Haritadan dev bir göl silindi

Kazakistan ile Özbekistan arasında bulunan Aral Gölü, 1960'lı yıllara kadar yaklaşık 68 bin kilometrekarelik yüzölçümüyle dünyanın dördüncü büyük gölü olarak kabul ediliyordu. Balıkçılık faaliyetleriyle bölge ekonomisinin merkezinde yer alan dev su kütlesi, birkaç on yıl içinde büyük ölçüde küçülerek modern tarihin en çarpıcı çevre felaketlerinden birine dönüştü.

Sovyetler Birliği döneminde pamuk üretimini artırmak amacıyla Amu Derya ve Sir Derya nehirlerinin suları geniş sulama projelerine yönlendirildi. Aral Gölü'ne ulaşan su miktarının giderek azalması, bir zamanlar dünyanın en büyük göllerinden biri olan bölgenin yüzey alanının yüzde 90'dan fazlasını kaybetmesine neden oldu. Bugün gölün büyük bölümü yerini geniş tuz düzlüklerine bırakmış durumda.

DEV GÖL YILLAR İÇİNDE İKİYE AYRILDI

1960'tan sonra su seviyesindeki düşüş hız kazanırken, 1980'li yıllara gelindiğinde Aral Gölü'nü besleyen iki büyük nehir bazı dönemlerde göle ulaşamaz hale geldi. 1987 yılında ise dev su kütlesi kuzey ve güney olmak üzere iki ayrı bölüme ayrıldı.

Suların çekilmesiyle birlikte limanlar ve balıkçı kasabaları kıyıdan kilometrelerce uzakta kaldı. Artan tuzluluk nedeniyle çok sayıda balık türü yok olurken, göl yatağından yükselen tuz ve tarım kimyasalları çevredeki tarım alanlarını ve insan sağlığını da olumsuz etkilemeye başladı.

KUZEY ARAL GÖLÜ'NDE KISMİ TOPARLANMA GÖRÜLDÜ

Kazakistan tarafından inşa edilen Kokaral Barajı, Kuzey Aral Gölü'nde su seviyesinin yeniden yükselmesine yardımcı oldu. Bazı balık türleri geri dönerken, bölgede balıkçılık faaliyetleri de kısmen canlandı.

Buna karşın Özbekistan tarafında kalan Güney Aral Gölü'nün büyük bölümü kurumuş durumda. Uzmanlar, Aral Gölü'nün yaşadığı dönüşümün insan müdahalesinin doğal ekosistemler üzerindeki etkisini gösteren en çarpıcı örneklerden biri olmaya devam ettiğini belirtiyor.