Hazar Ergüçlü ödül almak için çıktığı sahnede isyan etti

Hazar Ergüçlü, 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü aldı. Ödül konuşmasında Soma’da hayatını kaybeden madenciyi ve geride kalan çocuklarını anan oyuncunun sözleri dikkat çekti.

Adana’da düzenlenen 33. Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nde ödüller sahiplerini buldu. Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda En İyi Film Ödülü, Ali Vatansever’in yönettiği “Bir Arada Yalnız” filmine verildi.

Gecede “Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri” filmindeki performansıyla En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü Hazar Ergüçlü aldı. Ergüçlü, ödülünü kabul ederken yaptığı konuşmada madencileri, Soma’da hayatını kaybeden 37 yaşındaki Kerim Ören’i ve oğlu Yaşar’ı andı.

“MADENCİ ÇOCUKLARINI AĞLARKEN GÖRDÜĞÜMDE UTANIYORUM”

Kendi ailesinde de madencilerin bulunduğunu anlatan Hazar Ergüçlü, dedesi ve ninesinin kömür işçisi olduğunu söyledi.

Çocukluğunun kömür kokularıyla geçtiğini belirten oyuncu, madencilerin yaşadığı zorlukların kendisi için kişisel bir anlam taşıdığını ifade etti.

Ergüçlü, “Her madenci öldüğünde gözümün önüne kendi dedem, kendi ninem geliyor. Madenci çocuklarını ağlarken gördüğümde ben yaşamaktan, aldığım nefesten utanıyorum” dedi.

“YAŞAR’I GÖRÜNCE BİTTİM”

Ödül konuşmasında Soma’da hayatını kaybeden Kerim Ören’in oğlu Yaşar’dan da söz eden Ergüçlü, onu gördüğü an yaşadığı duyguyu anlattı.

Oyuncu, “Dün, 37 yaşında Soma’da hayatını kaybeden madenci Kerim Ören’in oğlu Yaşar’ı görünce bittim” ifadelerini kullandı.

Ergüçlü, madencilerin çocuklarını okutabilmek ve insanca yaşayabilmek için verdikleri emeğe dikkat çekerek, yaşanan acıların toplum olarak herkesin sorumluluğunda olduğunu söyledi.

“BİZ ADALETSİZLİKLE Mİ YAŞAYACAĞIZ?”

Konuşmasında toplumsal adaletsizliklere de değinen Hazar Ergüçlü, yaşanan acıların kendisine ağır geldiğini belirtti.

“Biz adaletsizlikle mi yaşayacağız? Biz böyle nasıl devam edeceğiz? Hep beraber, beraberce insanca yaşayamayacaksak nasıl bir toplum olacağız?” diye soran oyuncu, Yaşar’ın yaşadığı acının toplumun da sorumluluğu olduğunu söyledi.

Ergüçlü, konuşmasının sonunda Yaşar’dan özür dileyerek, “Sadece burada onu anmaktan başka bir şey yapamadığım için” dedi.

“ELİMİZDE BİR TEK UMUDUMUZ KALDI”

Hazar Ergüçlü, ödül konuşmasını umut vurgusuyla tamamladı.

Oyuncu, “Yine de elimizde bir tek umudumuz kaldı. Onu da vermeyeceğiz” diyerek sözlerini noktaladı.

Ergüçlü'nün konuşmasının tamamı:

“Bir şeylere sevinmek için çok uzun zamandır hepimiz… Bir şeylere sevinmek çok uzun zamandır hepimiz için çok zor. Her gün apayrı bir kâbusa uyanıyoruz.

Kendin olmanın böylesine tehlikeli olduğu, hatta yasaklanmaya çalışıldığı bir dönemde; herkesin tektipleştirilmeye çalışıldığı, aynı kalıba sokulmaya çalışıldığı bu yerde ve sektörümüzde emeğimin görülmesi beni çok onurlandırdı.

İçime baktım ve çok büyük bir boşlukla karşılaştım. Çok uzun zamandır o kadar çok acıya maruz kaldık ki, uyuştuk gibi hissediyorum.

Dün, 37 yaşında Soma’da hayatını kaybeden madenci Kerim Ören’in oğlu Yaşar’ı görünce bittim. Benim ninem, dedem kömür işçisiydi. Çocukluğum kömür kokularıyla geçti. Dedem bakır madenlerinde çalıştı. Her madenci öldüğünde gözümün önüne kendi dedem, kendi ninem geliyor. İnsanca yaşayabilmek için, çocuklarını okutabilmek için verdikleri emek geliyor. Madenci çocuklarını ağlarken gördüğümde ben yaşamaktan, aldığım nefesten utanıyorum.

Sadece bu adaletsizlikler bana fazla geliyor ve ne yaparsam yapayım bu üzüntüyü içimden atamıyorum.

Biz adaletsizlikle mi yaşayacağız? Biz böyle nasıl devam edeceğiz? Hep beraber, beraberce insanca yaşayamayacaksak nasıl bir toplum olacağız? Yaşar’ın çektiği acı biraz da bizim sorumluluğumuz değil mi?

O yüzden bunları söylerken Yaşar’dan özür diliyorum; sadece burada onu anmaktan başka bir şey yapamadığım için.
Yine de elimizde bir tek umudumuz kaldı. Onu da vermeyeceğiz.”