Milyonlarca öğrenciyi ilgilendiriyor: Üniversitelerde ezber bozacak düzenleme
Türkiye'de lisans eğitim süresinin 3 yıla düşürülmesi öneriliyor. Enstitü Sosyal'in analizine göre sosyal bilimler ve bazı mühendislik bölümleri bu modele uygun. Ancak yasal değişiklik ve müfredat gözden geçirmesi gerekiyor. Lisans eğitimini 3 yıla indirmeyi öneren yeni model, öğrencilerin bir yıl erken kariyer yapmasını ve ailelerin yükünün azalmasını hedefliyor.
Türkiye'de üniversite eğitiminin süresi 3 yıla inebilir. Enstitü Sosyal'in yeni analizine göre, lisans programlarının büyük bölümü 4 yıl ve 240 AKTS yerine 3 yıllık modele geçirilebilir. Bu düzenlemeyle öğrenciler bir yıl erken mezun olup iş hayatına veya yüksek lisansa başlayabilir. Ailelerin barınma, ulaşım ve beslenme yükü de bir yıl azalır.
Raporda, İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda, Danimarka, İsveç ve Finlandiya gibi ülkelerde çok sayıda bölümün 3 yıllık eğitim verdiğine dikkat çekiliyor. Önerilen sistem, mevcut dersleri sıkıştırmak veya son sınıfı kaldırmak değil; müfredatın baştan sona gözden geçirilmesini öngörüyor.
"İKİ YIL DERS, BİR YIL DENEYİM"
Analizin dikkat çeken önerilerinden biri "2+1" modeli. Buna göre ilk iki yıl temel ve alan derslerine ayrılırken, son yıl gerçek hayat deneyimi kazanmaya yönelik staj, proje, bitirme çalışması, girişimcilik ve sosyal sorumluluk faaliyetlerine ayrılıyor. Amaç, öğrencinin mezun olurken sadece diploma değil, çalışma hayatına hazır deneyimle çıkması.
Bu modelin uygulanabilmesi için Yükseköğretim Kanunu'nda değişiklik gerekiyor. Mevcut kanunda lisans eğitimi "en az 8 yarıyıl" olarak tanımlanıyor. Mühendislik ve öğretmenlik gibi mesleklerde de ayrı düzenlemeler şart. Raporda, mühendislik mevzuatında 4 yıllık eğitim şartının bulunduğuna, öğretmenlik için ise "3 yıl lisans + eğitim yüksek lisansı" modelinin seçenekler arasında olduğu belirtiliyor.
Tüm bölümlerin aynı anda 3 yıla indirilmesi önerilmiyor. Sosyal ve beşerî bilimler ile bazı mühendislik ve mimarlık programlarının bu modele uygun olabileceği vurgulanıyor. Tıp, diş hekimliği ve eczacılık gibi yoğun uygulama gerektiren alanların ise farklı değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.