İnsanlar son günlerde bu köye akın ediyor: Köye girenler farkı hemen hissediyor
Fransa'nın Loir-et-Cher bölgesindeki Trôo köyü, etkisini artıran sıcak hava dalgaları nedeniyle yeniden ilgi odağı haline geldi. Yüzyıllar önce kayaların içine oyularak inşa edilen mağara evler, dışarıdaki bunaltıcı sıcaklığa rağmen yıl boyunca yaklaşık 20 derece sıcaklıkta kalıyor. Bu doğal özellik sayesinde birçok evde klima kullanılmasına gerek duyulmuyor.
Ülke genelinde sıcaklıkların 35 derecenin üzerine çıktığı günlerde Trôo'nun kaya evleri hem ziyaretçilerin hem de uzmanların dikkatini çekiyor. Kalın kaya tabakaları, içerideki sıcaklığı doğal olarak sabit tutarken kış aylarında da ısı kaybını azaltıyor. Bu nedenle mağara evler, iklim değişikliğine karşı enerji tasarrufu sağlayan geleneksel mimarinin başarılı örneklerinden biri olarak gösteriliyor.
SICAKLIK YIL BOYUNCA YAKLAŞIK 20 DERECEDE KALIYOR
Köyde yaşayanlar, dışarıda sıcaklık 35 dereceyi aşsa bile evlerin içinde sıcaklığın yaklaşık 20 derecede kaldığını belirtiyor. Bunun en büyük nedeni, yapıların metrelerce kalınlıktaki kaya kütlesinin içine oyulmuş olması. Kaya, yazın serinliği korurken kışın da doğal yalıtım görevi görüyor.
Trôo'da bugün hâlâ kullanılan mağara evlerinin yanı sıra kilometrelerce uzunlukta yer altı tünelleri de bulunuyor. Köy, Fransa'da tarih boyunca "troglodit yerleşimleri" olarak bilinen kaya yerleşimlerinin en iyi korunmuş örnekleri arasında yer alıyor.
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE BİRLİKTE İLGİ ARTIYOR
Fransa'da sıcak hava dalgalarının daha sık ve daha uzun sürmesiyle birlikte Trôo gibi doğal serinlik sağlayan yerleşimlere ilgi de artıyor. Yerel yetkililer, son yıllarda köyü ziyaret eden turist sayısında belirgin artış yaşandığını, birçok kişinin enerji tüketmeden serin kalabilen bu evleri yakından görmek istediğini belirtiyor.
Uzmanlar ise Trôo'nun yalnızca tarihi bir köy olmadığını, aynı zamanda geleceğin sürdürülebilir yaşam çözümlerine ilham verebilecek doğal bir mimari örneği sunduğunu ifade ediyor. Kaya içine oyulmuş bu evler, modern soğutma sistemlerine ihtiyaç duymadan konforlu yaşam alanları oluşturmanın mümkün olduğunu gösteriyor.