Hesap zamanı

Sevgili okurlarım, Ankara Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Melih Gökçek ya da aile bireyleri tarafından Almanya’da satın alınan çok değerli taşınmazlar, Türkiye’de büyük bir olay yarattı.

Bu olay sıradan bir vatandaşın yurt dışında mülk satın alması falan değil. Başka boyutları var.

Özellikle geçmişe yönelik boyutları.

Bu şahıs bugün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında ifade verecek. Ankara Adliyesini özellikle geçmiş yıllarda açtığı davalar nedeniyle iyi tanır!

Bu işin istatistiklerine ulaşmak mümkün olsa, açtığı yüzlerce davanın dökümünü bir görebilsek gerçekten ilginç durumlar ortaya çıkardı.

O zaman gücü kuvveti yerindeydi ve uyguladığı taktik gayet basitti! Kendisi ve aile bireyleri hakkında kim ne yazarsa yazsın, kim ne söylerse söylesin, İ. Melih mutlaka dava açar, tazminat isterdi.

Bir avukatı vardı, onun adına iş bitirir ve hemen her davayı kazanmayı başarırdı. Bu avukat günün birinde beni aradı. Herhalde araları bozulmuştu ki Melih’le ilgili bildiklerini açıklamak istiyordu. ‘Size neler anlatacağım neler’ diyordu.

Kendisiyle oturup konuşmayı ben ihmal ettim ve avukat bey hemen ardından vefat etti... Ve İ. Melih’in sırları da avukatıyla birlikte mezara girmiş oldu.

★★★

Şimdi Melih’in son Almanya vukuatını ortaya çıkaran genç ve değerli gazeteci arkadaşımız Murat Ağırel onun ve ailesinin marifetlerini anlatan iki ayrı kitap yazmışı.

Her ikisi de Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından yayınlanan kitaplar şunlar:

İlki Parsel Parsel Ankara.

İkincisi Parsel Parsel Vurgun.

Melih’i daha iyi tanımak için bu iki kitabı da mutlaka okumanızı öneririm. Kolayca okunan çok değerli kitaplar bunlar...

Okuyunca belki inanmayacaksınız, ‘Bu kadarı da olmaz’ diyeceksiniz ama burası Türkiye! Olmaz yok, her şey olur.

Bu şahıs 1994 yılında (Fazilet Partisi’nden) Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi.

Koltuğa oturduğu daha ilk günlerden başlayarak herkesi, özellikle de kendisi aleyhine yazı yazan, açıklama yapan herkesi mahkemeye vermeye başladı.

Başta gelen hedeflerinden biri de bendim!

Beni de sindirip korkutmaya çalışıyordu ki kendisi hakkında bildiklerimi yazmayayım!

★★★

Şimdi size basit bir örnek vereyim. Bir gece yakın dostumuz Neşe-Murat Karayalçın’ların evine gitmiştik. Gece saat 24 dolaylarında artık evimize dönüyoruz. Apartman kapısından dışarıya adım attığımız anda gözümüze parlak ışıklar tutuldu. Karşımızda ışık nedeniyle yüzlerini göremediğim beş altı kişi vardı ve iki kamera birden çalışıyordu. Pusu kurmuşlardı.

Kendi kendime “Eyvah, gittik’ diyebildim... Çünkü sık sık siyasi cinayetler işleniyordu.

Ekipten biri sordu... “Ne yaptınız Karayalçın’ın evinde, niçin geldiniz?.. Şimdi nereye gideceksiniz?.. Başkanımızla ilgili bir şey yazma bundan sonra...”

Eşim Tansel Çölaşan hukukçu. Danıştay’da çok üst düzeyde bir hukuk insanı. Bu çakallar sürüsüne bağırmaya başladı...

Nitekim kameramanlar dahil hepsinin belediye personeli olduğu daha sonra ortaya çıktı.

“Siz kimsiniz ki bizim yolumuzu kesiyorsunuz... Eşkıya mısınız, dağ başı mı burası... Sizi buraya gönderen Melih’e söyleyin, biz sizin gibilerden korkacak insanlar değiliz...”

Güruh sinmişti. Işıkları söndürdüler, kameralarını toplayıp gittiler. Polisi aradık, Ankara’daki nöbetçi amiri olay yerine geldi ve bizden ricada bulundu:

“Emin Bey biz tutanak hazırlarız ama işin içinde bu adam varsa hiçbir şey çıkmaz.”

Komiser doğru söylüyordu çünkü hiçbir şey çıkmadı. Adamın devlet katında dokunulmazlığı vardı.

★★★

İlkinden bir süre sonra Murat Ağırel’in ikinci kitabı çıktı. ‘Parsel Parsel Vurgun. Melih’in marifetleri bu kitapta da anlatılıyordu. Neler yapmış neler...

Ama onun üzerine gitmek kolay iş değildi. Herkesi korkutmuştu.

Ankara, Türkiye’nin kalbi Ankara resmen yağmalanıyordu. Bu yağmadan payına düşeni Fetö dahil bütün cemaatler, tarikatlar, eş dost, partili müteahhitler de alıyordu. Ankara kapış kapış gidiyordu.

Bu süreçte Gökçek ailesi korkunç bir servet elde etmişti. Ankara’da süper lüks çeşitli villalar, araziler, televizyon kanalları (Beyaz TV) vesaire...

Çeşitli ülkelerden sağlanan hurda dinozorlardan oluşan ANKA Park’a tam 801 milyon dolar para akıtmıştı.

Hesabını soran yoktu. Kendi partisi olan AKP’deki namuslu siyasetçiler bile ürkmüş, karşı çıkabilen olmuyordu.

Sadece bir tek mert adam Bülent Arınç bu rezaletlere karşı çıktı, İ. Melih’in Ankara’yı parsel parsel sattığını söyleyebildi.

★★★

Peki sonra neler oldu? Melih, yukarıda söz ettiğim parsel parsel kitapları nedeniyle Murat Ağırel’i herkese yaptığı gibi mahkemeye verebildi mi?

Hayır, veremedi. Savcılığa şikayet dilekçesi verdi, itirazı reddedildi. O kararın kaldırılması için yeni bir dilekçe daha verdi ama o da reddedildi.

İkinci kitap için de bir şey yapamadı.

İşte onun için diyorum, bu kitapları lütfen ve mutlaka okuyunuz. Karşınıza öyle bir siyasetçi, öyle bir Ankara tablosu çıkacak ki gerçekten şaşıracaksınız.

Evet, bu İ. Melih pilavı daha çook su kaldıracak.

İzleyin göreceksiniz.

Yazarın Diğer Yazıları