Grönland'ı dünyanın en değerlisi yapan 3 şey: ABD gözünü boşuna oraya dikmemiş
Küresel güçlerin satranç tahtasına dönen Grönland, sadece buzullardan ibaret değil. Adanın derinliklerinde, ABD’nin tüm petrol rezervine eşdeğer enerji ve yeşil teknolojinin kalbi olan nadir elementler yatıyor. İşte bir jeolog gözüyle, Grönland'ı gezegenin "en değerli arazisi" yapan jeolojik mucize...
Küresel güçlerin satranç tahtasına dönen Grönland, sadece buzullardan ibaret değil. Adanın derinliklerinde, ABD’nin tüm petrol rezervine eşdeğer enerji ve yeşil teknolojinin kalbi olan nadir elementler yatıyor. İşte bir jeolog gözüyle, Grönland'ı gezegenin "en değerli arazisi" yapan jeolojik mucize...
Dünyanın en büyük adası Grönland, dışarıdan bakıldığında sonsuz bir buz çölü gibi görünse de, yer kabuğunun altında gezegenin en zengin doğal kaynak rezervlerini saklıyor.
Yeşil teknoloji devriminin anahtarı olan Lityum ve Nadir Toprak Elementleri (REE) bir yana, ada devasa miktarda petrol ve doğalgaz yataklarının üzerinde oturuyor.
Grönland'ın potansiyeli, küresel enerji dengelerini değiştirecek boyutta. ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu'nun (USGS) tahminlerine göre, adanın kuzeydoğusundaki buzla kaplı alanlar da dahil olmak üzere bölge, yaklaşık 31 milyar varil petrol eşdeğeri hidrokarbon barındırıyor. Bu rakam, ABD'nin kanıtlanmış tüm ham petrol rezervlerine eşdeğer. Asıl hazine sadece petrol değil. Buzun derinliklerinde bulunan üç devasa nadir toprak elementi yatağı, hacim bakımından dünyanın en büyükleri arasında. Bu yataklar, küresel enerji dönüşümü için hayati önem taşıyan elektrikli araç pilleri ve rüzgar türbinlerinin üretimi için kritik bir rol oynuyor.
Bir jeolog için Grönland, adeta bir açık hava laboratuvarı. Adanın doğal kaynak zenginliği, son 4 milyar yılda yaşanan sıra dışı jeolojik olaylara dayanıyor.
Gezegenin en yaşlı kayaçları burada bulunuyor.
Adada meteor kaynaklı olmayan, kamyon büyüklüğünde saf doğal demir külçeleri yer alıyor.
1970'lerde keşfedilen ancak lojistik zorluklar nedeniyle çıkarılamayan elmas yatakları (kimberlit boruları) hala işletilmeyi bekliyor.
Uzmanlara göre bir bölgenin dağ oluşumu, kıtaların yarılması (rifting) ve volkanik aktiviteyi aynı anda yaşamış olması son derece nadir bir durum. Grönland, bu üç süreci de yaşayarak altın, yakut, grafit ve nadir metalleri çatlaklarında biriktirmeyi başardı.
Grönland, geleceğin teknolojisi için kritik olan Disprosyum ve Neodimyum rezervleri açısından da eşsiz. Adanın, gelecekteki küresel talebin dörtte birinden fazlasını (yaklaşık 40 milyon ton) tek başına karşılayabileceği tahmin ediliyor. Bu elementler; rüzgar enerjisi, elektrikli motorlar ve nükleer reaktörlerde kullanılan mıknatıslar için vazgeçilmez. Özellikle grafit ve nadir elementler konusunda Çin hakimiyetini kırmak isteyen Batı dünyası için Grönland, stratejik bir çıkış kapısı olarak görülüyor.
İronik bir şekilde, yeşil enerjiye geçiş için ihtiyaç duyulan bu madenlere ulaşmak, küresel ısınma sayesinde mümkün oluyor. 1995'ten bu yana Grönland'da Arnavutluk büyüklüğünde bir buz kütlesi eridi. Yer radarı teknolojileri artık 2 kilometre kalınlığındaki buzun altına bakarak maden haritaları çıkarabiliyor. Bu kaynakları çıkarmak için yapılacak devasa madencilik faaliyetleri, adanın hassas ekosistemini bozabilir ve deniz seviyesinin yükselmesini hızlandırabilir. ABD ve diğer küresel güçlerin baskısıyla Grönland hükümetinin sıkı çevre yasalarını gevşetip gevşetmeyeceği ise önümüzdeki yılların en büyük tartışma konusu olacak.