İran avantaj olarak görüyordu, en büyük açığı oldu! Füze şehirlerinden dumanlar yükseliyor
İran’ın yeraltı füze şehirleri bir zafiyet haline geldi. ABD ve İsrail güçleri yeraltı üslerinin üzerinde nöbet tutarak füze rampalarını ateş açmak için yüzeye çıktıkları anda imha ediyor.
İran'a yönelik ABD/İsrail ortak saldırısı 6. gününe girdi. Savaşan güçlerin kapasiteleri hem Türkiye'de hem de dünyada tartışılıyor.
Yıllardır hava saldırılarından korkan İran, devasa füze cephaneliğini inşa ettiği yeraltı sığınaklarında sakladı ancak işler İran'ın istediği gibi gitmedi.
The Wall Street Journal'da yer alan habere göre; ABD ve İsrail savaş uçakları ile silahlı insansız hava araçları bu sığınakların üstünde devriye geziyor ve füzeleri taşıyan rampalar ateş etmek için dışarı çıktıkları anda hedef alıyor.
Savaşın başından bu yana uydu görüntülerinde "füze şehirleri" olarak adlandırılan sığınakların girişlerinde imha edilen füzelerin dumanı tüten kalıntılarını görülüyor.
"İRAN'IN SALDIRI KAPASİTESİ ZAYIFLADI İDDİASI"
Savaşın başından bu yana İsrail'e ve Basra Körfezi'ndeki ABD üslerine 500'den fazla füze fırlatan İran'ın saldırılarının azaldığı iddia ediliyor.
Bu durum ABD ve İsrail operasyonlarının Tahran'ın saldırı kapasitesinin zayıflaması olarak okunuyor.
Orta Doğu'daki en üst düzey Amerikalı komutan Amiral Brad Cooper bir video brifingde şu ifadeleri kullandı: "İran'ın geriye kalan balistik füze kabiliyetini tamamen ortadan kaldırmak için son rampaları avlıyoruz ve İran'ın bize ve ortaklarımıza saldırma gücünün giderek azaldığını görüyoruz."
Hava operasyonlarını yöneten ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının Çarşamba günü paylaştığı verile göre İran'ın füze fırlatma oranı dört gün içinde yüzde 86 seviyesinde düştü.
Analistler Tahran'ın elinde kalan binlerce kısa ve orta menzilli füze stokunun hala yer altı üslerinde olduğunu tahmin ediyor. Bu tesislerin konumlarının çoğu ABD ve İsrail ordusu tarafından önceden biliniyor.
"MOBİL DEĞİL VE VURULMASI DAHA KOLAY"
Uzmanlar yer altı füze şehirleri konseptinin temel bir kusura sahip olduğunu savunuyor. James Martin Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Çalışmaları Merkezi'nden Sam Lair bu durumu "Bir zamanlar mobil ve bulunması zor olan şey artık mobil değil ve vurulması daha kolay" sözleriyle açıklıyor.
İran'ın hava savunma bataryalarının büyük ölçüde etkisiz hale getirilmesi operasyonları kolaylaştırıyor. ABD ve İsrail yavaş hareket eden gözetleme uçaklarını bilinen üslerin üzerinde uçuruyor. Jetler veya silahlı insansız hava araçları sadece yer altından bir hareketlilik gördüklerinde saldırıya geçiyor. Bu strateji İran'ın fırlatma kabiliyetini sınırlandırmada etkili oluyor.
Şiraz şehri yakınlarındaki üslerin defalarca vurulduğu rapor ediliyor. Martin Merkezi tarafından paylaşılan ticari uydu fotoğrafları ilginç detaylar sunuyor. Bir kanyona çıkarılan mobil rampaların füzeleri ateşlemeden önce imha edildiği görülüyor.
Savaşın başındaki görüntülerde imha edilen rampaların yanında kırmızımsı bir duman tabakası göze çarpıyor. Bu duman füzelerden sızan nitrik asit yakıtına işaret ediyor. Çıkan yangının kanyon boyunca yayıldığı anlaşılıyor. İsfahan yakınlarındaki bir başka tesiste ise yoldaki bir krater dikkat çekiyor. Bu iz savaş uçaklarının bir fırlatma aracını hedef aldığı ancak ilk saldırıda isabet ettiremediği ihtimalini güçlendiriyor.
İsfahan'daki aynı bölgenin ertesi gün çekilen fotoğrafları yer altı tesisinin girişlerinin ağır bombardıman altında kaldığını gösteriyor. Sığınak delici mühimmat kalıntıları tünel girişlerinin çevresinde görülebiliyor. Sam Lair sosyal medya üzerinden yaptığı değerlendirmede girişlerin çöküp çökmediğinin henüz net olmadığını ifade ediyor. Kirmanşah yakınlarındaki bir başka üssün giriş yollarının da ağır bombalarla hedef alındığı gözlemleniyor. İran hala silahlı insansız hava araçları ve seyrek füze atışlarıyla karşılık veriyor. Rejimin devrilme tehlikesiyle karşılaşması durumunda en güçlü füzelerini son çare olarak kullanmak üzere sakladığı tahmin ediliyor.
"HİÇ KİMSE İRAN'IN CEPHANELİĞİNİ SAYAMAZ"
Analist Decker Eveleth İran cephaneliğinin tam miktarının bilinmemesinin Tahran için bir avantaj olduğunu belirtiyor. Eveleth "Hiç kimse onların cephaneliğini sayamaz, bu da ne kadar süre dayanabilecekleri konusunda büyük bir belirsizlik yaratıyor ve bu durum onlara yardımcı oluyor" diyor. Tahran yönetimi füze fırlatma yetkisini yerel komutanlıklara devretmiş durumda. Bu yöntemle merkezi liderliğe yapılacak saldırıların sistemi felç etmesi önleniyor. İranlı komutanlar imha edilen füzelerin yerini hızla doldurabileceklerini söylese de yeni rampalar inşa etmenin zorluğu biliniyor. ABD operasyonları daha çok güney bölgelerine odaklanırken İsrail uçakları kuzeydeki tesisleri vuruyor.
Tebriz ve Horgo gibi stratejik bölgelerdeki tünel girişlerinin hava saldırılarıyla çöktüğü uydu verileriyle doğrulanıyor. Bu saldırıların sistematik bir dalga halinde yürütüldüğü ifade ediliyor. Eski bir füze uzmanı olan Colin David süreci şu şekilde açıklıyor: "Bu saldırılar her seferinde birkaç hedefi yok eden dalgalar halinde gerçekleştiriliyor ve çok sayıda dalgadan sonra üsler yüzey yapılarının kaybı nedeniyle etkinliklerini yitiriyor." İran geçmişte yer altı silolarından füze fırlatma videoları yayınlamıştı. Ancak uzmanlar teknik zorluklar ve siloların yeniden kullanımındaki engeller nedeniyle Tahran'ın yer altından doğrudan fırlatma fikrini büyük ölçüde terk ettiğini savunuyor.