Hücrede 2 kitap yazdı iddianame yazılamadı
O; Hasan Akgün. Erdoğan’ın İBB Başkanı olduğu 1994’ten bu yana tam 7 kez üst üste seçildi. 7.5 aydır hapiste. Silivri’de SÖZCÜ’ye konuştu. “Suçum ne, niye yatıyorum?” diye sordu.
CHP’li belediyelere yönelik soruşturmalar kapsamında 3 Haziran 2025’te tutuklanan Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün SÖZCÜ’nün sorularını yanıtladı. Akgün, yaklaşık 7.5 aya ulaşan Silivri’deki tutukluluğunu, yarım asırlık hizmet yolculuğunu, şeffaflık anlayışını ve yaşadığı hukuki süreci şöyle anlattı:
ALNIM AK, BAŞIM DİK
“Belediyecilik ve şehir yönetiminde yarım asrı aralıksız geride bıraktım. Bu yarım asırlık yolculukta 7 kez üst üste halkımızın oylarıyla seçilerek belediye başkanlığı yaptım.
Yarım asırlık hizmet sürem boyunca verilemeyecek tek bir hesabım olmadı, olamaz. Alnım açık, başım dik. Çünkü belediye yönetimimi tam bir şeffaflık ilkesi üzerine kurdum.
Yedi dönemlik belediye başkanlığımın yüzde doksanı muhalefet döneminde geçti. 2003’ten bu yana, ortalama her ay denetlenen bir belediye başkanı olmaktan daima onur duydum.
UMUT DA BU DAL GİBİ YOLUNU BULUR
“Duvarın dibinde bir sabah ansızın küçük bir dal belirdi. Ne kimse onu oraya dikmişti ne de büyümesi için özel bir çaba harcanmıştı. Birkaç santim boyundaydı; incecik, kırılgan, rüzgâr esse savrulacak gibi. Şimdi o birkaç santimlik sıska dal, bir metre boyunda. Kökleri betonu delip geçmiş, dalları güneşi selamlıyor. Umut da tıpkı o dal gibi, bir gün mutlaka yolunu bulur.
ADALET GELECEK
7.5 aydır iddianame bekliyorum. Neden burada tutulduğumu hâlâ bilmiyorum. Eğer ülkemizde adalet ve demokrasi gerçek anlamıyla işliyor olsaydı, bugün burada değil; şehrimde, büyük bir sorumlulukla ve kararlılıkla yürüttüğümüz kentsel dönüşüm çalışmalarının başında olur, demir parmaklıklar ardında olmazdım.
Bu süreyi bekleyerek değil, üreterek geçirdim. Burada bulunduğum zaman diliminde 13’üncü ve 14’üncü kitaplarımı tamamladım. Bunlardan ilki; 1700’lü yıllardan günümüze, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan Türk yerel demokrasisini ele alan bir çalışmadır.
Diğer kitabım ise, yarım asırlık belediyecilik yaşamımı, 12 Eylül darbesi dâhil, yaşadıklarımın tümünü kapsayan geniş bir biyografidir.
Bu 7.5 ayı, büyük Marmara depremine hazırlık için Büyükçekmece’de yürüttüğümüz kentsel dönüşüm çalışmalarının başında geçirmeyi isterdim. Bu süreç elbette sona erecek. Yüce Türk milleti, adaletin, hukukun ve barışın hâkim olduğu bir yaşam düzeyine ulaşacaktır. Bundan hiçbir şüphem yoktur. Ben de yarım asırlık birikimimle, şehrime ve ülkeme yeniden canla başla hizmet etmeyi sürdüreceğim.”
46 yıllık bir ömür ortaklığı
Hatice Akgün ve Hasan Akgün’ün 4 Aralık 2025’te evlilik yıldönümüydü. Hasan Akgün o gün şunları yazdı: “Kader arkadaşım, gönül yoldaşım Hatice Hanım... Tam 46 yıllık bir ömür ortaklığı... Ve ne yazık ki bu yıl, ilk kez bu özel günü birbirimizden uzakta geçiriyoruz...”
109 yaşında ölen anneme gideceğim
Dışarıya çıktığınızda ilk ne yapmak istersiniz?
İlk önce, 109 yaşında rahmete kavuşan annemi ve babamı, eşim, çocuklarım ve torunlarımla ziyaret edeceğim. Onların huzurunda, aldığım terbiye ve inançla bu millete hizmet etmeye devam edeceğimi söyleyip duamı yapacağım. 50 yılımı aralıksız biçimde halkımın hizmetine adadım. Şehircilik ve yerel demokrasi alanında önemli bir tecrübe edindim. Bu ülkeye hizmetten başka bir niyetim, başka bir yolum olmadı.
Hasan Akgün kızlarıyla
Serçeleri uçurdum karınca besledim
“Cezaevinde yaz boyunca serçe yavrularıyla küçük hikâyelerimiz oldu. Odamın bahçesine düşen, henüz uçamayan yavru kuşları büyütüp uçurmak için elimden geleni yaptım. Canlılara duyduğum sevgiyle onları bir bebek gibi büyütmenin ve özgürce uçurmanın mutluluğunu yaşadım. Kahvaltılarımı çoğu zaman aynı masada, onlarla birlikte yaptık. Şimdi artık kuşlar yok. Şimdilerde 8–10 küçük karınca var. Sevdiklerini fark ettiğim elma kabukları ve peynir kırıntılarıyla onları besliyorum. İki–üç elma kabuğu koyduğum yerden başka hiçbir yere gitmiyorlar.”
Erdoğan başkanken daha laik ve demokratik bir ortam vardı
Hasan Akgün neden hedef oldu?
Yedi kez üst üste halkın oylarıyla seçilmiş olmam, görev sürem boyunca ortaya koyduğumuz başarı, şehircilikte 3–4 kat yerine 20–30 kat isteyen anlayışlara karşı durmam, şu an burada tutulmamın nedenleri arasında sayılabilir. Bu uzun başkanlık dönemimde; halkın malı olan sahil, kumsal ve kamu alanlarının işgal edilmesine hiçbir zaman izin vermedim. Kaçak yapılaşmaya göz yummadım.
O GÜNLERİN TÜRKİYE’Sİ
1994 ile 2025 arasındaki fark nedir?
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’yken zaman zaman, koordinasyon toplantıları yapılırdı. Bu toplantılarda kentin genel sorunları ele alınır, belediyeler arasında ortak akıl oluşturulmaya çalışılırdı. Sahip olduğum tecrübe nedeniyle, bu toplantılarda aktif biçimde en fazla görüş bildiren ve katkı sunan isimlerden biriydim. Ancak o günün Türkiye’si ile bugünü birebir karşılaştırmak kolay değildir. O dönem, ülkemizin laik, demokratik ve parlamenter sistem içinde farklı görüşlerin daha rahat ifade edilebildiği bir dönemdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan 1994’te İBB Başkanı seçildiğinde Hasan Akgün Büyükçekmece Belediye Başkanı’ydı. Hasan Akgün o dönemi laik, demokratik ve parlamenter sistem içinde, farklı görüşlerin daha rahat ifade edildiği bir dönem olarak hatırlıyor.
Sadece adalet ve hukuk istiyorum
SÖZCÜ aracılığıyla kamuoyuna ne mesaj vermek istersiniz?
Çevresi ateş çemberiyle kuşatılmış olan Türkiye’nin, günlük hesaplardan uzaklaşıp ortak akılla hareket etmesi zorunludur. Ben adalet istiyorum, hukuk istiyorum. Beni seçen halkıma hizmet etmek istiyorum. Bu ülkeye, hizmetten başka bir yolum olmadı. Geç gelen adalet, adalet değildir. Bu toprakların ihtiyacı açıktır: Birlik, sağduyu ve ortak akıl. Türkiye’nin geleceği için herkesin sorumluluk alması gerekir.