Dün bu köşede, “O gün, Silivri Cezaevi’nin koridoru yıkılıyordu” başlıklı yazımda, eski Özel Kuvvetler Komutanlığı, son olarak MİT Mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun Silivri Cezaevi’nde rahatsızlandığı gün yaşananları okudunuz. Acil butonuna basılmasına, koğuş kapılarına ellerine geçirdikleri her şeyle vurulmasına rağmen görevliler ancak 25 dakika sonra geldi. Kapı önünde ambulans beklenmesi, yolda ambulans değiştirilmesi derken Kaşif Kozinoğlu’nun iki saat sonra ölüm haberi geldi. O günden bu yana Kozinoğlu’nun ölümü hep “Şüpheli” bulundu.
Kozinoğlu’nun vefat ettiği dönemde Silivri Başsavcılığı görevinde bulunan Ali İşgören, Cezaevi Savcısı Necip Doğan, cezaevinde aynı koğuşta kaldığı emekli Deniz Subayı Hasan Ataman Yıldırım ve emekli Albay Hasan Atilla Uğur dün gözaltına alındı. Uğur, haberi öğrenince hemen Kıbrıs’tan yurda döndü. Kendisiyle konuştum. SÖZCÜ’ye, “Ben, kahraman ağabeyimin ölümünü kesinlikle şüpheli buluyorum. Bir gün bu olayın aydınlatılması en büyük dileğimdir” dedi.
DELİ YÜREK
Hasan Atilla Uğur, 1 Temmuz 2008’de tutuklanmıştı. Kozinoğlu ise 2011 yılının mart ayında tutuklandı, 11 Kasım 2011’de vefat etti. Uğur, cezaevinde 5 yıl 8 ay 10 gün kaldı ve 2014 yılında tahliye oldu. Hasan Atilla Uğur’un, “Kurtlar Vadisi Pusu” dizisinin senaryosuna destek verdiği öne sürüldü. Bunu dün sorduğumda şunları söyledi:
“Diyarbakır’da görev yaparken, Hizbullah, PKK terörü yaygındı. Kollama isimli dizinin çekiminde kendilerine mihmandarlık yapmam için Jandarma Genel Komutanlığı’ndan talimat geldi. Senarist Osman Sınav’la bu vesileyle tanıştım. Hatırladığım kadarıyla Raci Şaşmaz da o zaman 20 yaşında bir gençti. Osman Sınav gerçekten vatansever, milliyetçi, Atatürkçü (Bu yanını kimse söylemez.) bir adamdı. Çınar ilçe sınırlarında çekimler yaptılar. Bundan sonra ben Ankara’ya atandım. Onlar da döndükten sonra Osman Sınav’la böyle ara sırada bayram, seyran zamanlarında konuşurduk.”
KARALAMA KAMPANYASI
“Osman Sınav’a, Kurtlar Vadisi Pusu dizisindeki görevini hatırladığım kadarıyla 2005 ya da 2006 yılında bir şekilde bıraktırdılar. Esas ondan sonra, yani Kurtlar Vadisi Pusu dizisi döneminde bir şeyler başladı. Rahmetli Kaşif Kozinoğlu gibi bir sürü insanı dizeye koymalarıyla inanılmaz algı operasyonları yaptılar. Ne zaman yaptılar? Taraf Gazetesi’nin, Zaman Gazetesi’nin, terör örgütünün kontrolündeki radyo aktif ve diğer yayın organları terör örgütünün mensubu olan yayın organlarıyla beraber.
Benim kesinlikle ne senaristten haberim var, ne senaryodan haberim var. Ben neyin desteğini vereceğim? Osman Sınav aklı başında bir adam, konsept danışmanları olanlar var. İlgim olmamasına rağmen hakkımda karalama kampanyası yürütüldü. İnanın o kadar rahatım ki, netice ne olursa olsun, ama bu Fetullah’ın gerçek yüzü, o zamanki yüzünün açığa çıkması çok önemli. Ben bu araştırmayı çok önemsiyorum.”
ÖLÜMÜ BANA GÖRE ŞÜPHELİ
“Elimde bir kanıt yok ama hep Kaşif Kozinoğlu’nun ölümünü şüpheli buluyorum ve öldürüldüğünü düşünüyorum. Hep yazıyorum, söylüyorum ‘Ölümü şüpheli’ diye. Koğuştan sapasağlam çıkan adamın, nasıl olur da bir iki saat sonra ölüm haberi gelir, nasıl olur da ambulansta doktorun olmadığını daha sonra biz duyarız. Biz butona bastığımızda hemen bir dakikada gelen infaz koruma memurları o gün gelmez. Onların hepsini suçlamıyorum, sakın yanlış anlaşılmasın. Büyük emek veriyorlardı, onlar da neredeyse bizimle hapis yatıyor gibiler.
Kurtlar Vadisi Pusu dizisinde Kaşif abinin, vefatından iki gün sonra öldürüldüğünü inanın daha yeni öğrendim. Ben, o diziyi izlemedim. O yüzden bir yorum yapamam. Osman Sınav diziden ayrılmıştı. Benim Osman Sınav’a herhangi bir malzeme vermeme imkan yok. Bunu reddediyorum ve böyle bir saçma sapan iddiayı asla kabul etmiyorum.”
FETÖ KABUSU ÇÖKMÜŞTÜ
“Kaşif Kozinoğlu’nu kaybettiğimiz zaman ben üç yıldır cezaevindeydim. 2008’de cezaevine girdim. 6 yıla yakın hapis yattım. Dönemin Silivri Başsavcısı ile cezaevi savcısının gözaltına alınması çok önemli. İkisi de Fetullahçılıktan ihraç edilmişti. İnşallah, Kaşif abinin ölümü ile ilgili iddialar aydınlığa kavuşur. Ama FETÖ’nün kabus gibi üzerimize çöktüğü bir dönemden ve FETÖ’nün direk hedefi olan bir kahraman vatan evladından bahsediyorum. Ölümüyle ilgili şüphelerimiz var ama elimizde bir delil yok. O yüzden bu soruşturmanın başlaması son derece önemli.”
Dakika dakika mahkemeye bildirildi
Hasan Ataman Yıldırım, Kaşif Kozinoğlu’nun ölümünden beş gün sonra, 17 Kasım 2011’de, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne bir dilekçe sundu. Kozinoğlu’nun vefatı öncesi yaşananları dakika dakika yazdı. Kozinoğlu’nun 11 Kasım gecesi rahatsız olan Hasan Atilla Uğur’un başında sabaha kadar nöbet tuttuğunu; ertesi gün saat 16.15 civarında birlikte yürüyüş yaptıklarını, ardından Kozinoğlu’nun yaklaşık 45 dakika spor yapıp duş aldığını belirtti. Ataman dilekçesinde şu ayrıntılara dikkat çekti:
“Kozinoğlu, 18.15 civarında göğüs ağrısıyla Hasan Atilla Uğur’un yanına geldi. Tansiyonunu ölçtürdü. Saat 18.17’de acil butonuna basıldı. Dilaltı hapı verildi. Görevliler yaklaşık 18.35’te sedyeyle geldi. Kozinoğlu sedyeye binmek istemedi, hatta merdivenleri kendi inmek istedi. Koğuştan bilinci açık ve konuşur durumda çıkarıldı.”
KOĞUŞTA İKİNCİ ÖLÜM İSTEMİYORUM
Yıldırım’ın anlatımındaki en kritik bölüm bundan sonrası. Sonradan öğrendiğimize göre Kozinoğlu, mahkum kabul bölümünde bir süre bekletildi. 112 ambulansı geldi. Ambulanstaki ekip müdahale etti. Yol üzerinde başka bir ambulanstaki doktorla buluşulduğu anlatılıyor. Kozinoğlu’nun hastaneye ulaştığında hayatını kaybetmiş olduğu bildirildi.
Dilekçesinin sonunda da oldukça sert bir ifade kullanıyor: “Kozinoğlu, ilk ağrının gelmesinden ancak bir saat sonra hastaneye ulaştırılmıştır... Bizler burada ölümü bekliyoruz. Hasan Atilla Uğur’un sağlık durumundan da endişe ediyorum. Koğuşta ikinci bir ölüm istemiyorum.”
Resmi ölüm soruşturmasında da savcı, hem Hasan Ataman Yıldırım’ın hem Hasan Atilla Uğur’un ifadelerine başvurdu. Koğuş görüntüleri de dosyaya eklendi. O günden sonra hep “Şüpheli ölüm” denildi. İşte şimdi yeni bir araştırma başladı. Hadi hayırlısı.