Kasabanın üzerine kanser yağdı: Yetkililer 10 saat izledi!
Zehirli ortamın ortasındayız ve kimse bize bir şey söylemiyor": Bask Petronor'dan sızan kanserojen gazlar yüzünden işçiler iş bıraktı, okullar tatil edildi, sokaklar boşaldı.
Bask Bölgesi'nin en büyük rafinerisi olan Petronor'dan sızan kanserojen gazlar, Muskiz kasabasını 19. Yüzyıl İngiltere'sini andıran karanlık ve zehirli bir sise boğdu.
Havaya karışan ölümcül kimyasallara rağmen yetkililerin saatlerce sessiz kalması ve birbiriyle çelişen açıklamalar yapması, krizin boyutunu daha da derinleştirdi. Perşembe sabahı başlayan ve Cuma öğleden sonraya kadar süren "görünmez sızıntı", sıradan bir sis dalgası değil; doğrudan insan sağlığını hedef alan tehlikeli bir kimyasal buluttu.
Boşalan sokaklar, maskeyle dolaşan insanlar ve tatil edilen okullar, endüstriyel kirliliğin gölgesinde yaşamaya alışmış bir kasabanın artık sabrının taştığını gösteriyor.
SINIRLARIN 40 KAT ÜZERİNE ÇIKILDI
Kriz, perşembe sabahı petrokimya tesisindeki bir benzin tankında meydana gelen teknik arızayla başladı. Yakıtın buharlaşarak atmosfere karışmasıyla birlikte, San Julián mahallesindeki ölçüm istasyonlarında benzen seviyeleri metreküp başına 100 ila 200 mikrograma (µg/m³) kadar fırladı.
Bu rakamın ciddiyeti, Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) belirlediği yıllık ortalama yasal sınırın sadece 5 µg/m³ olmasında yatıyor. Uzmanlar, havaya sadece benzenin değil; toluen ve ksilenin de karıştığını, bu karışımın (BTEX) son derece uçucu ve zehirli olduğunu belirtiyor.
DSÖ tarafından birinci sınıf (Grup 1) kanserojen olarak kabul edilen benzenin insan vücudu için "güvenli" bir dozu bulunmuyor. Madde doğrudan kemik iliğine saldırarak lösemi gibi ölümcül kan hastalıklarına yol açabiliyor.
KRİZ YÖNETİMİNDE FİYASYO
Açıkça ortada olan bu kimyasal tehlikeye rağmen, devlet kurumlarının krizi yönetme biçimi halkı paniğe sürükledi.
Geciken Uyarılar: Sızıntı sabah saatlerinde başlamasına rağmen, Bask Hükümeti olaydan tam 10 saat sonra (akşam 20:17'de) önleyici karantina tavsiyesinde bulundu. Rafinerinin acil durum sirenleri hiç çalınmadı ve halkın cep telefonlarına acil durum SMS'i (ES-Alert) gönderilmedi.
Kurumlar Arası Çatışma: Yerel polis sokaklarda megafonlarla devriye gezerek halkı evden çıkmamaları konusunda uyarırken; Halk Sağlığı Müdürü katıldığı bir radyo programında "risk olmadığını ve normal hayata dönülebileceğini" savundu. Muskiz Belediye Başkanı ise resmi devlet kurumlarıyla ters düşerek halktan sokakları boşaltmalarını istedi.
Zehirli havanın faturası anında kesildi. Kasaba halkı şiddetli baş ağrıları, göz yanması ve bilinç kaybı şikayetleriyle boğuşurken, cuma sabahı rafinerideki sözleşmeli işçiler "Zehirli ortamın ortasındayız ve kimse bize bir şey söylemiyor" diyerek iş bırakma eylemi yaptı.
Bu olay, Muskiz için münferit bir kaza değil. Sadece son iki ay içinde yaşanan üçüncü büyük kaza olması, gözleri İspanyol yasalarındaki büyük bir boşluğa çevirdi. Mevcut yasalara göre şirketler, ani ve çok yüksek miktardaki sızıntılar için değil; sadece "yıllık ortalama" sınırlarını aştıklarında cezalandırılıyor. Bu durum, Petronor gibi dev tesislerin anlık felaketlerde hukuki bir ceza almaktan kurtulmasına olanak tanıyor.
Bölgedeki akciğer kanseri ölüm oranlarının Bask ortalamasından %45'e kadar daha yüksek olması ve eski siyasilerin rafineri yönetim kurullarında görev alması (döner kapı politikası), halkın kurumlara olan güvenini tamamen sıfırlamış durumda.
HAVA TEMİZLENİYOR AMA BELİRSİZLİK SÜRÜYOR
Cuma günü saat 14:00 itibarıyla benzen seviyelerinin 2 µg/m³'te sabitlenmesiyle yetkililer karantinayı kaldırdı. Gaz rüzgarla dağılıp gitse de, kasaba halkı endüstriyel bir Rus ruletinin ortasında yaşamaktan yorulmuş durumda. Öfkesi dinmeyen yerel halk, kalıcı ve gerçek çözümler talep etmek için 1 Mart Pazar günü saat 12:00'de büyük bir protesto yürüyüşüne hazırlanıyor.