Haritalar yeniden çizilecek: Bir ülke dolusu insan kayıp

Bilim insanları, küresel metropollerin büyüme hızının doyuma ulaştığını ve kentsel sistemlerin bir yaşam döngüsü izlediğini ortaya koydu. Yeni modele göre, 2100 yılında megakentlerde yaşaması beklenen nüfustan tam 450 milyon daha az insan bu şehirlerde yaşayacak.

Bilim insanları tarafından gerçekleştirilen yeni bir küresel araştırma, dünyanın en büyük metropollerinin büyüme hızına ilişkin ezberleri bozdu. Bugüne kadar dev şehirlerin sürekli hızlanarak büyüyeceği yönündeki yaygın beklentilerin aksine, megakentlerin büyüme hızının tahmin edilenden çok daha yavaş olacağı ve kentsel sistemlerin belirli bir "yaşam döngüsü" izlediği ortaya kondu.

Complexity Science Hub (CSH), ETH Zürih ve Avusturya IT Disiplinlerarası Dönüşüm Üniversitesi’nden araştırmacıların yürüttüğü ve Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS) dergisinde yayımlanan çalışma, şehirleşme süreçlerinin dünya genelinde benzer ve tahmin edilebilir aşamalardan geçtiğini gösteriyor.

İNSAN SAYISI 450 MİLYON DAHA AZ OLACAK

Araştırma verilerine göre, 1975 yılında dünya nüfusunun yalnızca %11'i nüfusu bir milyonu aşan şehirlerde yaşarken, bugün bu oran %24'e yükselmiş durumda. Önümüzdeki 25 yıl içinde ise yaklaşık 1 milyar insanın daha şehirlere taşınacağı öngörülüyor. Ancak yeni geliştirilen modelleme, uzun vadeli projeksiyonlarda büyük bir sapma olduğunu ortaya koyuyor.

Mevcut doğrusal trendlerin devam edeceği varsayımıyla yapılan eski tahminlerin aksine, yeni model 2100 yılına gelindiğinde, nüfusu bir milyonun üzerindeki şehirlerde yaşayan insan sayısının 450 milyon daha az olacağını öngörüyor. Bu rakam, Amerika Birleşik Devletleri'nin mevcut toplam nüfusundan daha büyük bir nüfus farkına tekabül ediyor.

KÜÇÜK ŞEHİRLER ARADAKİ FARKI KAPATIYOR

Çalışma, büyük şehirlerin insanları sonsuza kadar aynı hızla çekmediğini, ülkelerin kalkınma düzeyine göre kentsel büyümenin yapı değiştirdiğini kanıtlıyor:

Henüz tam şehirleşmemiş ülkelerde büyük şehirler çok daha hızlı büyüyor. 1975-2025 yılları arasında Asya ve Afrika'daki milyonu aşan şehirler, kendi ülkelerindeki ortalama şehirlerden %7,3 daha hızlı büyüme kaydetti. Bunun temel nedeni; iş, eğitim ve sağlık gibi hizmetlerin bu merkezlerde yoğunlaşması olarak gösteriliyor.

Halihazırda yüksek şehirleşme oranına sahip bölgelerde ise büyük şehirlerin avantajı azalıyor. Son 50 yılda bu bölgelerdeki megakentler, ulusal ortalamayla aynı hızda büyüdü; bu durum küçük ve orta ölçekli şehirlerin de benzer hızlarda genişlemesine olanak tanıdı.

ÜRETKENLİK ARTSA DA BEDELİ AĞIR OLUYOR

Ekonomistlerin uzun süredir gözlemlediği, büyük şehirlerin getirdiği maliyet ve fayda dengesi de araştırmada somut verilerle desteklendi. ABD şehirleri üzerinden yapılan analizlere göre, 1 milyon nüfuslu bir şehirde yaşayanlar, 10 bin nüfuslu bir kasabadakilere kıyasla trafikte iki katından fazla zaman geçiriyor. Belirli hastalıklara yakalanma riski yaklaşık üç kat daha yüksek oluyor. Buna karşılık, küçük yerleşim yerlerine göre üç kattan fazla inovatif ve yaklaşık iki kat daha üretken bir ekonomik faaliyet sergiliyor.

Uzmanlar, ülkeler şehirleştikçe büyük şehirlerin ekonomiyi yukarı taşıyan bu motor gücünün kademeli olarak ivme kaybettiğini belirtti.

GELENEKSEL SINIRLAR YERİNE UYDU TEKNOLOJİSİ KULLANILDI

Araştırmada, resmi idari sınırların (örneğin New York'un sadece Manhattan veya 5 bölgeden ibaret sayılması gibi) yanıltıcı sonuçlar vermesini engellemek adına yenilikçi bir yöntem izlendi. Bilim insanları, küresel nüfusun %94'ünü temsil eden 99 ülkenin 1975-2025 yılları arasındaki uydu görüntülerini ve ABD'nin 1850-2020 yılları arasındaki 500 milyondan fazla nüfus sayımı kaydını inceledi.

Dünya yüzeyi birer kilometrekarelik hücrelere bölünerek kentsel ve kırsal alanlar net olarak ayrıştırıldı ve şehirlerin fiziksel olarak genişleme süreçleri zaman içinde canlı olarak takip edildi.