Kara delikten sağ çıktı, ölümsüz oldu
Kara delikler genellikle yaklaştıkları her şeyi yutan kozmik canavarlar olarak bilinir. Ancak yeni bir araştırma, her zaman kazananın kara delikler olmadığını ortaya koyuyor. Samanyolu’nun merkezinde yer alan dev kara delik Sagittarius A* ile ölümcül bir dansa tutuşan bazı yıldızlar, bu karşılaşmadan ağır hasar alarak da olsa kurtulabiliyor.
Yale Üniversitesi’nde doktora adayı olan Rewa Clark Bush liderliğinde yürütülen araştırma, bu tür “hayatta kalan yıldızların” sadece kurtulmakla kalmayıp, aynı zamanda daha parlak hale geldiğini ve milyarlarca yıl daha uzun yaşayabileceğini ortaya koydu.
Bush, kara deliğin yıldızlara tıpkı Ay’ın Dünya’da yarattığı gelgitler gibi bir çekim uyguladığını ama çok daha güçlü olduğunu belirtiyor. Yıldızın bu kuvvetle tamamen parçalanması mümkün. Ancak bazı yıldızlar bu sürecin bir kısmından kurtulabiliyor. Hatta bir modelde, yıldızın dış katmanının yüzde 60’ından fazlasını kaybetmesine rağmen çekirdeği sağlam kaldı ve yıldız sistemden kaçmayı başardı.
Araştırmacılar, bu tür “hayatta kalan yıldızların” sayısını belirleyerek kara deliğin ne kadar sıklıkla çevresindeki yıldızlarla beslendiğini anlamayı hedefliyor. Bu da galaksimizin merkezindeki kara deliğin nasıl bu kadar büyük kütleye ulaştığını açıklamaya yardımcı olabilir.
Araştırmacılar, bu yakın karşılaşmaları simüle eden gelişmiş 3D modeller kullandı. Sonuçlar, bu tür bir temasın yıldızda dramatik değişikliklere yol açtığını gösterdi. Yıldız, plazma şeritleri saçarak şişiyor, eski boyutunun kat kat üzerine çıkıyor ve binlerce yıl boyunca 10 kat daha parlak hale geliyor.
Ancak bu parlaklık kalıcı değil. Hayatta kalan yıldız zamanla eski formuna dönüyor ve normal bir yıldız gibi görünmeye başlıyor. Onları ayırt edebilen tek şey, kimyasal yapılarındaki izler. Kara delikle yaşanan şiddetli etkileşim, çekirdekten gelen helyum ve nitrojeni yüzeye taşıyor. Bu da yıldız ışığının tayf analiziyle tespit edilebilecek bir ipucu.
Bu çalışma aynı zamanda Samanyolu’nun merkezinde yıllardır gözlemlenen ama açıklanamayan “G nesneleri” için de yeni bir yorum sunuyor. Bu cisimler yıldız gibi hareket etseler de, kızılötesi görüntülerde yayılmış gaz bulutları gibi görünüyorlar. Hayatta kalan yıldızlar ise bu tanıma birebir uyuyor: Şişmiş, parlak ve üzeri püskürttükleri maddeyle kaplı.
Almanya’daki Max Planck Astrofizik Enstitüsü’nden Selma de Mink, bu ilişkinin heyecan verici olduğunu belirtiyor. Ancak bu yıldızları gözlemlemek kolay değil. Samanyolu’nun merkezi yıldız tozlarıyla dolu ve görünür ışığı engelliyor. Bu nedenle, GRAVITY gibi kızılötesi cihazlar sayesinde bu gizemli yıldızlar tespit edilebilir.