Milyonlarca çift incelendi: Meğer aşk sandığımız kadar tesadüfi değilmiş
Avustralya'da yapılan geniş kapsamlı araştırma, insanların meslekten eğitime, inançtan fiziki özelliklere kadar kendilerine benzeyen kişilerle evlendiğini ortaya koydu. Milyonlarca çiftin verileri, romantik ilişkilerde benzerlik eğiliminin zıtlıktan çok daha baskın olduğunu gösterdi.
Avustralya İstatistik Bürosu'nun nüfus sayımı verileri üzerinden yürütülen araştırmada, 2021 yılına ait 5,2 milyona yakın evli ve birlikte yaşayan çift ile 2001 yılına ait 3,6 milyon çiftin verileri analiz edildi. Bilim dünyasında "homogami" veya "assortative mating" olarak adlandırılan eşleşme biçimini inceleyen araştırmacılar; kişilerin meslek, eğitim, inanç ve sosyal yaşam düzeyi olarak kendilerine yakın kişileri tercih ettiğini saptadı.
İNSANLAR NEDEN KENDİLERİNE BENZEYEN KİŞİLERLE EVLENİYOR?
Uzmanlar, romantik ilişkilerde çiftlerin birbirine benzemesini açıklayan dört temel etken üzerinde duruyor. İlk etken olarak coğrafi ve sosyal yakınlık öne çıkıyor. İnsanlar eşlerini tüm dünya nüfusu arasından seçmediği için yaşanan yer, okunan okul ve çalışılan iş yeri gibi ortak alanlar benzer geçmişe sahip kişilerin karşılaşma ihtimalini artırıyor. Sosyal denklik ilkesi gereğince, çekicilik ve statü algısı doğrultusunda bireyler genellikle toplumsal açıdan kendilerine denk gördükleri kişilerle ilişki kuruyor.
Zamanla benzeşme kavramı da çiftlerin yıllar içinde ortak yaşam biçimi ve paylaşılan rutinler sayesinde fiziksel ve davranışsal olarak birbirine yaklaşmasını sağlıyor. 1987 yılında yapılan bir araştırmada, katılımcıların çiftleri 25. evlilik yıldönümü fotoğraflarından tahmin etmede düğün fotoğraflarına kıyasla daha başarılı olduğu kaydedildi. Son etken olarak ise bireylerin kendi kişisel ve fiziksel özelliklerine benzeyen adaylara doğrudan yönelmesi gösteriliyor. 1903 tarihli ilk bilimsel çalışmalardan birinde de çiftlerin boy ve kol uzunluğu gibi fiziksel ölçülerinde belirgin benzerlikler bulunmuştu.
MESLEK EŞLEŞMELERİNDE HANGİ DETAYLAR ÖNE ÇIKIYOR?
470'ten fazla meslek dalı ve 43 bin farklı meslek kombinasyonu üzerinden yapılan analizlerde, mesleklerin yüzde 38'inde en yaygın eşleşmenin aynı işi yapan kişiler arasında gerçekleştiği belirlendi. Sektörel büyüklükler hesaba katıldığında bu oran yüzde 66'ya kadar yükseliyor.
Cinsiyetler arası dağılımda ise kadınların aynı meslekten biriyle evlenme oranının erkeklere göre daha yüksek olduğu görüldü. Kadın CEO, genel müdür ve cerrahların en sık kendi meslektaşlarıyla evlendiği saptanırken; erkek CEO'ların ofis yöneticileriyle, erkek genel müdürlerin genel büro çalışanlarıyla, erkek cerrahların ise muayenehane yöneticileri veya hemşirelerle hayatlarını birleştirdiği kaydedildi.
EĞİTİM SEVİYESİNDE 20 YILDA NELER DEĞİŞTİ?
Son 20 yıllık veriler eğitim düzeyindeki eşleşmelerde önemli bir değişimi ortaya koydu. 2001 yılında kadınların kendilerinden daha yüksek eğitimli erkeklerle evlenmesi yaygınken, 2021 verilerinde bu durum tersine döndü. 2021 itibarıyla erkeklerin yüzde 34'ünün kendisinden daha yüksek eğitime sahip kadınlarla birlikte olduğu, kadınlarda ise bu oranın yüzde 30'da kaldığı tespit edildi. 2001 yılında ise erkeklerin sadece yüzde 22'si kendinden eğitimli bir kadınla birlikteydi.
Aralarındaki bu değişime rağmen hemen her eğitim grubunda en yaygın eşleşme yine aynı eğitim düzeyindeki kişiler arasında gerçekleşti. Doktora derecesine sahip bireylerin birbiriyle eşleşme olasılığı ülke ortalamasının 15 katı, herhangi bir diploması olmayanların birbiriyle eşleşme olasılığı ise ortalamanın 80 katı olarak ölçüldü.
İNANÇ VE KÜLTÜREL GRUPLARDA BENZERLİK NE DURUMDA?
Verilere göre partneri olan kişilerin üçte ikisinden fazlası kendisiyle aynı inanç veya inançsızlık grubundan biriyle yaşamını sürdürüyor. Bazı gruplarda aynı inançtan biriyle evlenme oranı yüzde 90'ın üzerine çıkıyor. Aynı inanç grubundan eş seçme oranı Brethren topluluklarında yüzde 95, Müslümanlarda yüzde 93, Hindu ve Sihlerde ise yüzde 92 seviyesinde seyrediyor.
GENÇ KUŞAKLARDA BU BENZERLİK TABLOSU NASIL DEĞİŞİYOR?
Gelişen iletişim imkanları, flört uygulamaları ve artan uluslararası seyahatler nedeniyle genç kuşaklarda farklı sosyal geçmişlerden gelen kişilerin bir araya gelme oranı yükseliyor. Z kuşağında aynı meslek grubundan biriyle evlenme oranı yüzde 30 seviyesindeyken, 1928-1945 doğumlu Sessiz Kuşak'ta bu oran yüzde 56'ya ulaşıyor. Benzer şekilde, Avustralya dışında doğan birinci kuşak göçmenlerin yüzde 77'si kendi inanç grubundan biriyle evliyken, sonraki nesillerde bu oran yüzde 62'ye kadar düşüş gösteriyor.
EŞ SEÇİMİNİN TOPLUMSAL VE EKONOMİK SONUÇLARI NELERDİR?
Araştırmacılar, benzer sosyoekonomik ve eğitim düzeyindeki kişilerin birbiriyle evlenmesinin toplumdaki gelir ve sınıf eşitsizliklerini daha belirgin hale getirebileceğine dikkat çekiyor. Genetik açıdan ise belirli fiziksel ve biyolojik özelliklerin sonraki nesillerde yoğunlaşmasına yol açabileceği ifade ediliyor.
"Zıt kutuplar birbirini çeker" anlayışının aksine veriler benzerliklerin baskın olduğunu gösterse de çiftlerin uzun vadeli başarısında karakter zıtlıklarından ziyade yaşam tarzı, para yönetimi, sağlık ve sevgi algısı gibi temel konulardaki ortak değerlerin belirleyici olduğu vurgulanıyor.