Kaderi değiştiren 22 gün 22 gece

Osmanlı Devleti, 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’nda büyük toprak kaybına uğradı.

İkinci büyük toprak kaybı, 1912-1913 Balkan Savaşı’nda gerçekleşti.

Üçüncü büyük toprak kaybı ve çöküş, 1914-1918 yıllarında Birinci Dünya Savaşı’nda yaşandı.

1683’te İkinci Viyana bozgunuyla başlayan ve 238 yıldır devam eden çekilme durdurulamamıştı...

★★★

İngiltere Başbakanı Lloyd George, 22 Mayıs 1920’de kendinden o kadar emindi ki...

“Türkiye sahneden siliniyor diye üzülecek değiliz” diyordu.

★★★

Türk Ordusu’nun savaşacağını, kimse tahmin etmiyordu.

Askerler, çıplak denilecek kadar kötü giydirilmişti.

Cephedeki birliklerin elbiseleri çok eskimiş, yama yama olmuştu.

Çıplak ayaklı çok sayıda er vardı.

Askerlere taze sebze yedirilemediğinden, bol sirke verilerek hastalıklar önlenmeye çalışılıyordu.

Yunan ordusu ise gelişmiş İngiliz malzemeleriyle donatılmıştı.

Gıda, doktor, ilaç sıkıntısı yoktu.

★★★

Böyle bir atmosferde...

Afyon 13 Temmuz, Kütahya 17 Temmuz, Eskişehir 20 Temmuz 1921’de işgal edilir.

Mustafa Kemal 18 Temmuz 1921’de, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa’yla cephede görüşür.

Ve savaş tarihinin en riskli geri çekilme emrini verir.

100 kilometrelik bir alanın Yunan kuvvetlerine terk edilerek, Sakarya Nehri doğusuna çekilme...

Böyle bir çekilmede, tarihte dağılmayan ordu pek yoktur.

★★★

Bu çekilme emri üzerine...

ABD’nin İstanbul Askeri Ataşesi, sevinçle Eskişehir’e gelir.

İstanbul’daki Yüksek Komiserliğe çok kısa bir telgraf çeker:

“Türkler bitmiştir.”

★★★

Cephede bulunan Halide Edip, 21/22 Temmuz gecesini şöyle anlatır:

“Mustafa Kemal Paşa’nın yüzü sapsarıydı. İç ayaklanmaların en kötü günlerindeki kadar endişe içindeydi. Evet, Türk milletinin bütün acısı o yüzde toplanmış gibiydi. İçeriye girdim. El sıkıştıktan sonra, bu durumdan ne kadar üzüntülü olduğumu söyledim...”

★★★

İstanbul’da neşeye boğulan, zafer sarhoşları da vardı.

Ali Kemal, yanında oturan Sait Molla’ya alaycı bir tavırla:

“Gördün mü Molla Bey... Korkmaya gerek yokmuş. Bizim düzme kahramanlar, 10 günde perişan oldular.”

Sait Molla büyük bir huzurla, “Evet çok şükür...” dedi.

Saray yanlısı gazeteler, Yunan zaferini kutluyorlardı.

★★★

İşte böyle karanlık bir atmosferde, hainler de ortaya çıkmaya başlamıştı.

Yunan askerleri, köyleri yakıp, Türkleri katlederken Kütahya Belediye Başkanı Hüseyin Hüsnü, General Papulas’ı ziyaret etti.

Yunan komutanının başarısını kutladı.

Kütahya’yı milliyetçilerden kurtardığı için teşekkür etti.

Türkiye’deki Rumlar, zafer sarhoşu olmuşlardı.

İzmir’de Rumların ve azınlıkların düzenlediği gösteriler ve fener alayları taşkınlık düzeyindeydi.

★★★

Yunan Genelkurmay temsilcisi General Stratigos, şöyle diyordu:

“Kemalist ordunun akıbeti böyle oldu. Geriye kalan enkazın dağılması çok sürmeyecektir.”

★★★

Ve artık meydan, zafer sarhoşu İngilizlerle Yunan ordusuna kalmıştı.

Ayakta 40 yaşında bir komutan ve bir avuç Çılgın Türk vardı.

Mustafa Kemal Paşa...

★★★

18 Ağustos 1921...

Halide Edip, cephede Başkomutan’la karşılaşma anını şöyle kaleme alır:

“İşte bu küçücük odadaki adam, bütün gençliğini bir millet yaşasın diye ölümü göze aldığı kararı temsil ediyordu. Ne saray ne ün ne herhangi bir güç, onun bu odadaki büyüklüğüne yaklaşamazdı. Gittim elini öptüm.”

Evet, ne saray ne şöhret; tepeden tırnağa vatan millet sevgisi.

★★★

23 Ağustos 1921 Salı günü, Sakarya Meydan Muharebesi başlar...

Yunan General Stratigos, yazdığı raporda şöyle diyordu:

“Yunan iradesi, Mustafa Kemal’in önünde baş eğdi.”

Bu söz, Yunan ordusuyla, güneş batmayan Büyük Britanya’nın hezimetini özetlemişti.

Savaşın ustasıdır, Mustafa Kemal...

★★★

13 Eylül 1921’de zafer elde edilir.

Başkomutan, 19 Eylül günü Meclis’e gelir.

Paşa’ya, coşkulu alkışlarla Gazilik Unvanı ve Mareşallik Rütbesi verilir.

Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk...

40 yaşındadır...

★★★

Bir konuşma yapar:

“22 gün 22 gece aralıksız devam eden Sakarya Meydan Muharebesi, yeni Türk Devleti’nin tarihine, dünya tarihinde eşi olmayan bir örnek kazandırdı...”

Konuşmasının sonunda:

“Subaylarımızın kahramanlığı hakkında söyleyecek söz bulamam. Ancak, doğru ifade edebilmek için diyebilirim ki, bu savaş bir subay savaşı olmuştur.”

Muharebenin adını koyar: “Büyük Kanlı Savaş”

Yenilen Yunan ordusu, Türk Ordusu’ndan yaklaşık iki kat üstündü.

Muharebede, ön safta bulunan subayların yüzde 80’i, erlerin yüzde 60’ı şehit olur.

★★★

Fransız Le Temps gazetesi savaşın gerçek adını koyar:

“Gerçekte savaş, İngiltere ile Türkiye arasındadır.”

Fransa Özel Temsilcisi Franklin Bouillon, itiraf eder:

“İngiliz hükümetinin bütün hesaplarını alt üst ettiniz... İtiraf edeyim, bizim hesaplarımızı da...

Çünkü inanılmaz bir şey oldu, kağnı kamyonu yendi.”

Nasıl mı?

Ayağında çarık olmayan, yırtık elbiseli kahramanların, kanlarıyla vatanı yeşerterek...

★★★

Kaderin tecellisi...

Üç Mustafa...

Mustafa Kemal 40 yaşında.

Mustafa İsmet (İnönü) 37 yaşında ve Mustafa Fevzi (Çakmak) 45 yaşında...

Sakarya Zaferi, üç Mustafa’nın ve vatandan, milletten başka sevgili bilmeyen o kahramanların eseridir.

Yazarın Diğer Yazıları