İmamoğlu: Mert olun yeter, namertlik beş para etmez

İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 414 sanıklı İBB Davası'nın 21. günü, savunmalarla devam ediyor. Bugün savunması dinlenen KİPTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kurt’un savunması tamamlandı. İmamoğlu ise Kurt’a yönelttiği sorularının ardından “Bu sorular iddianamede bahsedilen yapının ne kadar ‘demokratik’ olduğunu göstermek açısından önemli” diyerek suçlamaları tiye aldı. İmamoğlu salondan götürülürken izleyicilere, "Hepinizi çok seviyorum. Mert olun yeter, namertlik beş para etmez" dedi.

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu İBB Davası'nın duruşması 21. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No'lu salonda, devam ediyor.

Beyoğlu Belediyesi'ne ilişkin aralarında Başkan İnan Güney'in de olduğu, 3'ü tutuklu 7 kişi hakkındaki dosyanın bu davayla birleştirilmesi kararı sonrasında, davadaki sanık sayısı, 92'si tutuklu 414'e çıktı.

Duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu tutuklu sanıklar katıldı.

Ekrem İmamoğlu'nun oğlu Mehmet Selim İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, İBB Meclisi İştirakler ve Bağlı Kuruluşlar Komisyonu Başkanı Ertan Yıldız'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuksuz sanıklar ve avukatları da duruşmaya geldi.

ESMA BAYRAK'IN SAVUNMASI DİNLENDİ

Bugün duruşmada ilk olarak reklamcı Esma Bayrak’ın savunması dinlendi. Bayrak; eylem 13 (Kişisel Verileri Başkasına Verme, Yayma veya Ele Geçirme), eylem 30 (Kamu Kurum Kuruluşlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık) ve eylem 68 (İhaleve Fesat Karıştırma, Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık) kapsamında yargılanıyor.

"‘KİMSEYE BU KONUDA ALAN AÇMAYIN’ DERDİ”

Ardından KİPTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kurt’un savunmasına geçildi. Kurt’un savunmasının tamamlanması ardından çapraz sorgusu yapıldı. Sorgu sırasında Ekrem İmamoğlu da söz alarak soru sordu. İmamoğlu ile Kurt arasında geçen diyalog şu şekilde:

Ekrem İmamoğlu: Sayın Başkan, değerli heyet. Ali Bey’e birkaç soru soracağım. Açıkçası bir soru da şimdi ekledim, onu da sormak istiyorum. Hatta o soruyla başlamak istiyorum. Savcı Bey’in de sorduğu soruya belki dolaylı bir cevap olur diye düşünüyorum. Altı yıl boyunca - buraya gireli bir yıl kabul edersek - herhangi bir kişi için, herhangi bir projede ‘Şuna özel bir indirim yapın, bir daire alsın ya da bir yer alsın’ gibi bir talebi sana ilettim mi, Ali Bey?

Ali Kurt: Kesinlikle etmediniz. Bir anekdot anlatmak istiyorum, önemli. Bize o kadar çok - bu arada parti gözetmeksizin söylüyorum - talep geldi ki… Bakın, ilk göreve geldiğimde eski Sağlık Bakanlığı’ndan biri aradı. Sayıştay’la ilgili hep şunu dedik Sayın Başkan, Sayın Savcı: ‘Allah’tan bize Sayıştay’ı gönderdiler.’ İnsanları kırmak da zor oluyor; her imtiyaz isteyene şöyle dedik: Başkan Bey’e de söyledim ya; her siyasi arıyor, herkes arıyor, kampanya vesaire için arıyor. ‘Biz de Sayıştay var, denetimdeyiz kardeşim, hiçbir ayrıcalık yapamayız’ diye kibarca herkesi reddettik. Ekrem Başkan bu konuda benden daha hassastır; çok sert uyarıları da olmuştur: ‘Kimseye bu konuda alan açmayın’ diye. Çünkü onu aşıp da gelmek isteyenler de olur ama biz böyle bir şey yapmadık; olmadı yani.

“SOSYAL KONUT PROJELERİMİZİ HAYATA GEÇİRMEYE VAKTİMİZ YETMEDİ”

Ekrem İmamoğlu: Şimdi bir yorum gibi olacak ama Sayın Başkan… Aslında bu bir yorum değil; biraz kapsayıcı bir değerlendirme. Soru-cevabın niteliğini artırması açısından değerli olduğunu düşünüyorum. Hiç kimse için ne bir projeden indirim, ne ‘burs verilsin’ diye özel bir not, ne birine ‘yardım verilsin’ diye özel bir not ne de ‘şu kişiyi işe alın’ diye bir talebi altı yıl boyunca hayatımın hiçbir evresine sokmadım. Hiçbir arkadaşımdan da böyle bir talepte bulunmadım. Ama personel ya da çalışan arkadaşlarımızla ilgili hep arayışımız oldu, öyle değil mi Ali Bey?

“Sosyal konut yapabilir miyiz? Hatta Anadolu’nun bir yerinde yazlık site bile çalışabilir miyiz? Nitelikli yöneticilerin yazın gidip oraya katkı sunabileceği bir proje geliştirebilir miyiz?” gibi çok yönlü bazı fikirlerimi sizinle paylaşmıştım. Her ne kadar geliştirememiş olsak da, çalışanlarımız için kamu zararı oluşturmadan böyle bir şey yapabilir miyiz diye konuştuk; kimlerden talep toplanır vesaire dedik ama pandemi nedeniyle geliştiremedik. Bunu da teyit eder misiniz?

Ekrem İmamoğlu: Evet. Buradan şu konuya geçmeden önce şunu söylemek isterim: Ali Bey’i pürdikkat dinledim; her arkadaşımı dinlediğim gibi, Sayın Başkan, sayın heyet. Özellikle sürekli şunu dile getirdi Ali Bey: “Meclis’te kabul edilmedi, Meclis’te onay çıkmadı ya da Meclis’te statüsü yeşil alana dönüştürüldü” gibi birtakım eylemleri ifade etti. Orada, en başta belirtilmediği için yanlış anlaşılabilecek bir husus var.

Aslında dikkat çekmek istediği nokta, ilk beş yıl mecliste Cumhuriyet Halk Partisi grubunun azınlıkta olmasıydı. Dolayısıyla, örneğin “yeşil alana dönüştürüldü” dediği proje; önceki yönetim döneminde imarı değiştirilmiş, konut projesine dönüştürülmüş bir yerdi. Sırf KİPTAŞ burada zarar etsin diye - açık ifade edeyim - burası yeşil alana dönüştürüldü. Biz göreve geldikten 4-5 ay sonra yaşandı bu. Ancak daha sonra dava süreçleriyle düzeldi, yeni kararlar alındı.

Ali Kurt: Aynen öyle. Hatta Maltepe’deki gibi, Sayın Heyet. Oranın da yaklaşık 66–70 milyon TL’lik borcunu yine biz ödedik. Adeta “Çin işkencesi” gibi; hem yeşil alana çevirdiler hem borcunu bize ödettiler. Çekleri öyle vadeli kesmişler ki bizim döneme denk geldi. O 1,2 milyarın içinde o da vardı.

İMAMOĞLU Tİ'YE ALDI

Ekrem İmamoğlu: Bir de suç duyurularımızın içinde olan bir yer burası. Çünkü burada kısa sürede yapılan bir alım-satım işlemiyle yaklaşık 60 milyon dolar fazla ödeme yapılmış. Statüsü netleşmemişken bir fiyatla alınan yer, çok daha yüksek bir bedelle kuruma satılıyor. Belgeleriyle mevcut; onu kendi ifademde paylaşacağım.

Dolayısıyla “Meclis değiştirdi” ifadesi, oradaki siyasi çoğunluğa işaret etmek içindi. Yanlış anlaşılmasın diye bunu açıklamak istedim.

Şimdi bir başka konuya geçmek istiyorum. Bu diyalog önemli; çünkü söz konusu “örgüt liderinin” nasıl bir yapı kurduğunun anlaşılması açısından da kıymetli. Ali Bey, siz işe nasıl başladınız? İşe alım süreciniz nasıl gelişti? Kısaca anlatır mısınız?

Ali Kurt: Şöyle oldu: Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık benim eski arkadaşımdır. 2007 civarında TOKİ’de onun işvereniydik. Kayabaşı toplu konut planlarının müellifidir; iyi arkadaşımdır. Seçimden sonra bir hayırlı olsun ziyaretinde Ekrem Başkan’la tanıştık. Sohbet sırasında İBB’de yapılması gerekenler üzerine konuşurken Başkan, “Benimle çalışır mısın?” dedi. Ben de zaten TOKİ’den ayrılmayı düşünüyordum; kabul ettim.

Sonrasında insan kaynaklarıyla ve danışmanlarla görüşmeler yaptım. Ardından KİPTAŞ Genel Müdürlüğü teklif edildi. Devlet memuru olduğum için istifa ederek geldim. Süreç böyle gelişti.

Ekrem İmamoğlu: Evet. KİPTAŞ, talebin yoğun olduğu bir kurumdur; bunu da belirtelim. Ali Bey göreve başladıktan sonra, sizin ekibinize yönelik olarak - “şunu işe alın, bunu işten çıkarın” gibi - herhangi bir talebim ya da dayatmam oldu mu?

Ali Kurt: Kesinlikle olmadı Sayın Başkanım. KİPTAŞ’a geldiğimizde üst kadro zaten büyük ölçüde ayrılmıştı. Mevcut kadroyla bir süre devam ettik, sonra eksikleri tamamladık. Farklı kaynaklardan ekip kurduk. Yapılanmayı size sunduk, siz de hızlı hareket etmemizi söylediniz. Eski yöneticilerin çoğuyla çalışmaya devam ettik. Hiç kimseyi keyfi şekilde işten çıkarmadık. Disiplin sorunu olanlarla ise gereğini yaptık.

Ekrem İmamoğlu: Yüklenici firmalar üzerinden de çok konu gündeme geldi. Herhangi bir firma için “şununla çalışacaksınız” gibi bir yönlendirmem oldu mu?

Ali Kurt: Kesinlikle olmadı. Hatta sizin önerinizle yüklenici portföyünü genişletmek için bir portal açtık. KİPTAŞ’la çalışmak isteyen herkes buradan başvurabildi. Bu da şeffaflığı artırdı.

Ekrem İmamoğlu: Bu süreçte KİPTAŞ markası da zarar gördü. Kurumların korunması kamunun sorumluluğudur. Ancak bu süreçte ciddi şekilde örselendi. Bunun yanı sıra çalışanların aileleri de olumsuz etkilendi.

Masumiyet karinesi, yargı sürecinin sonuna kadar korunmalıdır. Ancak ne yazık ki insanlar hakkında “rüşvet”, “irtikap” gibi ifadeler kolayca kullanılıyor. Bu son derece üzücü ve yıpratıcı.

Son olarak şunu sormak isterim: Size herhangi bir siyasi görev için teklifim oldu mu?

Ali Kurt: Oldu. 2024 yerel seçimleri öncesinde bazı ilçeler için değerlendirmemi istediniz. Ben de uygun olmadığımı düşündüğümü söyledim. Siz de bunu olgunlukla karşıladınız.

Ekrem İmamoğlu: Bunu şunun için sordum: İddianamede bahsedilen yapının ne kadar “demokratik” olduğunu göstermek açısından önemli. Ayrıca kişisel yaşam alanlarının bu kadar detaylı incelenmesi de dikkat çekici. Umarım aynı hassasiyet başka konularda da gösterilir.

Adem Soytekin’in arkadaşından Ali Kurt’a “CHP’lilere 75 daire” iddiası sorusu...

İtirafçı Adem Soytekin’in arkadaşı tutuksuz sanıklardan Nezahat Kurt da Ali Kurt’a soru sordu. Ali Kurt ile Nezahat Kurt arasında geçen diyalog şu şekilde:

Nezahat Kurt: Pardon Sayın Başkan, heyecanlıyım, kusura bakmayın. Tutuksuz sanıklar arasında ilk soru soracaklardan biriyim.

Ben Ali Kurt ile aynı operasyon kapsamında tutuklandım. Bahse konu ALK firmasının Pendik Arkatlı Evler projesinde tek yetkili satış firması benim şirketimdir. Şirketin tek sahibiyim, herhangi bir ortağım yoktur. Zaten kendisiyle aynı anda tutuklandık. O dönemde herhangi bir etkin pişmanlık süreci de yoktu. Tutuklandıktan sonra yaklaşık 1 ay ben de cezaevinde kaldım; hatta Kütahya’ya sevk edildim.

İki sorum olacak. Savunmamda detaylı anlatacağım ama şimdiden sormak istiyorum.

Ali Bey, satışlardan birkaç gün önce, ALK firmasından değil de KİPTAŞ personelinden fiyat ve stok listesini nasıl alıyorum? Yasemin Gürsel ve satış sorumlusu Serhat Durdu tarafından bana e-posta ile gönderildi.

Ali Kurt: Böyle bir şey kesinlikle olmadı. Ek 26’da da gösteriyorum; ilk fazdaki satış kuyrukları ve tüm süreç dosyada mevcut. İlk fazda 1.001 adet satışa ilişkin veri vardır. Serhat Durdu’nun ifadesinde de açıkça geçiyor: “İlk satışlarda tahsis edilen 100 daireye rağmen 107 daire satıldı, mükerrer satışları biz düzelttik.”

Benim bilgim dahilinde böyle bir liste paylaşımı olmadı. Açık söylüyorum; benim bilgim dışında da hiçbir personel böyle bir listeyi paylaşmaya cesaret edemez. Böyle bir işlem yapılmamıştır. Zaten sözleşmeye göre satış yetkisi yüklenici firmadadır; bu sorunun muhatabı da yüklenicidir.

Nezahat Kurt: Ancak tarafıma gelen bir e-posta var. Bu liste bana daha önce hiç ulaşmamıştı.

Mahkeme Başkanı: Yani sizin bilginiz dahilinde gönderilmiş bir e-posta yok, doğru mu?

Ali Kurt: Kesinlikle yoktur.

Nezahat Kurt: Bunu şu nedenle soruyorum Sayın Başkan: Biz satış ofisi olarak süreci KİPTAŞ personeliyle birlikte yürüttük. Aynı eylem kapsamında yargılanıyorum ve bu nedenle 1 ay tutuklu kaldım.

Projede 604’ü konut olmak üzere yaklaşık 1.000 bağımsız bölüm var. Diğer dairelerin satışında tek yetkili bendim ve tüm satış süreçlerini ben ve ekibim yönettik. Hakedişlerime ilişkin belgeleri de savunmamda sunacağım.

Ancak iddianamede yer alan 100 daire ve belirtilen daire numaralarının hiçbiri benim tarafımdan satılmamıştır. Bunu açıkça ifade ediyorum: Ne benim firmam ne de personelim bu satışları gerçekleştirmiştir.

Diğer tüm dairelerde yoğun bir satış trafiği vardı; gelen müşterilere birebir hizmet verdik. Ancak iddianamede geçen bu dairelerle hiçbir ilgimiz yoktur.

Ben bu 100 dairenin satışını yapmadım ama projede tek yetkili satış firmasıyım. Bu satışların KİPTAŞ Genel Müdürlüğü’nde yapıldığı iddia ediliyor. Bu konuda bilginiz var mı?

Ali Kurt: Soruyu bana yöneltiyorsanız, şöyle cevap vereyim:

Projede noter işlemleri KİPTAŞ’ta yapılmış olabilir; bu birçok projede olağan bir durumdur. Ancak sözleşmelere baktığınızda, Pendik Arkatlı’da vatandaşlarla yapılan sözleşmelerin hiçbirinde KİPTAŞ’ın imzası yoktur. Yetki, sözleşme gereği yüklenici firmaya devredilmiştir.

“Listeyi şuradan aldım, buradan aldım” denebilir; ancak benim bilgim dahilinde böyle bir işlem yoktur. Bu konunun belge üzerinden değerlendirilmesi gerekir.

Nezahat Kurt: Anladım Sayın Başkan. Ben de savunmamda gerekli tüm belgeleri sunacağım.

Mahkeme Başkanı: Yanlış söyleniyor, benim hakimlik sürem 12 yıl

Ayrıca Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan, görev süresine ilişkin tartışmalara dair avukat beyanlarına yanıt verdi. Aylan, “Kim diyorsa yanlış söylüyor. Benim hakimlik sürem 12 yıl, 8 yıl da avukatlığım var" dedi.

Duruşma yarın, Kurt’un avukatlarının savunmasıyla devam edecek. İmamoğlu ise salondan götürülürken izleyicilere seslenerek, "Hepinizi çok seviyorum. Mert olun yeter, namertlik beş para etmez" dedi.