ING'den kritik Türkiye raporu: Faiz indirimi için tarih netleşti

Uluslararası finans devi ING, Türkiye ekonomisine yönelik yayımladığı son raporda Merkez Bankası'nın faiz indirim patikası, enflasyon hedefleri ve dolar/TL kuru için dikkat çeken öngörülerde bulundu.

Küresel finans kuruluşu ING, "Monitoring Turkey" başlıklı yeni değerlendirme raporunda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) önümüzdeki döneme ilişkin para politikası adımlarını mercek altına aldı. İç talepteki belirgin yavaşlama ve enflasyon üzerindeki yukarı yönlü baskıların hafiflemesine dikkat çekilen raporda, faiz indirimlerinin yeniden gündeme geleceği bir takvim paylaşıldı.

SON ÇEYREKTE İKİ İNDİRİM SİNYALİ

Raporda, TCMB'nin likidite adımlarının ardından eylül ayındaki Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tutacağı öngörülüyor. Banka analistleri, son çeyrekte ise 100’er baz puanlık iki ayrı indirim hamlesi bekliyor. Bu senaryoya göre politika faizinin 2026 sonunda yüzde 35’e gerileyeceği tahmin edilirken, piyasa beklentilerinin ise yüzde 34,50 seviyelerine kadar çekildiği vurgulanıyor.

ENFLASYON VE BÜYÜME BEKLENTİLERİ

Ağustos ayı enflasyon verilerinin düşüş eğilimini desteklediğini ancak dezenflasyon sürecinin yavaş ilerlediğini belirten ING, 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 29,2 olarak açıkladı. Yılın ilk yarısında yüzde 2,5 büyüyen Türkiye ekonomisinde, tüketimdeki ivme kaybı nedeniyle yıl geneline ilişkin yüzde 3,0’lük büyüme hedefi üzerinde aşağı yönlü risklerin arttığı kaydedildi.

DOLAR/TL VE REZERV TABLOSU

Finansal piyasalardaki toparlanmaya değinilen raporda, TCMB’nin brüt rezervlerinin 188,2 milyar dolarla güçlü bir seviyeye ulaştığı ve mevduattaki dolarizasyon oranının yüzde 38,5’e gerilediği ifade edildi. Banka, döviz kuru tarafında önemli bir sapma beklemediğini belirterek dolar/TL parite tahminlerini 2026 sonu için 52, 2027 sonu için ise 63 olarak korudu.

OVP HEDEFLERİNE MERCEK ALTI

Yeni Orta Vadeli Program (OVP) kararlarını da inceleyen kurum, 2027 yılı enflasyon hedefinin yüzde 9’dan yüzde 21’e çıkarılmasını kritik bir revizyon olarak değerlendirdi. Programdaki yüksek büyüme patikasının cari açık ve kamu harcamaları üzerindeki etkilerine işaret edilerek, hedeflenen makroekonomik dengelenmenin sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri bulunduğu aktarıldı.