Meğer uçakların içi bu yüzden hep soğukmuş

Havayolu şirketlerinin kabin sıcaklığını düşük tutmasının arkasında konfor arayışı değil, uçuş esnasında oluşabilecek hayati sağlık risklerini önleme zorunluluğu yatıyor.

Uçak kabinlerinde ısının kasıtlı olarak düşük tutulması, yüksek irtifada yolcuların bayılma ve hipoksi (oksijen azlığı) riski yaşamasını önlemek amacıyla uygulanıyor. Soğuk hava dalgası kalp atış hızını yavaşlatarak kandaki oksijen seviyesini dengeliyor ve basınç kaynaklı tıbbi acil durumların önüne geçiyor.

DÜŞÜK SICAKLIK VÜCUT SAĞLIĞINI NASIL ETKİLİYOR?

Seyir esnasında kabin basıncının simüle edilmesi nedeniyle insan vücudu, deniz seviyesine oranla yüzde 25 daha az oksijen alıyor. Bu durum özellikle ani hareketlerde baş dönmesi, mide bulantısı ve bayılma gibi hipoksi belirtilerini tetikliyor.

Soğuk hava ise yolcuların metabolizmasını yavaşlatarak vücudun oksijen ihtiyacını minimum seviyede tutmasına yardımcı oluyor. Ayrıca yüzlerce insanın dar bir alanda bir araya gelmesiyle oluşan kolektif vücut ısısı artışı da bu yöntemle önceden dengeleniyor.

EN SOĞUK KOLTUKLAR HANGİ BÖLGELERDE YER ALIYOR?

Kabin içindeki genel sıcaklık pilotlar veya kabin memurları tarafından kontrol edilse de yapısal özellikler nedeniyle uçağın bazı bölgeleri diğer yerlere göre daha fazla soğuk hava akımına maruz kalıyor. Acil çıkış kapılarının fitillerinden sızan mikroskobik hava akımları ve dış gövdeyle doğrudan temas eden cam kenarları soğuğu daha fazla iletiyor.

Yiyeceklerin saklandığı güçlü soğutma ünitelerinin bulunduğu mutfak alanları da uçağın en düşük sıcaklığa sahip noktaları arasında yer alıyor. Kabin içindeki nem oranının yüzde 10 ila 20 gibi aşırı düşük seviyelerde seyretmesi ise mevcut havanın insan teni tarafından çok daha soğuk hissedilmesine yol açıyor.