Bir otomobili sürerken dikiz aynasından her şeyi kontrol ettiğinizi sanırsınız, ancak hemen yanınızda, aynanın kapsamı dışında kalan “kör nokta” her zaman en büyük kazaya davetiye çıkarır.
Türkiye’nin kayıt dışı ekonomiyle, kara parayla, yolsuzlukla ve diğer mali suçlarla mücadelesinde dijital sistemler ve bankacılık verileri ana dikiz aynasıysa; döviz büroları ve kuyumcular bu sistemin tam anlamıyla kör noktası gibidir.
5549 sayılı Kanun kapsamında döviz büroları da kuyumcular da MASAK yükümlüsüdür. MASAK yükümlüsü olan bu işletmelerin, kağıt üzerinde şüpheli işlem bildirimi göndermesi, “müşterini tanı” kuralını işletmesi gerekir. Ama veriler bu konuda çok parlak değil. Ayrıca yetkisiz olarak çalışıp MASAK’ın, GİB’in veya VDK’nın görüş alanına hiç girmeyenler ise çok sayıda.
Döviz alım/satım işlemlerinde kayıt dışılık alarm veriyor
Tüm Yetkili Müesseseler ve Döviz Büroları Derneği Başkanı’nın yakın tarihli açıklamasına göre, Türkiye genelinde faaliyet izni olan sadece 1.018 adet döviz bürosu varken; yaklaşık 5 bin işletmenin yetkisiz döviz alım-satımı yaptığı, 40 bin kuyumcu işletmesinin ise önemli bir kısmının fiilen döviz bürosu gibi çalıştığı tahmin edilmektedir. 2018 yılında Anadolu Ajansı da döviz bürolarının %78’inin kaçak olduğuna dair haber yapmıştı. Değişen pek bir şey olmamış anlaşılan. Eski tas eski hamam devam ediliyor.
Yetkisiz ve kayıt dışı döviz büroları ve döviz alım satımı yapan kuyum işletmelerinin oluşturduğu devasa hacim, mali sistemin radarlarına takılmadan işlem yapma imkanı sunmaktadır. Ayrıca, faaliyet izni olan döviz bürolarının bir kısmı dahi resmi “Döviz Alım/Satım Belgesi” düzenlemek yerine, müşteriye “Teklif Fişi”, “Bilgi Fişi” veya üzerinde büyük harflerle “Mali Değeri Yoktur” yazan çıktılar vermektedir. Yani, kayıt dışı çalışmaktadırlar.
Kayda girmeyen döviz alım ve satım işlemleri Gelir İdaresi Başkanlığı ve Vergi Denetim Kurulu radarına girmeyerek vergi dışı kalmaktadır. İkinci ve daha tehlikeli olanı ise bu işlemlerin MASAK sistemlerinde dijital bir iz bırakmamasıdır. Suç gelirleri, bu bürolarda hiçbir kimlik tespiti yapılmadan “emanetçi” usulüyle toplanmakta ve banka kayıtlarına girmeden el değiştirebilmektedir.
Altın dolu kasalar valizler ve itiraflar
Yetkili ve yetkisiz döviz büroları ile kuyumcular üzerinden bu kör noktada biriken paralar, altınlar ve diğer değerli varlıklar finans sisteminin dijital duvarlarını kolaylıkla aşmakta, hiçbir dijital parmak izi bırakmadan fiziksel varlıklara dönüşmekte, muhafaza edilmekte, istenildiğinde de el değiştirmektedir. Basına yansıyan örnekler, bu zafiyetin boyutlarını tüm çıplaklığıyla ifşa etmektedir:
- Bürokrasinin “Altın” Odaları: DHMİ eski İşletme Dairesi Başkanı’nın bankadaki özel kasasından çıkan 26 kilogram külçe altın, 1.3 milyon dolar ve 121 bin Euro, denetim sisteminde kör noktaya ilişkin çarpıcı bir örnektir.
- VIP kaçakçılığı ve imtiyazlı aklama: Dubai hattında yakalanan altın skandalı ortada. Denetimin bazılarına yeterince işlemediği açık.
- Varlık Barışı kılıfında TIR trafiği: İstanbul Fatih merkezli döviz büroları soruşturmalarında ortaya çıkan itiraflar sarsıcıdır. Şüpheliler, “Varlık Barışı” yasalarını kalkan yaparak Türkiye’ye TIR’larla nakit para getirdiklerini ve sadece bir organizasyonda iki yılda 100 milyon Euro’luk kayıt dışı hacme ulaştıklarını beyan etmişlerdir.
Yetkili döviz bürolarında bile yeterli şüpheli işlem bildirimi yok
MASAK’ın faaliyet raporlarına bakıldığında, toplamda yarım milyonu aşan şüpheli işlem bildiriminin neredeyse tamamı bankalar ve dijital ödeme kuruluşları ile kripto varlık hizmet sağlayıcıları üzerinden gelmektedir. 2023 yılında MASAK’a toplam 601.555 şüpheli işlem bildiriminde bulunulmuşken, bunun 432.499’unu bankalar, 102.776’sını ödeme kuruluşları yapmıştır. Türkiye’deki on binlerce yetkili/yetkisiz döviz bürosu yıl boyunca sadece 76, kuyumcular ise sadece 683 bildirimde bulunmuştur.
MASAK, GİB ve VDK’ya çağrı
Son dönemde Maliye bazı döviz bürolarında denetim yürüttü. Ama sorunun büyüklüğü karşısında yapılan denetimler yeterli olmaktan uzak. Bu kör noktadan kurtulmak için kurumların koordineli bir saha stratejisi izlemesi zorunludur:
1- VDK ve GİB için fiili denetim: Kağıt üzerindeki verilerle yetinilmemeli; döviz büroları ve kuyumculara yönelik “gizli müşteri” yöntemleri ve fiili kasa sayımları sıklaştırılmalıdır. “Mali değeri yoktur” fişi düzenleyen işletmenin faaliyet izni, sadece idari para cezasıyla geçiştirilmemeli, süresiz olarak iptal edilmelidir.
2- Yetkisiz döviz büroları ile kuyum işi yapanlar mercek altına alınmalıdır: Sektöre yönelik denetimin önce kayıt dışındakileri kayda alma stratejisi çerçevesinde şekillenmesi gerekir.
3- Anlık veri entegrasyonu ve teknolojik takip: Döviz alım-satımı ve transfer işlemleri, anlık olarak MASAK, VDK ve Gelir İdaresi sistemlerine entegre edilmelidir. İşlem gerçekleştiği anda “müşterini tanı” verisi onaylanmadan nakit çıkışına izin verilmemelidir.
Sonuç olarak
Gerek VDK gerekse GİB çok önemli dijital projelere imza atıyor. Yapay zekayı kullanıyor. MASAK ciddi analiz kapasitesine sahip. Ancak bu yapılar, sahip oldukları verilerle hareket ediyorlar. Kayıt dışı olanı bulmak için sahaya inmek gerekiyor. Yetkili ve yetkisiz döviz büroları ve kuyumcuların oluşturduğu o “fiziki” kör noktayı görmezden gelemeyiz. Denetim; bagajlardan dökülen paraları, VIP salonlarından geçen valizleri ve “mali değeri olmayan” fişleri kapsamına almadığı sürece kara parayla da kayıt dışıyla da etkin mücadele mümkün olmayacaktır.