfedilen devasa bir bitki ailesidir. Bize her zaman huzurlu yaz tatillerini hatırlatan bu ailenin ev ortamına en uyumlu üyesi Kentia Palmiyesidir (Howea). Güney Pasifik’teki küçük bir adada keşfedilen ve dünyada vahşi olarak sadece orada yetişen bu zarif bitki, Viktorya döneminde İngiltere’ye getirilmiştir. Şerit benzeri zarif yaprakları sayesinde kapalı alanlarda yaşamaya fazlasıyla uygundur.
Kentia palmiyelerinde en sık karşılaşılan sorun, yaprak uçlarının kahverengileşmesidir. Bunun sebebi, bitkinin doğal ortamında dev ağaçların gölgesinde yetişen bir "alt katman" bitkisi olmasıdır. Bu kahverengileşmeyi önlemek için palmiyenizi pencere kenarındaki yakıcı güneşin altına değil, koridor gibi doğrudan güneş almayan ama aydınlık/yarı gölge bir alana yerleştirmelisiniz.
5. Atatürk Çiçeği (Poinsettia)
Bitki severler için Atatürk Çiçeği’nin tezgahlarda yerini alması, o kadife dokulu kıpkırmızı yapraklarıyla (sanılanın aksine bu kırmızı kısımlar çiçek değil, yapraktır) genellikle kış mevsiminin ve yeni yılın gelişini müjdeler.
Ancak bu bitkiler biraz nazlı kabul edilir; eve getirildikleri anda yapraklarını dökerek sahiplerini üzebilirler. Atatürk Çiçeği (Euphorbia pulcherrima), bol güneşli Meksika kökenlidir. Bu yüzden hava akımına (esintiye) maruz kalan odalar ve soğuk pencere pervazları, o kadifemsi yapraklarının hızla buruşup dökülmesine neden olur. Onları cereyandan uzak, sıcak bir odanın merkezi bir noktasına koyarsanız, bitkinizin sadece yılbaşında değil, yıllarca hayatta kaldığını görebilirsiniz.
Eğer sonraki yıl o kırmızı yaprakları yeniden görmek isterseniz, kıştan önceki sekiz hafta boyunca bitkinizi günde 10-14 saat boyunca tamamen karanlık bir odada veya kutuda tutmalısınız. Bu sayede bitkinin renk değiştirmesini tetikleyen Meksika’nın uzun ve serin gecelerini taklit etmiş olursunuz.