Japonlar evinde tutmuyor, Türkler ise depoluyor: İşte o 6 eşya
Japonlar, mutluluğun anahtarını kapının önüne koydukları fazlalık eşyalarda buldu. Küçük boyutlu evlerde devasa bir ferahlık yaratmayı başaran Japon bilgeliği, evdeki her gereksiz eşyanın zihnimizde de bir yer işgal ettiğini savunuyor. Ancak genellikle onların evde tutmadığı bu 6 eşya, Türkler tarafından "lazım olur" düşüncesiyle depolanıyor.
Dünyanın en disiplini halklarından biri olarak bilinen Japonlar, yaşam alanlarını sadece bir barınak değil, ruhun dinlendiği bir sığınak olarak görüyor. Metrekaresi oldukça küçük olan Japon evlerinin her zaman ferah ve huzurlu görünmesi ise bir tesadüf değil, tamamen bir yaşam felsefesinin sonucu.
Türk toplumunda genellikle "bir gün lazım olur" diyerek saklanan ve adeta bir depo kültürüne dönüşen eşyalar, Japon evlerinde kapı dışarı ediliyor.
"ANISI VAR" DENİLEN HURDALAR
Japon felsefesine göre, köşede tamir edilmeyi bekleyen kırık bir vazo veya çalışmayan bir saat sadece fiziksel yer kaplamakla kalmıyor, aynı zamanda zihinde sürekli bir yük oluşturuyor. "Bir ara yaptırırım" düşüncesinin yarattığı bu gizli stres, evin enerjisini aşağı çekiyor.
Japon bilgeliği, altı ay boyunca tamir edilmeyen bir eşyanın bir daha asla onarılmayacağını savunuyor.
BANYO DOLAPLARINDAKİ SESSİZ TEHLİKE
Sağlık ve hijyen konusunda oldukça hassas olan Japonlar, banyo dolaplarını her üç ayda bir titizlikle denetliyor. Açıldıktan sonra ömrünü tamamlamış kozmetik ürünler, maskaralar ve son kullanma tarihi geçmiş ilaçlar evlerde asla barındırılmıyor.
Sadece kalabalık yapmadığı, aynı zamanda ciddi sağlık riskleri taşıdığı gerçeğiyle hareket eden Japonlar, bu alanı sadece taze ve güvenli ürünlere ayırıyor.
HAVLU VE ÇARŞAF TAKIMLARINDA MİNİMALİST KURAL
Türk evlerinde dolaplar dolusu havlu ve çarşaf takımı biriktirmek bir gelenek olsa da, Japon evlerinde bu durum tam tersine işliyor. Kişi başına genellikle sadece iki takım kuralı uygulanıyor; biri kullanılırken diğeri yedek olarak tutuluyor. Onlarca takım çarşaf biriktirmenin yarattığı ütü ve yerleştirme yükünden kurtulan Japonlar, az ama sevilen takımları kullanarak hem dolaplarda hem de zihinlerde yer açıyor.
MUTFAKLARIN GİZLİ DÜŞMANI PLASTİK POŞET YIĞINLARI
Mutfak çekmecelerinin klasiği haline gelen "poşet içinde poşet" biriktirme alışkanlığı, Japon ev kültüründe kesinlikle kabul görmüyor. Çevre duyarlılığını ön planda tutan Japonlar, alışverişlerini kendi bez çantalarıyla yaparak eve naylon poşet girmesini engelliyor.
ÇEKMECEDEKİLER "DERT" OLUYOR
Eski cep telefonları, bozuk şarj kabloları ve çalışmayan kulaklıklar çekmecelerin en büyük düşmanı olarak görülüyor. Bir daha asla kullanılmayacak olan bu elektronik atıklar, içerdikleri kimyasallar nedeniyle hem çevreye zarar veriyor hem de zihinsel bir kalabalık yaratıyor. Japonlar bu tür hurda eşyaları hızla geri dönüşüme kazandırarak, evlerindeki teknolojik kirliliğin önüne geçiyor ve yaşam alanlarını sadeleştiriyor.