Kimsenin adım atamadığı kayalıklarda tarihin izleri keşfedildi

Rusya’nın uzak bölgelerinden Çukotka’da araştırma yapan arkeologlar, daha önce bilinmeyen 31 yeni kaya resmi keşfetti. Pegtymel Nehri çevresindeki kayalıklarda bulunan yeni çizimlerle birlikte bölgede kayıt altına alınan kaya resimlerinin sayısı 690’a yükseldi.

Keşif, Rusya Bilimler Akademisi Arkeoloji Enstitüsü’nün gerçekleştirdiği araştırmalar sırasında yapıldı. Ekip, Alaska’nın karşısında yer alan Çukotka’nın kuzeybatısındaki ulaşılması güç kayalıkları inceleyerek bölgedeki tarih öncesi kaya sanatının kapsamını yeniden belirledi.

10 KİLOMETREDEN FAZLA ALANI TARADILAR

Araştırmacılar, Pegtymel Nehri’nin sağ kıyısındaki Keeneikuul Deresi ile Kychakvaam Nehri arasında uzanan 10 kilometreden uzun kayalık hattı sistematik olarak taradı. Bazı noktalara ulaşmak için tırmanış ekipmanları da kullanılması gerekti.

Bölgenin bazı kısımları daha önce de araştırılmıştı. 1960’lardan 1980’lere kadar yapılan çalışmalarda iki ayrı noktada kaya resimlerine rastlanmış, 2000 ve 2005 yıllarında gerçekleştirilen yeni aramalarda ise başka bir alan bulunamamıştı. 2026'daki ayrıntılı tarama bu tabloyu değiştirdi.

DAHA ÖNCE BİLİNMEYEN BİR ALAN ORTAYA ÇIKTI

Arkeologlar yalnızca yeni çizimler bulmakla kalmadı, daha önce bilinmeyen ve dokuz kaya yüzeyinden oluşan yeni bir kaya sanatı alanı da keşfetti. Bulgular, tarih öncesi insanların bıraktığı çizimlerin düşünüldüğünden daha geniş bir alana yayıldığını gösterdi.

Araştırmalar sırasında toprağın yüzeyinde taş aletler ve başka arkeolojik parçalar da bulundu. Bunların dağılımı, 1968 yılında kazılan eski bir avcı kampının doğusunda başka bir tarih öncesi yerleşim alanı bulunabileceğine işaret ediyor. Araştırmacılar burada taş ve kemik işlenmiş olabileceğini değerlendiriyor. Bu ihtimalin kesinleşmesi için yeni kazılar yapılması gerekiyor.

690 KAYA YÜZEYİ DİJİTAL ORTAMA AKTARILDI

2026 çalışmalarının sonunda Pegtymel’de bugüne kadar bilinen bütün kaya resmi yüzeylerinin dijital kaydı tamamlandı. Araştırmacılar çizimlerin konumlarını hassas biçimde haritalandırırken bazılarını üç boyutlu olarak da modelledi. Böylece ulaşılması son derece güç olan alanın ayrıntılı bir dijital arşivi oluşturuldu.

Bu çalışma aynı zamanda kaya resimlerinin doğal koşullar nedeniyle zarar görmesi açısından önem taşıyor. Açık Arktik ortamında bulunan eserler zaman içinde aşınmaya devam ederken hazırlanan dijital kayıtların hem bilimsel araştırmalarda hem de gelecekte yapılacak koruma çalışmalarında kullanılması planlanıyor. Araştırmacıların uzun vadeli hedefleri arasında, bölgenin sanal ortamda gezilebilmesini sağlayacak bir müze oluşturmak da bulunuyor.