Ülkeyi korku sardı! Önüne gelen savunma sistemini satın alıyor
Yaklaşık 200 yıldır savaş karşıtı olan ve "Huzur ülkesi" olarak bilinen İsveç savunma sanayii alanına para yağdırıyor. Son olarak ülke yeni hava savunması sistemleri aldı.
1814 yılından bu yana (Napolyon Savaşları'ndan beri) hiçbir savaşa doğrudan katılmayan İsveç, Ukrayna savaşından sonra NATO'ya katılmıştı. Ortadoğu'daki yaşananlarında etkisiyle İsveç, savunma sanayii alanına para akıtmamaya başladı.
İsveç modern savaş ortamında giderek artan hava tehditlerine karşı savunma hattını güçlendirmek amacıyla iki dev savunma sanayii hamlesine imza attı.
İsveç Savunma Malzeme İdaresi, BAE Systems ile yaklaşık 180 milyon dolar değerinde bir sözleşme imzalayarak Tridon Mk2 hava savunma sistemlerini envanterine katmaya hazırlanırken, aynı zamanda Saab ile 2,6 milyar kronluk kapsamlı bir İHA karşıtı sistem alımı için mutabakata vardı.
HAVA SAVUNMASI TRİDON MK2'YE EMANET
İngiliz devi BAE Systems tarafından teslim edilecek olan ve bir kamyon üzerine entegre edilen 40 mm’lik Tridon Mk2 sistemleri, çok katmanlı bir koruma vaat ediyor. İnsansız hava araçlarından seyir füzelerine, savaş uçaklarından zırhlı kara hedeflerine kadar geniş bir yelpazede angajman kabiliyeti sunan sistem, esnek yapısıyla dikkat çekiyor.
DRON TEHDİDİNİ SAAB KALKANI İLE DELECEKLER
Hava savunma ağını tamamlayıcı bir diğer adım ise Saab’dan gelecek 2,6 milyar kronluk teknoloji yatırımı oldu. Hem askeri birlikleri hem de kritik sivil altyapıları hedef alan drone tehditlerini bertaraf etmek için tasarlanan bu yeni sistem, düşük irtifada seyreden küçük ve orta boy İHA’ları tespit edip etkisiz hale getirebilecek.
İsveç, özellikle son yıllarda savaşların seyrini değiştiren insansız araç teknolojilerine karşı katmanlı ve sarsılmaz bir savunma yapısı kurmayı hedefliyor.
I VE II. DÜNYA SAVAŞINDA TARAFSIZ KALMIŞTI
1814 yılından bu yana (Napolyon Savaşları'ndan beri) hiçbir savaşa doğrudan katılmayan İsveç, I. ve II. Dünya Savaşı sırasında bile resmen tarafsız kalmıştı. Bu uzun barış süreci, İsveç’in dünyada "barışçıl" ve "savaş karşıtı" bir ülke olarak tanınmasını sağladı. Soğuk Savaş döneminde de "barışta ittifak dışı, savaşta tarafsız" ilkesini benimsedi.
Ancak günümüzde, özellikle Rusya tehdidiyle birlikte, savunma harcamalarını hızla artıran, ordusunu modernize eden ve askeri ittifakların merkezinde yer alan stratejik bir "savunma ülkesine" dönüştü.