İçeride 10 dakikadan fazla kalanları ölüme götürüyorlar
Göz kamaştıran devasa beyaz yapısıyla dünyanın en büyüleyici köşelerinden biri gibi görünse de ardında saniyeler içinde akciğerleri iflas ettiren ölümcül bir tuzak barındırıyorlar. Yerin tam 300 metre altındaki bu gizemli odada sıcaklığı 58 derecede sabitleyip nemi yüzde 99'a kadar tırmandırdılar.
2000 yılında keşfedilen Kristal Mağarası, Meksika'nın Chihuahua eyaletindeki Sierra de Naica Dağı'nın yaklaşık 300 metre (984 feet) altında bulunuyor. Dünyanın en büyük kristallerinden bazılarına ev sahipliği yapan mağara, eşsiz görüntüsünün yanı sıra son derece tehlikeli koşullarıyla da dikkat çekiyor.
Dağın derinliklerinde U şeklindeki bir odada yer alan mağara, yaklaşık 30 metre uzunluğunda ve 10 metre genişliğinde. İçerisi, tavandan zemine kadar uzanan devasa, bulut beyazı selenit kristalleriyle kaplı.
Mağaradaki en büyük kristallerden biri yaklaşık 12 ton ağırlığında, 1 metre genişliğinde ve 11,4 metre uzunluğunda. Bu dev kristal, ortalama bir insanın boyunun altı katından daha uzun.
Dünyanın en tehlikeli mağaralarından biri
Kristal Mağarası, etkileyici görüntüsüne rağmen halka açık değil. Bunun nedeni, mağaranın içindeki sıcaklık ve nem seviyelerinin insan yaşamı için ciddi tehlike oluşturması.
Mağaranın sıcaklığı yaklaşık 58 derece Celsius'ta sabit kalırken, nem oranı yüzde 90 ile 99 arasında değişiyor. Burası, koruyucu ekipman olmadan adım atanları 10 dakika gibi kısa bir sürede ölümün kıyısına sürükleyecek kadar ekstrem koşullara sahip; çünkü aşırı sıcaklık ve nem, akciğerlerde sıvı birikmesine yol açıyor.
Bu nedenle mağarada araştırma yapan ekipler, temiz hava sağlayan solunum cihazları ve yüksek sıcaklığa dayanıklı özel kıyafetler kullanıyor. Bu ekipmanlar sayesinde mağarada kalma süresi yaklaşık 10 dakikadan 15 ila 60 dakikaya kadar çıkarılabiliyor.
Koruyucu ekipman bile tüm riskleri ortadan kaldırmıyor. Kristallerin yüzeyleri son derece pürüzsüz ve yoğun yoğuşma nedeniyle kaygan. Üstelik kristallerin yapısında bulunan alçı, Mohs sertlik ölçeğinde yalnızca 2 puanlık bir sertliğe sahip. Bu nedenle bazıları 50 metrik tondan daha ağır olan dev kristaller, üzerine uygulanan basınç karşısında kırılabiliyor veya yer değiştirebiliyor.
Dev kristaller nasıl oluştu?
Sierra de Naica Dağı'ndaki mağara sisteminin oluşumu yaklaşık 26 milyon yıl öncesine uzanıyor. Yeryüzünün altında biriken magma, çevresindeki kayaçlara baskı uygulayarak zamanla dağın oluşmasına yol açtı.
Dağın içindeki mağaralar ise uzun süre boyunca sıcak ve kalsiyum sülfat bakımından zengin sularla dolu kaldı. Bu koşullar, kristallerin olağanüstü boyutlara ulaşmasına zemin hazırladı.
Kalsiyum sülfat farklı mineraller oluşturabilse de Naica mağara sisteminde baskın mineral, şeffaf bir alçı türü olan selenit.
Mağaralarda ayrıca anhidrit adı verilen başka bir mineral de bol miktarda bulunuyordu. Dağın oluşumundan sonraki dönemde, sıcaklığın çok yüksek olduğu zamanlarda anhidrit yatakları meydana geldi. Ancak suyun sıcaklığı zamanla düştükçe anhidrit daha az kararlı hale geldi ve yavaş yavaş çözünmeye başladı.
Sıcaklık yaklaşık 58 dereceye ulaştığında, çözünmekte olan anhidritten suya yeterli miktarda kalsiyum ve sülfat karıştı. Böylece alçı kristallerinin oluşması için uygun koşullar ortaya çıktı.
Kristallerin devasa boyutlara ulaşmasında ise mağaradaki suyun sıcaklığının çok yavaş düşmesi önemli bir rol oynadı. Yaklaşık 120 metre aşağıda bulunan Kılıçlar Mağarası'nda sıcaklık daha hızlı değiştiği için çok sayıda ancak daha küçük kristal oluştu. Kristal Mağarası'ndaki yavaş soğuma ise daha az sayıda kristalin çok daha uzun süre büyümesine olanak sağladı.
Araştırmacılar, kristallerin neden bu kadar büyük boyutlara ulaşabildiğini anlamaya çalışırken önemli bir faktörün, kristallerin yüz binlerce yıl boyunca mineral bakımından zengin suların içinde kalması olduğunu düşünüyor. Tahminlere göre bazı kristaller yaklaşık 500 bin ila 1 milyon yıl boyunca büyümeye devam etti.
Kristallerin içinde binlerce yıllık mikroplar bulundu
Kristal Mağarası, yalnızca jeolojik yapısıyla değil, bilim insanlarının burada yaptığı sıra dışı keşiflerle de dikkat çekiyor.
2017 yılında mağarada araştırma yapan bir NASA mikrobiyolog ekibi, kristallerin içindeki sıvı kapanımlarında mikroplar tespit etti. Kristallerin içinde yaklaşık 50 bin yıl boyunca hapsolduğu tahmin edilen bu mikroorganizmalar laboratuvar ortamında yeniden canlandırıldı.
Araştırmacılar, mikropların kristallerde bulunan manganez ve demir yataklarından beslenmiş olabileceğini düşünüyor.
Kristallerin kaderini madencilik belirledi
Naica Dağı'nın çevresi kurşun, çinko ve gümüş açısından zengin olduğu için bölge uzun yıllardır madencilik faaliyetlerine sahne oluyor.
Kristal Mağarası 2000 yılında keşfedilmiş olsa da daha sığ konumda bulunan Kılıçlar Mağarası, 1910 yılında madenciler tarafından keşfedildi. Mağara, sonraki yıllarda çeşitli müdahalelere ve kristallerin çıkarılmasına maruz kaldı.
Mağara sistemlerine ulaşabilmek için önce içlerini dolduran mineral bakımından zengin suların tahliye edilmesi gerekiyordu. Maden şirketleri bu amaçla mağaralardaki suyu dışarı pompaladı ve bölge yakınlarında yapay bir göl oluştu. Pompalama işlemi sırasında yaklaşık her 40 dakikada bir olimpik yüzme havuzu büyüklüğünde su mağaralardan çıkarıldı.
Ancak suyun çekilmesi, mağaralarda bulunan dev kristaller açısından da risk oluşturdu. Suyun sağladığı kaldırma kuvvetinin ortadan kalkması, bazı büyük kristallerin kendi ağırlıkları altında çatlamasına veya çökmelerine yol açabilecek bir ortam yarattı.
Dahası, suyun çekilmesi kristallerin doğal büyüme sürecini de durdurdu.
Bölgedeki madencilik faaliyetleri 2015 yılında sona erdi. Bunun ardından mağaraların yeniden yavaş yavaş suyla dolmasına izin verildi.
Su seviyesi yükselmeye devam etse de henüz Kristal Mağarası'na ulaşmış değil. Suyun geçmişteki seviyesine yeniden ulaşıp ulaşmayacağı da kesin olarak bilinmiyor.
Bilim insanları ise suyun bir gün mağaraya yeniden ulaşmasını umut ediyor. Böyle bir durumda mineral bakımından zengin sular, dev kristallerin yeniden büyümesine ve zaman içinde zarar gören yapıların onarılmasına yardımcı olabilir.