Kazdıkça binlercesi çıktı, aynı delikte tam 3 farklı tür buldular
Fransa’nın güneyinde tek bir kazı alanında binlerce dinozor yumurtası ortaya çıktı. Bilim insanları, milyonlarca yıl önce ortak bir ‘kreş’ gibi kullanılan bu yuvalama alanının içinde hâlâ embriyo kalıntıları olabileceğini söylüyor…
Fransa’nın güneyinde, kış yağmurları ve yoğun çamur altında yürütülen heyecan verici bir kazı çalışması, paleontoloji dünyasında son yılların en büyük keşiflerinden birine sahne oldu. Bilim insanları, dinozorların nesli tükenmeden hemen önceki gizli dünyasını aydınlatan, adeta zaman içinde donup kalmış devasa bir yuvalama alanı keşfettiler.
Thau Lagünü yakınlarındaki Mèze fosil yatağında yapılan kazılarda, 100'den fazla sağlam dinozor yumurtası gün yüzüne çıkarıldı. Fosil bakımından zengin bu tabakanın yer altında çok daha geniş bir alana yayıldığı ve toplam yumurta sayısının binleri bulabileceği belirtiliyor.
Tek bir katmanda 3 farklı dinozor türü
Musée-Parc des Dinosaures ekibinin 30 yılı aşkın süredir geliştirdiği kabuk mikro yapısı, gözenek desenleri ve yüzey süslemelerine dayanan sınıflandırma sistemi sayesinde, alanda en az üç farklı dinozor türüne ait yumurtalar tespit edildi.
Alanda en sık rastlanan, kusursuz küresel şekle sahip ve çapı 20 santimetreyi bulan devasa yumurtalar. Bu yumurtalar, Geç Kretase döneminde Güney Avrupa'da dolaşan devasa uzun boyunlu otçullara ait.
Titanozor yuvalarının hemen yanında bulunan, daha küçük ve oval şekilli yumurtalar. Aynı kıyı ortamını paylaşan bu otçul türün varlığı, alanın ortak bir kreş gibi kullanıldığını gösteriyor.
Küçük bir etçil dinozora ait olan bu üçüncü yumurta tipi, diğerlerinden tamamen farklı, prizmatik bir kabuk mikro yapısına sahip.
Tek bir jeolojik katmanda üç ayrı türün yumurtalarının bulunması, buranın ortak bir yuvalama alanı olduğunu kanıtlıyor. Farklı dinozor grupları, araziye rastgele yayılmak yerine, her üreme mevsiminde kendileri için en elverişli olan bu güvenli bölgeye geri dönmüşler. Üstelik yumurtaların bazılarının hiç bozulmadan tamamen sağlam kalması, içlerinde embriyonik kalıntıların (dinozor cenini) korunmuş olabileceği ihtimalini tırmandırıyor.
Antik felaket yumurtaları kil tabakasına hapsetti
Yumurtaların milyonlarca yıl boyunca bozulmadan kalması, o dönem yaşanan ani bir doğal afet sayesinde gerçekleşti. Müze direktörü ve jeolog Alain Cabot'un açıklamalarına göre süreç şöyle işledi:
Dinozorlar tıpkı modern timsahlar veya kaplumbağalar gibi çukurlar kazıp yumurtalarını bıraktıktan sonra, üzerlerini çürüyen bitkiler, kum ve çamurla örterek höyükler oluşturdular. O dönemin tropikal ikliminde, çürüyen bu bitkiler kuluçka için gerekli ısıyı üretiyordu.
Yumurtalar henüz çatlamadan bölgeyi vuran ani ve büyük bir sel baskını, yuvaların üzerini kalın bir ince kil tabakasıyla kapladı.
Bu hızlı tortul örtü, kırılgan kalsiyum karbonat kabukları leş yiyicilerden, sert hava koşullarından ve fiziksel kırılmalardan koruyarak fosilleşme sürecini başlattı. Eğer bu hızlı gömülme olayı yaşanmasaydı, yumurtalar günümüze ulaşamadan un ufak olacaktı.
30 yıllık keşif hikayesi: Amatör yürüyüşten dünya markasına
Mèze fosil yataklarının keşfi aslında tam bir başarı hikayesi. Alan, 1996 yılında o dönem henüz amatör bir jeoloji meraklısı olan Alain Cabot'un kil yamaçlarda yürürken yerdeki kabuk parçalarını fark etmesiyle tescillendi.
1998: Cabot, dünya literatürüne geçen en küçük dinozor yumurtasını buldu ve bu buluş Prismatoolithus caboti adlı yeni bir yumurta türünün (oospecies) tanımlanmasını sağladı.
1999: Aynı katmanda, Fransa'da daha önce hiç izine rastlanmamış olan Struthiosaurus adlı küçük zırhlı bir dinozora ait kemikler bulundu.
Dünya genelindeki fosil yataklarında genellikle sadece yumurtalar bulunur ve bilim insanları bu yumurtaların hangi dinozora ait olduğunu tahmin etmek zorunda kalır. Mèze'yi eşsiz kılan ise, iskelet kalıntıları ile yumurta tiplerinin aynı alanda bulunması sayesinde, hangi yumurtanın hangi türe ait olduğunun çok daha büyük bir bilimsel güvenle eşleştirilebilmesidir.