Lozan Antlaşması gereğince Fener Rum Patrikhanesi 'Azınlık statüsündedir'

Bir yanda, 50 bin çocuk, yaşlı demeden, özellikle de doğu ve güneydoğuda ki Kürt kökenli yurttaşlar ve güvenlik güçlerini öldüren terör örgütü için istenen özgürlük !!

Diğer yanda, yerel seçimlerde birinci parti olan CHP’nin, yapılacak bir seçimde seçilme şansını ortadan kaldırmak için butlan uygulaması !!

Bunlar yetmiyormuş gibi üstüne üstlük, 1971 yılından beri kapalı olan Heybeliada Ruhban okulunun yeniden açılması gündeme düştü…

Anlayacağınız ülkem siyasi ve sosyal sarmalın içinde. Acı olanda , tüm bu sorunlar gündemde tutulacak, yurttaşın gerçek sorunu yokluk ve yoksulluk konusu yokmuş gibi davranılacak ve unutturulacak……

Heybeliada Ruhban Okulu, teolojik eğitim veren yüksek okul. Kuruluşu 1844 yılı olup görev alanı da din adamı yetiştirmekti. 1971 yılında Türkiye’de ki tüm yüksek okulların devlet denetimine geçmesi ile ilgili karar neticesinde, bu değişiklikleri kabul etmeyen Patrikane’nin karşı tutumu nedeniyle teoloji eğitimi kaldırılır, okul lise eğitimi vermeye başlar, 1971-72 eğitim döneminde kendileri tarafından kapatılır.

Son yıllarda ruhban okulu, ABD’de Yunan Lobisi tarafından sık sık yeniden gündeme taşınmakla kalmıyor sıklıkla dile getiriliyor. 1999 yılında ABD Başkanı Bill Cliton , Türkiye ziyaretinde ruhban okulunu ziyaret etmiş ve Rahmetli Demirel’den okulun açılmasına izin verilmesini istemiş ancak Sayın Demirel reddetmiştir.

Yakın bir zamanda Fener Rum Patriği Atina’da yaptığı açıklamada, eylül ayında “ görkemli bir açılışla “ ruhban okulunun yeniden faaliyete geçeceğini söylüyor. Bu konu

26 eylül 2025’te Beyaz Saray’da ki toplantıda Sayın Erdoğan Trump görüşmesinde de gündeme geliyor. Trump bu konuda benden yardım istediler, ben de konuyu gündeme getiriyorum derken Sayın Erdoğan da “ Okul açılışı için üzerlerine ne düşerse yapmaya hazır olduklarını söylüyor.” İlginç

olan da “ Sayın Erdoğan Trump görüşmesinden 10 gün önce Bartelemous Trump’ı ziyaret ediyor.

Okulun durumu, 1922-23 yıllarında ki Lozan Barış görüşmelerinde de tartışma konusu oluyor. 24 temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Barış Antlaşmasında, azınlık hakları ile ilgili düzenlemelerde Türkiye’de yaşayan yabancılar azınlık olarak tanımlanıyor. Lozan’a göre, Fener Rum Patrikhanesi , siyasi ve idari görev , imtiyazları bulunmayan , sadece İstanbul’da ki Rum azınlığa yönelik dini faaliyet gösteren, Türk yasalarına tabi , dini bir kuruluş. Bu nedenle

“ Ekümenlik” vasfı taşımayan Patrikhanenin tüzel kişiliği de bulunmamaktadır. Yani Fener Rum Patrikhanesi Lozan antlaşmaşı gereğince “ Azınlık statüsünde” dir”.

“Fener Patriiği hiçbir şekilde devlet denetimini kabul etmediği için okul kendi yönetim kadrosu tarafından 1971 yılında kapatılıyor ”.

Patriğin gerçek amacı , patrikhaneye “ Vatikan statüsü” kazandırarak dini bir devlet olabilmek. Gerçek olan şu ki, Patrikhanenin özerklik talebi kesinlikle Türkiye’nin egemenlik haklarıyla örtüşmüyor. Patrikhane Türkiye Cumhuriyeti vesayetinden kurtulmayı düşünüyor. Ekümenlik statüsünü kazandığında patrik özerk olacağını biliyor.“ Ekümenlik” istiyor ve bunun hiçbir yasal dayanağı da yok. Bunu kabul etmek Türkiye’de “ Ortodoks Halifeliği’nin “ kabulu demek olacaktır .

Ekümenliğe evet demek,Türkiye’nin tapu senedi Lozan antlaşmasına ve Türkiye Cumhuriyeti anayasasına aykırıdır.

SON SÖZ; Demeye de dilim varmıyor ama

kabahatin çoğu senin, kardeşim!

Bu memleket,

korkuya teslim olanların değil;

Ona sahip çıkanların memleketidir.

NAZIM HİKMET

Yazarın Diğer Yazıları