Bu kristali doğa kendisi oluşturmuyor: Bir felaketten ortaya çıkmış
Bazı kristaller yapısı gereği normal bir kristale benzer ve özelliği yoktur. Ama bazılarını da diğerlerinden tamamen ayıran özellikle taşıyor. Bu gibi eşsiz kristallerden birisi de aslında bir felaket esnasında ortaya çıktı. Bilim insanları tarafından incelendiğinde bu kristalin doğada kendiliğinden oluşmadığı ortaya çıktı.
1945 yılının karanlık bir Temmuz sabahında, New Mexico çölünde dünyanın ilk nükleer bombası patlatıldı. Bu patlama sadece modern savaş tarihini değiştirmekle kalmadı; kumları cama çevirecek kadar büyük bir enerji açığa çıkararak, evrende eşi benzeri olmayan "imkansız" maddeler yarattı.
ÇÖL KUMUNDAN RADYOAKTİF CAMA: TRİNİTY
Patlamanın şiddetiyle atom bombası kulesi buharlaştı ve çevredeki kumlar eriyerek soluk yeşil-kırmızı renkte radyoaktif bir cama dönüştü. Bilim insanları, testin adı olan "Trinity"ye ithafen bu malzemeye trinitit adını verdiler. Aradan geçen 80 yılın ardından, araştırmacılar bu camın içinde doğada asla rastlanmayan bir kristal türü keşfettiler.
DEMİR VE BAKIRDAN 'KAFES DANSI'
İtalya’daki Floransa Üniversitesi’nden mineralog Luca Bindi ve ekibi, "öküz kanı" olarak bilinen nadir bir kırmızı trinitit örneğini inceledi. Bu kırmızı renk, patlama anında buharlaşan kule ve metal ekipmanların erimiş silikon camın içine hapsolmasıyla oluşmuştu.
Yapılan incelemelerde, "klatrat" adı verilen tuhaf bir kristal yapısına rastlandı. Bu yapıda silikon atomları adeta bir "kafes" oluşturuyor, bu kafesin içine ise bakır ve kalsiyum atomlarını hapsediyordu. 12 ve 14 yüzlü kristal kafeslerden oluşan bu yapı, inorganik dünyada neredeyse hiç görülmemiş bir dizilimdi.
LABORATUVARDA TAKLİT EDİLEMEYEN GÜÇ
Peki bu kristal nasıl oluştu? Cevap, patlamanın yarattığı ekstrem koşullarda saklı. Patlama anında sıcaklık 1.500 °C'nin üzerine çıktı. Basınç anlık olarak 8 gigapaskala ulaştı. Bu, Dünya kabuğunun çok derinlerindeki basınçla eşdeğerdir.
Bilim insanlarına göre bu kristal, atomların normal şartlarda asla kabul etmeyeceği formlara girmeye zorlanmasıyla ortaya çıktı.
BİLİMİN SINIRLARINI GENİŞLETİYORLAR
Bu keşif, nükleer patlamalar, yıldırım düşmeleri veya göktaşı çarpmaları gibi ekstrem olayların, maddenin nasıl organize olduğu konusundaki bilgilerimizi kökten değiştirebileceğini kanıtlıyor. Luca Bindi, bu tür olayların laboratuvar ortamında asla ulaşılamayacak "yeni mineral evreleri" yarattığını belirtiyor.
Özetle: İnsanlığın en yıkıcı icadı, farkında olmadan doğanın kendi başına üretmeye gücünün yetmediği, egzotik ve büyüleyici bir kristal mirası bıraktı. Bu kristaller, o dehşet anının donmuş birer mikro-fosili olarak bilim dünyasını şaşırtmaya devam ediyor.