Koca dağı oyup denizaltı sığınağı yapmışlar

Soğuk Savaş döneminde nükleer denizaltıları gizlemek ve doğrudan bir atom saldırısından korumak amacıyla bir dağın içi oyularak inşa edilen "Object 825 GTS" üssü, mühendislik boyutlarıyla askeri tarihin en stratejik tesisleri arasında yer alıyor.

Sovyetler Birliği, Soğuk Savaş yıllarında Kırım'ın Balaklava kentinde devasa bir dağı içten oyarak nükleer saldırılara dayanıklı yer altı denizaltı üssü inşa etti. "Object 825 GTS" kod adıyla hayata geçirilen bu gizli tesis, denizaltı filosunu olası bir nükleer yıkımdan korumak ve düşman radarlarından tamamen izole etmek amacıyla tasarlandı.

DEVASA SIĞINAK NASIL İNŞA EDİLDİ?

Mühendislik projesi kapsamında yüzlerce metre yükseklikteki kaya kütlesi oyularak dağın içine devasa su altı tünelleri ve yapay seyir kanalları açıldı. Açılan bu koridorlar sayesinde denizaltıların su yüzeyine hiç çıkmadan doğrudan açık denizden dağın içine giriş yapması sağlandı.

Tesisin dış çevreyle temasını kesen devasa koruma kapıları ve kalın beton tahkimatlar, doğrudan bir atom bombası patlamasının yaratacağı şok dalgasını sönümleyecek güçte inşa edildi.

TESİS DIŞ DÜNYADAN TAMAMEN İZOLE MİYDİ?

Sığınak, yalnızca denizaltıların saklanması için değil, içerideki personelin nükleer serpinti ortamında aylarca dış dünyadan bağımsız yaşayabilmesi için tasarlandı. Tesis bünyesinde bağımsız hava filtreleme üniteleri, enerji santralleri ve çok sayıda personeli uzun süre besleyebilecek lojistik depolar kuruldu.

Yer altı kompleksinin içerisinde denizaltıların bakım ve onarım işlemlerinin yanı sıra torpido ve nükleer mühimmat yüklemeleri de keşif uydularının göremeyeceği şekilde tamamen gizlilik altında yürütüldü.

OBJECT 825 GTS PROJESİNİN STRATEJİK ETKİSİ

Soğuk Savaş yıllarında Karadeniz'deki donanma operasyonlarının ana sığınağı haline gelen bu yapı, Sovyet denizaltılarının tespit edilmeden görev sahasına sevk edilmesinde kritik rol oynadı. Tesisin konumu ve iç mimarisi, dönemin istihbarat servisleri tarafından uzun süre çözülemeyen bir savunma hamlesi olarak kayıtlara geçti.

Stratejik önemini yitirmesinin ardından günümüzde müzeye dönüştürülen yeraltı üssü, Soğuk Savaş dönemi askeri mühendisliğinin hayata geçirdiği en sıra dışı tahkimat projelerinden biri olarak varlığını sürdürüyor.