Bütçe rakamları açıklandığında ayrıntılar üzerinde çalışmayı severim. Ayrıntılarda çok şey gizlidir. Sadece açıklanan verinin ilgili olduğu döneme değil, önceki dönemlerdeki gelişmelere de bakar sapma olup olmadığını araştırırım. Mart 2026 bütçe gerçekleşmeleri açıklanınca dikkatimi çeken hususlardan birisi ‘Mevduat Faizleri’ kalemi oldu. Çünkü son dönemde bu kalemde anormal bir sıçrama yaşanmış.
Mevduat faizi, birey veya kurumların nakit paralarını belirli bir süre boyunca banka bünyesinde tutmaları karşılığında banka tarafından ödenen faizlerdir. Genel bütçedeki böyle bir kalemin varlığı ve yüksekliği bizi; bakanlıklar veya genel bütçe kapsamındaki diğer resmi kurum ve kuruluşların nakitlerinin bir kısmını bankalarda mevduat/katılım fonu hesabında tutarak mevduat faiz geliri elde etmekte oldukları sonucuna götürmektedir.
Kamunun kısa süre içinde kullanacağı nakitleri, ödeme yapılıncaya kadar geçecek süre zarfında likiditesi yüksek getiri sağlayan uygun yatırım enstrümanlarında değerlendirmesi doğaldır, hatta gereklidir de. Ancak, kamunun nakit yönetim stratejisinin yukarıda belirttiğimiz sınır ve kapsamı aşmaması gerekir. Aşarsa, bir yandan trilyonlarca borçlanan kamunun diğer yandan mevduat hesabında neden trilyonlarca nakit kaynağı bulunduğu sorusu gündeme gelmez mi?
Bütçe gelirleri 9.1 kat mevduat faiz geliri 22.8 kat artmış
Genel bütçe gelir kalemlerine baktığımda, özellikle son dört yıllık dönemdeki kamu kurum ve kuruluşlarının mevduat faiz gelirlerindeki astronomik artış dikkat çekiyor. ‘Genel Bütçe Gelirleri’ 2021 yılından 2025 yılına kadarki dönemde 9.1 kat artış göstermişken ‘Mevduat Faizi’ gelirlerindeki artış 22.8 kat olmuştur. Dolayısıyla bütçenin mevduat faiz gelirindeki artışın sadece enflasyon ve faiz oranlarındaki yükseklikle izahı mümkün değildir. Bu artış aynı zamanda kamunun daha fazla nakit varlığını bankada mevduat hesabında tutması ile izah edilebilir.
Mevduat faiz gelirlerinin 10 milyar liradan 236 milyar liraya giden serüveni aşağıdaki tabloda açıkça görülmektedir.
Genel bütçe mevduat faiz geliri 2026 yılında her bir ayda aşağıdaki gibi gerçekleşmiş:
- Ocak 2026 dönemi: 27.6 milyar lira
- Şubat 2026 dönemi: 28.7 milyar lira
- Mart 2026 dönemi: 29.7 milyar lira
Yukarıdaki verilere göre, kamunun aylık 27.6 milyar lira faiz geliri elde etmek için ortalama 1 trilyon liranın üzerinde bir tutarın en az 32 gün vadeli mevduat/katılım hesabında tutulması gerekiyor. Buradan hareketle, kamunun öyle bir iki günlük nakit fazlasının değerlendirilmesinin ötesinde bir mevduat hesabı uygulaması olduğunu söylemek mümkün. Buna göre, kamu her ay en az bir ay vadeli olmak üzere 1 trilyonun üzerinde bir nakit tutarı mevduat hesabında tutuyor sonucu şaşırtıcı değildir.
BDDK verileri de kamunun mevduat aşkını teyit ediyor
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından yayımlanan ‘Aylık Bankacılık Verileri’ raporlarını inceledim. En son rapor Şubat 2026 dönemine ait. Bu nedenle Şubat 2026 verilerini Şubat 2025 verileriyle karşılaştırdım. Ulaştığım sonuç beni hiç şaşırtmadı.
2025 yılı Şubat ayında resmi kuruluşların mevduat/katılım fonu tutarı 613 milyar lira iken 2026 yılı şubat ayında 1 trilyon 136 milyar liraya çıkmış. Şubat 2025-Şubat 2026 dönemini kapsayan son bir yılda resmi kurumların mevduat tutarı %85.31 artmış. Bu artışın aynı dönemde yaşanan %31.53’lük enflasyonla açıklanması mümkün değil. Reel olarak kamunun mevduatları hızlı bir şekilde artmıştır.
Resmi kuruluşların TL mevduat toplamının toplam mevduat içindeki payı 2025 Şubat döneminde %3.1 iken, 2026 Şubat döneminde %4’ün üzerine çıkması da kamunun mevduata yönelimindeki reel artışı net bir şekilde ortaya koyuyor.
Kamunun nakit yönetiminde kaçaklar mı var?
Yukarıda yer verdiğimiz veriler bize şunu söylüyor: Kamu son dönemde daha fazla nakit varlığını mevduatta değerlendiriyor. Bunun sonucu olarak da daha fazla mevduat faizi geliri elde ediyor.
‘Bunun neresi kötü, ne güzel faiz geliri elde ediliyor?’ diyebilirsiniz. Kamunun borçlanmadığı bir durumda bu soru anlamlı. Sadece 2026 yılında borçlanmanın faizleri için bütçeden 2.7 trilyon lira ödenmediği bir senaryoda bu soru yine anlamlı. Ama, genel bütçe bir bütün. Gelirin, nakit varlıkların aynı havuza girmesi ve aynı havuzdan harcanması gerekir. Bunun için ‘Tek Hazine’ uygulaması söz konusu. Genel bütçeli kuruluşların bir bütün olarak nakit yönetiminin sağlıklı yapılması gerekir. Siz, yüksek faizle borç alıp sonra bu parayı daha düşük faizle mevduata yatıran basiretli bir tüccar tanıyor musunuz?
Yüksek mevduat faizi ve bunun işaret ettiği mevduatta tutulan yüksek tutarları görünce ister istemez aklımıza kamunun nakit yönetiminde, ‘Tek Hazine sisteminde kaçaklar mı var?’ sorusu geliyor aklımıza. Varsa bu kaçakların sistem içine sokulması Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın görevi. Kaçak yoksa, o zaman Maliye Bakanlığı kamunun bu mevduat aşkının rasyonel bir yönü olup olmadığını şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşmalı.