Enflasyonla mücadelede başarılı olunamaması, ekonomi yönetimini “yeni bir faiz-kur dengesi” kurmaya zorluyor. Dün gelen veriler, üretimde de beklenen canlanmanın yaşanmadığını gösterdi. Bu tablo Cumhurbaşkanı’nın ekonomi yönetimi üzerindeki baskısını artırmasına neden olabilir.
AKP Kurultayı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomiyle ilgili olumlu tablo çizmesinin piyasalara hiçbir etkisi olmadı. Bakan Mehmet Şimşek de Erdoğan’a atıfla yeni ekonomik reformlar yapılacağını söyledi ama piyasalara moral veremedi. Ekonomi yönetimi Cumhurbaşkanı’na, yılın bu döneminde, enflasyon düşerken artık ekonominin canlanmaya başlayacağını söylemişti. Cumhurbaşkanı da özel sektöre bu yönde açıklamalar yaptı ama gelinen noktada sözler yerine gelmedi.
Dün Merkez Bankası tarafından açıklanan şubat ayı kapasite kullanım oranlarına göre üretimde durgunluk devam ediyor. Kapasite kullanım oranı yüzde 74.5’e düşerken, bu oran depremin ardından, 2023 Mart ayından sonraki en düşük oran oldu.
Geçen yılın son iki ayında kapasite kullanım oranları biraz kıpırdamış, bu artış ekonomi yönetimi tarafından “canlanmanın başladığı” biçiminde ilan edilmişti. Ancak ocak ayı rakamı düşük çıktı ve dün açıklanan şubat ayı verisi iktisatçılar tarafından merakla bekleniyordu.
CUMHURBAŞKANI FAİZ İNDİRİMİ İÇİN ZORLAYABİLİR
İktisatçılar ocak verisinin düşük gelmesi üzerine “yılın sonunda işler canlanacak diye üreticiler stoğa çalıştılar” tahmininde bulunmuşlardı. Dünkü veri iktisatçıların tahminlerini doğru çıkardı. Demek ki, geçen yıl sonundaki kapasite kullanım oranları artışı, üretim canlanmasını değil, geçici bir artışı gösteriyordu. Reel kesim güven endeksi ise şubatta 102.4’e yükseldi. Mevsimsellikten arındırılmış endeks rakamı, ocağa kıyasla 0.2 puan artarak 102.8 oldu. Son üç aydaki ve mevcut toplam sipariş miktarı, genel gidişat beklentileri endeksi yükseltti. Gelecek üç aydaki üretim hacmi, sipariş miktarı, mevcut mamul mal stoku ve sabit sermaye yatırım harcama değerlendirmeleri ise azalmış göründü.
Bu tablo bize enflasyonla mücadelede istenen yolun alınamayışına rağmen üretimin henüz canlanmaya uzak olduğunu gösteriyor. Buna karşılık kredi kartı ve tüketici kredilerindeki batık oranlarındaki artış büyümeye devam ediyor. KOBİ kredilerindeki batık oranlarındaki artış da yüzde 80’e ulaştı.
Dar ve sabit gelirliler, harcamalarını mecburen kredi kartı ve kredi kullanarak yapıyor ve artık bunları bile ödeyemez hale gelmiş görülüyor. Son olarak esnaflar ve KOBİ’lerin de bu yoksullaşan kesime katıldığı anlaşılıyor.
Yaşanan zorluklara ve sıkıntılara rağmen enflasyonun yeterince düşmemesi de önümüzdeki dönemin dar gelirli için daha da kötü geçeceğini gösteriyor. Düşük yılbaşı zammı alan çalışan ve emeklilerin durumu, giderek daha da zora girecek.
İşte bu tablonun çözümü için ekonominin artık canlanması, bunun için de faiz indirimlerinin devam etmesi gerekirken, enflasyondaki başarısızlık faiz indirimlerinin önünde engel olmaya başladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tercihini sürekli olarak, enflasyondan değil büyümeden ve özel sektörden yana koyduğunu biliyoruz. Ancak bu tercih enflasyonla mücadelenin zayıflaması ve yeterince düşürülememesine yol açtı.
Buna rağmen Erdoğan’ın faiz indirimlerinin sürmesi için baskı yapması beklenirken, bu durum ekonomi yönetiminin işini iyice zorlaştıracak.