İTO Başkanı: Türkiye sanayide sıçrama potansiyeline sahip

İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye’nin erken sanayisizleşme tuzağına düşmemesi için sanayi ekosisteminin korunması, yeniden tasarlanması ve güçlendirilmesi gerektiğini belirterek katma değerli üretim ve ihracat odaklı büyümenin önemine dikkat çekti.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, "Erken sanayisizleşme tuzağına düşmeden Türkiye'nin sanayi ekosistemini mutlaka muhafaza etmeli, yeniden tasarlamalı, güçlendirmeliyiz." ifadesini kullandı.

İTO'dan yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Avdagiç, Türkiye olarak sanayi merdivenlerini çıkmanın ötesine geçip bir sanayi sıçraması yapacak potansiyele sahip olunduğunu belirtti.

Erken sanayisizleşme tuzağına düşmeden Türkiye'nin sanayi ekosistemini mutlaka muhafaza etmesi, yeniden tasarlaması ve güçlendirmesi gerektiğini belirten Avdagiç, "Böylece küresel üretim zincirinin orta halkasında sıkışıp kalmaktan kurtulup daha üst sıralara çıkabiliriz." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye ekonomisinin orta vadeli büyüme performansına ilişkin Avdagiç, "Türkiye ekonomisinin orta vadeli büyüme performansının sürdürülebilirliği için katma değerli üretim ve ihracat temelli bir büyüme kompozisyonunu güçlü şekilde tahkim etmemiz gerekiyor." yorumunu yaptı. Avdagiç, bunu yapmaya da ihtiyaç olduğunu ancak böylece küresel üretim zincirinin orta halkasında sıkışıp kalmaktan kurtulup ilk sıralara çıkılmasının mümkün olabileceğini vurguladı.

SAVUNMA SANAYİSİNİN ÖNEMİ

İTO Başkanı Avdagiç, "28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'ı bombardımanıyla bölgemizde yeni bir savaşın fitili ateşlendi. Gücü elinde tutanlar, hiçbir hukuk kuralı tanımıyor." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın riyasetinde Türkiye'nin ilk günden beri aldığı vaziyetin, sorunları suhuletle çözüme kavuşturma çabalarının önemli olduğunu vurgulayan Avdagiç, "Türkiye bir yandan bölgesinde çıkan ateşi söndürmeye çalışıyor diğer yandan bu ateşin kendisine sıçramaması için doğru, kararlı ve soğukkanlı adımlar atıyor." açıklamasını yaptı.

Avdagiç, Türkiye’nin son 20 yılda savunma sanayisinde elde ettiği mesafenin öneminin bir kez daha anlaşıldığını, ülkemizin bu gücü ve köklü diplomasi geleneğiyle coğrafyamızda bir istikrar ve barış adası olduğunu kaydetti.

Enerji piyasalarındaki gelişmelere dikkati çeken Avdagiç, "Önce İsrail saldırganlığı, ardından İsrail ve ABD'nin başlattığı savaş sebebiyle Orta Doğu'da artan gerilim, enerji piyasalarında hızlı bir reaksiyona neden oldu." açıklamasında bulundu.

Petrol fiyatlarının yeniden yükseliş eğilimine girmesinin küresel enflasyonu yeniden tartışmaya açtığını belirten Avdagiç, şunları kaydetti:

"Genel tabloya bakıldığında bu savaş yalnızca askeri bir kriz değil. Aynı zamanda enerji güvenliği, küresel ekonomi ve büyük güç rekabetinin kesiştiği bir jeopolitik sınav. Bu nedenle savaşın seyri yalnızca Orta Doğu'nun değil, dünya ekonomisinin ve uluslararası sistemin yönünü de belirleyecek. Türkiye, ne yazık ki dünya jeopolitik risk haritasının tam merkezinde. Üç tarafımızda sıcak savaş ya da çatışma ortamı devam ediyor. Dolayısıyla, dünyadaki birçok ülkeye göre jeopolitik risklerden kaçınılmaz olarak daha fazla etkilenebiliyoruz."

TÜRKİYE, BÖLGEDE DENGEYİ KORUYAN BİR AKTÖR

Avdagiç, Türkiye'nin bölgesel rolüne ilişkin, ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşta bölgesel dengeyi koruyan bir aktör rolü oynadığını vurguladı.

Avdagiç, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın, hariciyemizin, kısaca Türkiye aklının ortaya koyduğu yaklaşımın, ülkemizin çıkarlarını en üst düzeyde koruyan bir yaklaşım olduğunu belirtmeliyim." açıklamasını yaptı.

Yılın geri kalanına ilişkin Avdagiç, "Kısaca enerji fiyatlarının seyri ile birlikte küresel finansal koşullar ve iç talepteki dengelenmenin hızı; yılın geri kalanında ekonomik görünümü şekillendiren faktörler olacak." değerlendirmesinde bulundu.

Avdagiç, ekonomik görünümü belirleyecek üç temel soruya da dikkat çekerek, şöyle devam etti:

"Üç soruya, yani birincisi enflasyonun düşüş hızının korunup korunamayacağı, ikinci olarak enerji fiyatları ve jeopolitik gelişmelerin maliyetler üzerindeki etkisi ve üçüncüsü para politikasının ne ölçüde sıkı kalacağı sorularına verilecek cevaplar, bizim için çok önemli. Bu üç faktörün seyri, Türkiye ekonomisinin 2026 yılındaki büyüme ve istikrar dengesini belirleyen temel parametreler olacak."

Avrupa Birliği ile ilişkilere de değinen Avdagiç, "Ticaret Bakanlığımızın AB ile yakın diyaloğunun sonucunda oluşan Türkiye ile mevcut Gümrük Birliği'nin anılan politika çerçevesi içinde tanınmasını olumlu görüyoruz." ifadesini kullandı. Avdagiç, açıklamasını şöyle tamamladı:

"AB ile ticaret, Türkiye için vazgeçilmez karakterini koruyor. Dolayısıyla bu pazarın ihtiyaçlarına yönelik yüksek teknolojili yeni tedarik üssü olma hedefini dış ticaret politikasının odağı haline getirmek zorundayız. Türkiye olarak bu konudaki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Bu yeni gelişmeler, Türkiye aleyhine rekabet avantajı oluşturma riskini ortadan kaldıracaktır. AB ile yürütülen gerçekçi, yapıcı ve sonuç alıcı çalışmaları için Ticaret Bakanı Ömer Bolat'a ve emeği geçenlere teşekkür ediyorum."