Kahrolsun kâr yaşasın zarar

Devlet büyüklerinin “kâr amacı gütmeyin, halka ucuz gıda ve ihtiyaç maddeleri satın” talimatı ile hareket eden Tarım Kredi Pazarlama ve Marketçilik AŞ, 2025 yılında 4.7 milyar lira zarar etmiş. Bu zararı kapatmak üzere Tarım Kredi Kooperatifleri (Merkez Birliği) bu yavru firmasına 4 milyar lira para şırıngalamış. Böylece “Pazarlama ve Marketçilik Anonim Şirketi” Ticaret Kanunu’na göre iflas etmekten kurtulmuş. Kooperatifler, sermaye şirketi değildir. Kâr veya zarar etmez. Temettü dağıtmaz. Gelir fazlası veya açığı verir. Bunu üyeleri arasında “kooperatifle yaptıkları iş hacmine göre” paylaştırır. Ama yavru şirketleri, kâr veya zarar edebilir. Kooperatif Merkez Birliği’nden çıkan bu 4 milyar lira yavru şirketin zararını kapattığına göre, kooperatifin bir “gelir açığı”dır. Zarar üye çiftçiler arasında bölüştürülmelidir. Pek tabii böyle bir şey yapılmayacaktır. Çünkü “Tarım Kredi Kooperatifleri” gerçekte kooperatif değil bir KİT’tir (Kamu İktisadi Teşebbüsü). Zarar, dolaylı ve dolambaçlı yollarla bütçeye intikal edecektir. Yani zarar, halkın sırtına binecektir. Atalarımız ne dememiş? “Bedava ucuzluk olmaz!”. Düşündürücü bir zırva değil mi?

KÂR VE ZARAR

Başka milletlerin kâr veya zararı nasıl algıladıklarını tam bilmiyorum. Ama halkımızın özellikle ilerici kesimin, kâra iyi gözle bakmadığını biliyorum. İtiraf edeyim: “Profit is not a dirty word” (Kâr, kirli bir sözcük değildir) deyimini duyduğumda şaşırmıştım. Demek ki İngilizce konuşan ülkelerde bile halkın bir kısmı (belki de çoğunluğu) kârı; kötü, pis, kirli bir şey olarak görüyormuş demiştim. Eğer kâr pis bir sözcükse, zarar temiz olmalıydı. Al sana bir mantıki zırvalama daha. Neyse. Marxist şeriatta “kâr, emekçinin eksik ödenen ücretidir” diye bir nas vardır. Başta sendikacılar olmak üzere herkes dikkat etsin: Marxist nasta kastedilen “eksik ödenen ücret” (artık değer payı) o firmada çalışanların ödenmeyen ücreti değildir. Son tahlilde bu, ülke hatta dünya işçilerinin alamadığı ücrettir. İthal girdilerle üretim yapan firmalarda oluşan kârın önemli bir kısmı Çin, Vietnam veya Bangladeş’teki işçilere eksik ödenen ücrettir.

MAÇ KAZANMA AMACI OLMAYAN TAKIMLAR, İYİ FUTBOL OYNAYAMAZ

Hemen hemen tüm ülkeler, merkezi planlamalı sosyalizmden vazgeçmiştir. Bunun yerini, daha verimli işlediği kanıtlanan “Serbest Piyasa Sistemi” almıştır. Bu sistemin “olmazsa olmazı” piyasa oyuncularının “kâr amacı” gütmesidir. Buna KİT’ler de dâhildir. Eğer KİT’ler kâr amacı gütmezse ortaya haksız rekabet çıkar. Bu da sistemin total verimini düşürür. Türkiye’de ulusal ve yerel perakendeci zincirlerinin toplam 50 bin mağazası var. Bunlar hem geleneksel dağıtım kanalıyla hem de birbiriyle rekabet ediyor. Kartel kurarak pahalılık yarattıkları söylenemez. Cirolarına göre net kâr oranları son derece düşüktür. Bu firmalar bir yandan müşteri memnuniyetini artırmak diğer yandan kendi ayakları üstünde durmak için çabalayıp durmaktalar. Tarım Kredi Pazarlama ve Marketçilik AŞ de bu zincirlerle aynı şartlara tabi olmalıdır. Ayakları üstünde durmayı beceremiyorsa kapatılmalı veya satılabiliyorsa satılmalıdır. Ucuzluğu zararına satış değil, rekabet sağlar.

SON SÖZ: Zararlı olan zarar verir.

Yazarın Diğer Yazıları