Kendine ait olmayan para üzerinden tartışma: 'Kredi kartı düzenlemesi'

Kredi kartlarına yönelik BDDK düzenlemesi kamuoyunda öyle tuhaf, öyle savruk bir şekilde tartışılıyor ki insan ister istemez durup şunu soruyor:

Biz gerçekten neyi konuşuyoruz?

Önce gerçeği kabul edelim.

Türkiye’nin çok ciddi bir kredi kartı sorunu var.

Bugün Türkiye’de 142 milyon kredi kartı bulunuyor.

Nüfusumuz belli.

Kişi başına düşen kart sayısı ortada.

Avrupa’ya bakıyorsunuz, tablo bambaşka.

İspanya’da 41 milyon,

Almanya’da 34 milyon,

Fransa ve İtalya’da bu rakamlar daha da düşük.

Demek ki mesele sadece “kart” değil.

Mesele, kredi kartının ne olduğu ve nasıl kullanılması gerektiği.

*

Şimdi gelelim asıl tartışılan konuya.

BDDK ne dedi?

Tüm bankalardaki toplam kredi kartı limiti 400 bin TL ve altındaysa hiçbir değişiklik yok.

Bu düzenleme sizi ilgilendirmiyor.

Üstelik bu grup, kart sahiplerinin yüzde 75’i.

Biz aslında yüzde 25’lik bir kesimi konuşuyoruz.

Limit 400 bin ile 750 bin TL arasındaysa, son bir yılda en yüksek harcamanın yapıldığı ay esas alınıyor. Kullanılmayan limitin yüzde 50’si düşürülüyor.

Limit 750 bin TL üzerindeyse,kullanılmayan kısmın yüzde 80’i iptal ediliyor. Yine değerlendirme aynı periyot dikkate alınarak yapılıyor.

Bu kadar.

Kart iptal edilmiyor.

Harcamaya yasak gelmiyor.

Sadece “kullanmadığın limitin bir kısmı” geri alınıyor.

Ama itirazlara bakıyorsunuz…

Sanki devlet insanların cebinden para alıyor.

*

Şimdi gelelim itirazlara…

“Tüm sorunlar bitti de kredi kartı mı kaldı?” deniyor.

Saçma.

Bir soruna müdahale etmek için bütün sorunların çözülmesini mi bekleyeceğiz?

“Benim kullanmadığım limit sizi niye rahatsız ediyor?” deniyor.

Kimse rahatsız olmuyor.

Sadece olması gereken yapılıyor.

Kredi kartı senin paran değil.

Bu, bankanın parası.

Sen bankadan bir aylık kredi kullanıyorsun.

Gelirin 50 bin TL,

Limit 1 milyon TL.

Bu nasıl bir mantık?

Ne söyleniyor? Ben orada duran kullanmadığım limitimi olağanüstü durumlara karşı tutuyorum. Kendimi güvende hissediyorum.

1 milyon TL limit, aylık gelir 50 bin TL, harcama 900 bin TL.

Peki nasıl ödeyeceksin?

50 bin TL gelirle,

900 bin TL borcu hangi matematikle kapatacaksın?

Borcu borçla kapat, karttan karta takla attır…

Bir yere kadar.

Sonu belli:

İcra.

Sonra da “kredi kartı mağdurları” listesine yeni isimler ekleniyor.

“Ben ödüyorsam sana ne?” deniyor.

Asgari ücret geliri var,500 bin TL limitli kartı var,

Ayda 300-400 bin TL harcıyor.

Ödüyor da…

Sormayacak mıyız:

Bu para nereden geliyor?

Asgari ücretle sen bu paraları nasıl ödüyorsun?

Hangi ülkede böyle başıboş bir sistem var?

“Çocuğumun 800 bin TL’lik özel okul taksitini karttan ödüyordum” diyenler var.

Basit bir hesap yapalım.

10 taksit desen, ayda 80 bin TL. Sadece okul taksiti 80 bin TL olan bir ailenin, aylık gelirinin en az 300 bin TL olması gerekir.

Zaten böyle bir geliri varsa, 4 katı kadar limit tanımlanıyor.

Asıl sorun burada başlıyor.

Türkiye’de gelir beyanı sorunu var.

Kayıtdışılık var.

Düzenleme dönüp dolaşıp buraya çarpıyor.

En saçma cümle de şu, valizle çuvalla para mı taşıyacağız… Kart düzenlemesi sanki banka EFT/havale kullanımını engelliyor.

Sırf muhalefet etmek için sarf edilen cümleleri daha fazla nazara almak istemiyorum.

*

Eğitim ve sağlık harcamalarına yönelik muafiyet biraz tansiyonu düşürdü ama uygulama net değil.

MCC kodlarıyla ayrı bir limit mi olacak, bankalar yeni modeller mi geliştirecek, üç aylık uyum sürecinden sonra göreceğiz.

Son bir not.

Ekonomi sorunlu, evet,

Vatandaş zor durumda, evet.

Ama “kredi kartıma dokunma” refleksi kendi içinde tutarsız.

İşin tuhafı şu: Bu düzenlemeden etkilenmeyen yüzde 75’in sesi, etkilenen yüzde 25’ten daha çok çıkıyor.

Bırakın, gerçekten mağdur olan varsa o konuşsun.

Bu kredi kartı meselesini önemsiyorum.

Çünkü iş çığırından çıktı.

Geliriyle orantısız, kontrolsüz, başıboş bir harcama düzeni olamaz.

Hiçbir Avrupa ülkesinde gelirle bu derece orantısız kredi kartı limiti açılmaz.

Teknik eksikler olabilir.

Uygulamada pürüzler çıkabilir.

Ama BDDK’nın buradan geri adım atmaması, lokal sorunları düzelterek,sağlıklı bir kredi kartı sistemini — geç de olsa — kurması gerekiyor.

Yazarın Diğer Yazıları