Kayseri’de 'Beyaz Ekmek' mesaisi başladı: 'Günde 500 kilogram çıkarıyorum'

Kayseri'nin Sarıoğlan ilçesinde bulunan Tuzla Gölü’nde tuz hasadı başladı. Bölge halkının "beyaz ekmek" adını verdiği tuz, geleneksel yöntemlerle çıkarılarak hem ekonomik kazanç sağlıyor hem de kuş cıvıltılarıyla dolu bir doğa manzarasında emekle yoğrulan bir kültürü yaşatıyor.

Kent merkezine 40 kilometre uzaklıktaki göl, sadece tuzuyla değil; çamuru, çevresindeki sazlıkları, mera ve tarım arazileriyle farklı ekosistemleri barındırmasıyla da dikkat çekiyor. Göç yolu üzerinde yer alan göl, 200’den fazla kuş türüne ev sahipliği yapıyor. 1993 yılında 1’inci Derece Doğal Sit Alanı ilan edilen Tuzla Gölü, Türkiye’nin yeni Ramsar alanları listesinde yer alıyor.

Bölge halkı için göl, hem doğal bir zenginlik hem de geçim kaynağı. Geçtiğimiz yıl yüksek sıcaklık ve yağış azlığı nedeniyle hasat yapılamamıştı. Ancak bu yılki üretim, hem özlemle hem de artan bir kıymetle karşılandı. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte göle gelen mahalleli, saat 10.00’a kadar çalışmalarını tamamlayıp evlerine dönüyor.

'GÜNDE 500 KİLOGRAM ÇIKARIYORUM'

30 yıldır tuz hasadı yapan Ferdi Varol (43), çocukluğundan beri gölde çalıştığını belirterek, "12 yaşından beri tuz çıkarıyorum. Bu yıl tuz çok kıymetli çünkü geçen sene hiç çıkaramamıştık. Sabah 04.30’da gelip 10 gibi işi bitiriyoruz. Günlük 10 torba, yani yaklaşık 500 kilogram tuz çıkarıyorum" dedi.

Gölde çalışırken suya batmamak için ‘helik’ adı verilen tahta ayakkabıları kullanan Varol, "Tuzları kızağa yükleyip göl kenarına taşıyoruz. Bu tuz özellikle peynir yapımında çok kullanılıyor, cıvıtmama özelliği sayesinde rağbet görüyor" ifadelerini kullandı.

Hasada ailesiyle birlikte katılan Rana Betül Varol ise sürece aktif olarak destek veriyor. “Babama yardım ediyorum. O tuzu getiriyor, biz de torbalara dolduruyoruz. Yorucu ama beraber olmak çok güzel” dedi. Ablası Beyza Varol da “Sabahları uyanmak zor oluyor ama sonra alışıyoruz. Babamın işine destek olmak beni mutlu ediyor” sözleriyle bu kültürel emeğe katılımını paylaştı.

Yüzlerce yıldır süregelen bu geleneksel yöntem, sadece bir geçim kaynağı değil; aynı zamanda aileler arası dayanışmayı ve bölge kültürünü yaşatmanın da bir yolu olarak öne çıkıyor.