Gülistan, Rojin, Yeldana, Rojvelat… Şüpheli ölüm dosyaları gündemde

Tunceli'de Gülistan Doku soruşturmasında tutuklamalar yaşanırken, Van, Batman ve Elazığ’da yaşanan şüpheli ölümler yeniden tartışma konusu oldu. Aileler ve kamuoyu, dosyaların aydınlatılmadığını ve kritik ihmallerin giderilmediğini savunuyor.

Türkiye'nin farklı kentlerinde son yıllarda yaşanan kadın ve genç şüpheli ölümleri yeniden gündemde. Tunceli'de Gülistan Doku dosyasında yürütülen soruşturmada tutuklamalar gerçekleşirken, Van, Batman ve Elazığ’da benzer dosyalarla ilgili soru işaretleri ve “ihmal” iddiaları tartışılmaya devam ediyor. Aileler ise adalet ve etkin soruşturma çağrısını yineliyor.

GÜLİSTAN DOKU SORUŞTURMASINDA 10 KİŞİ TUTUKLANDI

Tunceli'de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’ya ilişkin yürütülen soruşturmada dikkat çekici gelişmeler yaşandı. Soruşturma kapsamında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu’nun “delilleri yok etme” suçlamasıyla tutuklandığı, adliyeye sevk edilen eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Turkay Sonel’in de tutuklanmasıyla tutuklu sayısının 10’a yükseldiği öğrenildi. Dosyada yaşanan gelişmeler, Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin tartışmaları yeniden ülke gündemine taşıdı.

BABA KABAİŞ’İN ADALET MÜCADELESİ SÜRÜYOR

Van’da iki yıl önce kaybolduktan 18 gün sonra Van Gölü sahilinde cansız bedeni bulunan 21 yaşındaki Rojin Kabaiş’in ölümü de kamuoyunda “şüpheli ölüm” olarak tartışılmaya devam ediyor. İlk incelemelerde ölüm nedeni belirlenmeye çalışılırken, bazı resmi değerlendirmelerde olayın “intihar” olarak kayıtlara geçtiği ileri sürüldü. Ancak bu değerlendirme, başta Rojin Kabaiş’in babası olmak üzere aile tarafından kabul edilmedi. Baba Kabaiş, kızının ölümünün tüm yönleriyle aydınlatılması için aylardır hukuk mücadelesi yürütüyor. Soruşturmanın eksik yürütüldüğünü, kritik delillerin yeterince incelenmediğini savunan baba, olayın üzerinin kapatılmaması gerektiğini vurgulayarak adalet talebini her platformda dile getiriyor. Ailenin ısrarlı çağrıları kamuoyunda da yankı bulurken, dosyanın yeniden ve kapsamlı şekilde ele alınması gerektiği yönündeki beklenti sürüyor. Olay yeri incelemesi ve adli raporlara ilişkin tartışmalar devam ederken, ölümün nasıl gerçekleştiğine dair farklı iddialar gündeme geldi. Ancak tüm bu iddialar resmi olarak netlik kazanmadı.

ROJVELAT KIZMAZ DOSYASINDA “İHMAL” VE GEÇ MÜDAHALE İDDİALARI

Batman’da 9 Şubat 2024’te evinden çıktıktan sonra kaybolan 26 yaşındaki Rojvelat Kızmaz, yapılan başvurulara rağmen günlerce bulunamadı. Ailesinin ve yakınlarının kayıp ihbarlarına karşın arama çalışmalarının geç başlatıldığı iddia edilirken, genç kadının 12 Şubat 2024 tarihinde Hasankeyf Baraj Göleti’nde cansız bedenine ulaşıldı. Otopsi raporunda, Kızmaz’ın kaybolmasından yaklaşık iki gün sonra yaşamını yitirdiği tespit edildi. Bu bulgu, ölümün gerçekleşme süresi ve olayın gelişimine ilişkin soru işaretlerini artırdı. Aile ve yakın çevre, kayıp bildiriminin ardından arama faaliyetlerinin yeterince hızlı ve etkili yürütülmediğini savunarak yetkililere tepki gösterdi. Kızmaz’ın MOBESE kayıtlarında izine rastlanabileceği, güzergâhının kısa sürede tespit edilerek arama çalışmalarının yönlendirilebileceği iddialarına rağmen, süreçte etkin bir takip yapılmadığı öne sürüldü. Ailenin bu kapsamda yaptığı suç duyuruları ise savcılık tarafından “kovuşturmaya yer olmadığı” kararıyla sonuçlandı.

ELAZIĞ'DA YELDANA KAHARMAN OLAYI

Elazığ’da 28 Mart 2019’da evinde ölü bulunan Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisi ve yerel bir televizyon kanalında sunuculuk yapan Kazakistan uyruklu Yeldana Kaharman’ın ölümü, üzerinden geçen yıllara rağmen “şüpheli ölüm” tartışmalarının odağında yer almaya devam ediyor. Genç öğrencinin hayatını kaybetmesinin ardından olayla ilgili adli süreç başlatılırken, ölümün kesin nedeni konusunda farklı değerlendirmeler kamuoyuna yansıdı. Resmi makamlar tarafından yürütülen incelemelerde farklı ihtimaller değerlendirilse de, kamuoyunda olayın tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulmadığı yönünde eleştiriler dile getirildi. Süreç içerisinde bazı iddialarda, Kaharman’ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma bağlamında dönemin AKP Elazığ eski milletvekili Tolga Ağar’ın isminin geçtiği öne sürüldü. Söz konusu iddialar kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, bu iddialara ilişkin haber ve içeriklerin bir kısmının erişime engellendiği de basına yansıdı. Olayın medyada yer alış biçimi, soruşturmanın şeffaflığı ve dosyaya ilişkin bilgi akışının sınırlı olması, kamuoyunda tartışmaları daha da derinleştirdi.

KAMUOYUNDA ORTAK TALEP: ETKİN SORUŞTURMA

Farklı kentlerde yaşanan bu dosyalar, ailelerin “eksik inceleme”, “ihmal” ve “etkin soruşturma yürütülmediği” yönündeki eleştirileriyle birlikte yeniden tartışma konusu oldu. Kamuoyunda ise benzer vakalarda şeffaflık ve adalet çağrıları yükseliyor.