İSTANBUL Menkul Kıymetler Borsası cansız olmasına rağmen, faizler yüksek, para kısıtlı, işler kesat olduğu için ufaktan yeni bir “halka açılma” dalgası başladı. Geçmişte, yatırımcılar için sonu hüsranla biten birçok halka açılma yaşandı. Ben de böyle yol kazaları olmaması için, halka açılmanın ne olup olmadığı ve bunun etik kuralları (babamın tabiriyle dini ve imanı) üzerine yazılar yazdım. Çok basit ve net olarak “halka açılan firmanın reklamını yapmak etik değildir, hatta yasak olmalıdır” dedim. SPK dahil kimse tınmadı. En ciddi şirketler bile cayır cayır, cicili bicili reklamlarla hisse senetlerini en yüksek fiyattan halka satmaya (?) çalıştılar. Halbuki halka açılma bir satış değil, ortaklık kurmaktır. Halka açılma (Initial Public Offering) bir anonim şirketin gerçekten “anonim” olmaya doğru attığı ilk adımdır. Halka açılmamış anonim şirket esasında anonim değildir. Çünkü “a-nonim” “adsız/isimsiz” demektir. Şirketin pek tabii bir adı vardır. Adı olmayanlar “ortaklar/şeriklerdir”. Ortakların da adı vardır ama onlar bu şirketin sahibi değil sadece hissedarıdır. Şirket açısından hissedarlar “üçüncü şahıs” tır. Sermayenin yüzde yüzüne de sahip olsa, bir gerçek şahsın adı, anonim şirketin adı olamaz. Bu kişi veya kişiler, firmayı tabiri caizse “babalarının çiftliği” gibi yönetemez. Yetkileri sınırlıdır. En önemlisi “şirketin kasası” ortakların “cebi” değildir. Girişimciler anonim şirketlerin kurucusu olur ama sahibi olmaz. Bunu içselleştirmemişlerse halka açılmamakla dürüst davranmış olurlar.
CORPORATION VEYA ANONİM ŞİRKET
Konunun ince ayrıntılarının açıklanmasını ve tartışmasını hukukçulara bırakıyorum. İşin bu kısmı beni aşar. Ben bildiklerimi anlatmakla yetineceğim. Anonim (isimsiz) şirket bir Avrupa icadıdır. Corporation (yapay vücut) ise bir ABD tasarımıdır. Bunlar benzerdir ama aynı şey değildir. Ortak özellikleri “hissedarlar” ile “firma” arasında bir sorumsuzluk duvarı olmasıdır. Ne anonim şirket, hissedarın kendi namına yaptığı işlemlerden, ne de hissedar anonim şirketin yaptıklarından sorumludur. Anonim şirket hissedarları, firma batarsa sadece koydukları sermayelerini kaybeder. Vergi dairesine, bankalara ve de üçüncü şahıslara karşı bundan başka bir mali yükümlükleri yoktur. Halka açılan şirketlerden hisse alanların hukuki durumu budur. Hem hissedar hem de yönetim kurulu üyesi olanların durumu farklıdır. Belli şartlarla onlar şahsi mal varlıkları ile firmanın yükümlülüklerinin müşterek borçlusu addedilir. Kıssadan Hisse: Büyük hissedarların yönetim kurulunda yer almadığı anonim şirketlerden hisse alma.
TEMETTÜ DAĞITMAYA NİYETİ OLMAYAN ANONİM ŞİRKET HALKA AÇILMAMALIDIR
Anonim şirketlerin özellikle yatırım finansmanında diğer şirket türlerine göre çok önemli bir üstünlüğü vardır. O da “halka açılma” yani ihtiyacı olan parayı “para piyasasından” değil “sermaye piyasasından” toplayabilmesidir. Para piyasasından gelen paralar (kredi veya tahvil) hem vadeli hem de faizlidir. Sermaye piyasasından temin edilen paranın ne vadesi yani geri ödeme tarihi ne de faizi vardır. İşte halka açılarak fon (para) toplamının cazibesi buradadır.Bu cazibe yüzünden gözü kara girişimciler halka açılma imkânını rahatlıkla suiistimal eder. Kâr etme potansiyeli ve edilen kârdan hisse sahiplerine adil bir kâr payı (temettü) vermeyi düşünmeyen firmalar halka açılmamalıdır. “Temettüyü boş ver, esas kazanç hisse fiyatının yükselmesiyle sağlanır” anlayışı kapitalist sistemin eşsiz bir kurumu olan “sermaye piyasasını” “kumarhaneye” dönüştürmüştür.Bu dönüşüm az sayıda çok zengin, çok sayıda az zengin ve bolca silkelenmiş keriz yaratmıştır.
SON SÖZ: Kendi alan ağlamaz.