Koyun yününü tarlaların üzerine sermeye başladılar
Avustralya'da bilim insanları, koyunlardan elde edilen organik yün atıklarını tarım arazilerinde kullanarak kuraklıkla mücadelede dikkat çeken sonuçlar elde etti. Bozulan toprakların üzerine serilen yün tabakasının, suyun buharlaşmasını yüzde 35'e kadar azalttığı ve toprağın nemini daha uzun süre koruduğu belirlendi.
Yeni Güney Galler'de yürütülen saha denemelerinde yün atıkları, toprağın üzerine doğal bir örtü olarak serildi veya pelet haline getirilerek toprağa karıştırıldı. Bu uygulama sayesinde toprağın nemini daha uzun süre koruduğu, mikrobiyal yaşamın yeniden canlandığı ve bitkilerin gelişimi için daha uygun koşullar oluştuğu gözlemlendi.
TOPRAKTAKİ NEMİ DAHA UZUN SÜRE KORUYOR
Yün lifleri, kendi ağırlığının önemli bir bölümünü su olarak tutabilen yapısı sayesinde toprağın hızla kurumasını engelliyor. Aynı zamanda güneş ve rüzgarın etkisiyle oluşan su kaybını azaltarak bitki köklerinin daha uzun süre nemli kalmasına yardımcı oluyor. Araştırmalarda, bu yöntemle topraktaki mikroorganizma faaliyetinin yüzde 30 ila 50 arasında arttığı da tespit edildi.
İtalya Ulusal Araştırma Konseyi (CNR) araştırmacıları da organik yün atıklarının toprağın su tutma kapasitesini artırabildiğini, doğal olarak parçalanarak besin maddelerini toprağa geri kazandırdığını ve kuraklıkla mücadelede çevre dostu bir alternatif sunduğunu belirtiyor.
Bunun yanında yün zamanla doğal olarak parçalanıyor ve içerdiği azot, karbon ile kükürt gibi besin maddelerini toprağa yavaş yavaş bırakıyor. Böylece hem doğal bir gübre görevi görüyor hem de toprağın yapısının güçlenmesine katkı sağlıyor.
HEM ATIK AZALIYOR HEM VERİM ARTIYOR
Avustralya'da her yıl ticari değeri düşük büyük miktarda koyun yünü atık olarak birikiyor. Araştırmacılar bu atıkları tarımda değerlendirerek hem atık sorununu azaltmayı hem de kuraklık nedeniyle verim kaybı yaşayan arazileri yeniden üretime kazandırmayı hedefliyor.
İlk saha sonuçlarına göre yün kullanılan alanlarda ürün veriminin yüzde 12 ila 18 arasında arttığı bildirildi. Bilim insanları, farklı iklim ve toprak koşullarında denemelerin sürdüğünü, yöntemin başarılı olması halinde kuraklıkla mücadelede düşük maliyetli ve çevre dostu bir alternatif olarak daha geniş alanlarda kullanılabileceğini belirtiyor.