Güneş enerjisiyle çalışıp saatte 1 bidonu dolduruyor: Milyarların kaderi böyle değişecek
Güney Kore'de Ulsan Ulusal Bilim ve Teknoloji Enstitüsü'nde (UNIST) görev yapan araştırmacılar, yalnızca güneş ışığını kullanarak deniz suyunu içme suyuna dönüştürebilen ve alanında şimdiye kadarki en hızlı oksit tabanlı buharlaştırıcıyı geliştirdi. Afrika başta olmak üzere temiz içme suyuna erişimi olmayan yaklaşık 2 milyar insan için 'kurtarıcı' niteliği taşıyor.
Yeni sistem, elektrik enerjisine ihtiyaç duymadan çalışıyor ve 1 metrekarelik yüzeyden saatte yaklaşık 4 litre temiz su üretebiliyor. Bu performans, güneş enerjili arıtma teknolojileri için önemli bir eşik olarak değerlendiriliyor.
SADECE GÜNEŞİ KULLANIYOR
Araştırma ekibinin geliştirdiği buharlaştırıcının merkezinde, güneş ışığını son derece verimli biçimde ısıya dönüştüren özel bir fototermal malzeme bulunuyor. Üçlü oksit yapısına sahip bu malzeme, mangan oksit temel alınarak bakır ve krom atomlarıyla güçlendirildi. Böylece güneş ışığının yalnızca görünür kısmını değil, morötesinden yakın kızılötesine kadar yaklaşık yüzde 97'sini soğurabilen bir yapı elde edildi.
Bu yüksek emilim sayesinde sistemin yüzey sıcaklığı 80 dereceye kadar çıkabiliyor. Bu da deniz suyunun çok daha hızlı buharlaşmasını sağlıyor ve klasik güneş destekli sistemlere kıyasla verimliliği ciddi ölçüde artırıyor.
TUZ BİRİKİMİ SORUNUNU DA ÇÖZÜYOR
Güneş enerjili arıtma sistemlerinin en büyük sorunlarından biri olan tuz birikimi de bu tasarımda büyük ölçüde aşılmış durumda. Araştırmacılar, ters U şeklinde özel bir yapı ve suyu emen lifli malzemeler kullanarak tuzun yüzeyde birikmesini engelledi.
Hidrofobik polyester kumaş sayesinde su yüzeye taşınırken, tuz iyonları sistemden uzaklaştırılıyor. Bu sayede hem performans düşüşü yaşanmıyor hem de sistem uzun süre bakım gerektirmeden çalışabiliyor.
MİLYARLARA UMUT OLACAK
Projeye liderlik eden Prof. Ji-Hyun Jang, geliştirilen teknolojinin ölçeklenebilir ve dayanıklı olduğunu vurguluyor. Elektrik altyapısının olmadığı bölgelerde bile çalışabilen bu sistemin, özellikle su sıkıntısı yaşayan kıyı bölgeleri ve afet alanları için güçlü bir çözüm olabileceği belirtiliyor.