Kuvözdeki bebeğe şiddet davasında son karar Adli Tıp Üst Kurulu'nda

Kahramanmaraş'ta 5 yıl önce kuvözdeki bebeği darbederek engelli bıraktığı iddiasıyla tutuklu yargılanan hemşire Hazel Dırık Bağrıyanık'ın davasında, çelişkili adli tıp raporları nedeniyle son kararı Adli Tıp Üst Kurulu verecek.

Kahramanmaraş 10'uncu Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya Abdullah Bozoklar, Sema Bozoklar ve kızları Deniz Esin Bozoklar ile taraf avukatları katıldı. Deniz Esin Bozoklar'ı darbettiğine dair görüntülerin ortaya çıkmasından sonra tutuklanan ve ‘Kasten yaralama’ suçundan 3 yıla kadar hapsi istenen hemşire Hazel Dırık Bağrıyanık ise duruşmaya cezaevinden SEGBİS ile bağlandı.

Duruşmanın başında hakim, dosyada davaya konuyla ilgili raporlar olduğunu belirterek, “İki rapor arasında çelişkiler var. İki rapor arasında çelişkilerin giderilmesi amacıyla adli tıp üst kuruluna raporları sevk ettik” dedi.

"ÇOK AĞIR BİR HAK MAHRUMİYETİ OLUYOR"

Daha sonra Hazel Dırık Bağrıyanık savunma yaptı. Yaptıklarından dolayı çok pişman olduğunu belirten ancak raporlarda çocuğun engelli kalmasıyla kendisi arasında bir illiyet bağı kurulamadığını söyleyen Bağrıyanık, kendisini şöyle savundu:

“Öncelikle ani gelişen reflekslerim sonucu hareketlerim için pişmanım ve bu pişmanlığım bir ömür devam edecektir. Amacım asla zarar vermek değil ve olmadı da. Tek amacım, hastanın kanını alıp bakımını yapmaktı. O iddia edilen hastalık, Adli Tıp kurumu raporunda da net bir şekilde benim illiyet bağı olmadığı belirtilmiştir. Küçükte bulunan yürüme bozukluğunun da kendisindeki mevcut hastalıktan olduğu belirtilmiştir. Bu rapor sonucunda da küçükte bulunan hastalıklardan dolayı illiyet bağım yoktur. Hasta benim nöbetimden sonra sağlam bir şekilde teslim edilmiş ve teslim alan hemşirenin beyanı da bu şekildedir. Nöbet tesliminden 5 gün sonra kırık tespiti yapılmış, bu 5 günlük süre içerisinde de nöbetçi hemşireler, doktorlarca herhangi bir kırık tespiti ve işlemi yapılmamıştır. Bu raporlara rağmen tutukluluğum, benim için çok ağır bir hak mahrumiyeti oluyor. Tutuklulukta geçireceğim fazladan 1 gün süre bile benim evladım ve benim hayatımda silinmez izler bırakmaktadır. Müebbet hapis cezası alan bir hükümlüyle aynı şartlar altındayım ve ayda 1 kez kızımı görüyorum. Şu an anneye ihtiyaç duyan bir yaş aralığında olduğu için ve aile bütünlüğümü koruyabilmek için tahliyemi ve tutuksuz yargılanmayı talep ediyorum.”

"MÜVEKKİLİMİN MASUM OLDUĞU DÜŞÜNCESİNDEYİZ"

Hazel Dırık Bağrıyanık’ın avukatı Mustafa Çaprak ise raporlar arasında bir çelişki olmadığını dosya kapsamında gelen ilk raporda eylemin serebral palsiyi kuvvetlendirebilir ihtimali olduğunu, ancak son raporlarda illiyet bağının olmadığının net şekilde ortaya konulduğunu söyledi. Bağrıyanık’ın rapor nedeniyle de tutuklanmadığını belirten avukat Çaprak, “Tutuklamayı önceki hakim yaptı. Söz konusu tutuklama kararı herhangi bir rapora dayanmamıştır. Tutuklama kararı katılan tarafın dosyayı yalan yanlış bilgilendirmeyle basına vermesiyle tutuklama kararı çıktı. Bu bakımdan tutuklamayı ortaya koyan bir argüman yokken tutuklanması bence yanlış. İlliyet bağının net olarak olmadığını gösteren raporlar da masumiyeti ortaya koyan raporlarken mahkemeniz de bunu dikkate almadı. Dosya kapsamındaki görüntüyü inkar etmiyoruz, eylem tıbben uygundur, değildir tartışması yapılabilir ama bu eylemin sonucunun ne olduğunun net olarak ortaya konulması lazımdı ama konulmadı ortaya. Dosya kapsamında çocuğu teslim alan iki hemşire beyanda bulundu ve ‘Biz çocuğu sağlam teslim aldık’ diye. Şu an müvekkilimin masum olduğu düşüncesindeyiz, kemik kırığı ve engellilik bakımından. Bu nedenle müvekkilimin tahliye olmasını talep ediyoruz” dedi.

"OLAYDAN SONRA EPİLEPSİ İLACI VERİYORLAR"

Sema Bozoklar ise hemşireden şikayetçi olduğunu, çocuğun sağlıklı dünyaya geldiğini, kilosu düşük olduğu için kuvöze alındığını belirterek, “Benim çocuğum sıkıntısız doğdu, normal bir çocuk gibi doğdu. Doktor da ‘Annesi, hiçbir sıkıntısı yok sadece kilosu’ düşük dedi. Yani engelli olduğuna dair herhangi bir bulgu yoktu. 2,5 ay boyunca böyle ama sanığın eylemi neticesinde bacağı kırılıyor, çocuğum nöbet geçiriyor, sabahına da epilepsi ilacı başlanıyor. Doğuştan engelli olduğunu söylüyorlar ama 2,5 ay boyunca çocuğuma epilepsi ilacı verilmiyor, olaydan sonra epilepsi ilacı veriliyor” diye konuştu.

"ALLAH’TAN GELDİ OLARAK GÖRÜYORDUK DAVA GÜNÜ TEBLİGATI GELENE KADAR"

Abdullah Bozoklar ise hemşire Hazel Dırık Bağrıyanık’ın kızına işkence ettiğini ve bunun da kamera görüntüleriyle sabit olduğunu ifade ederek, “Kamera kayıtları ortada, çocuğuma 14 dakika boyunca işkence yapılıyor. O güne kadar çocuğumun herhangi bir sıkıntısı yok. Ne serebral palsi ne de bacağının kısalığına dair bir tespit yok, ayrıca nörolojik bir takip de yok. 26’sına darbediliyor, 31’ne entübe ediliyor ve daha sonra ultrason çekiliyor. Entübe olduktan sonra da epilepsi ilacına başlıyorlar. Eğer çocukta nörolojik bir hastalık varsa hangi nöroloji doktoru takip etti? Bize bunun cevabını veremiyorlar. Biz zaten Allah’tan geldi olarak görüyorduk ve bu şekilde kabullenmiştik dava günü tebligatı gelene kadar” dedi.

Ailenin avukatı Sait Bolat ise adli tıp kurumu raporunu kabul etmediklerini kaydederek, “Raporu bir heyet yazmış ama heyetin içerisinde nöroloji doktoru bulunmuyor. Yani çocuğun nörolojik durumunu değerlendirecek olan doktor, heyet arasında yok. Bu nedenle içerisinde nöroloji doktorunun bulunduğu bir heyetten yeni bir rapor alınmasını talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Duruşma sonunda hakim, yeni rapor talebini reddedip adli tıp üst kurulundan raporun beklenmesine ve Hazel Dırık Bağrıyanık’ın tutukluluk halinin devamına karar verip, duruşmayı 19 Ekim’e erteledi.