MSB'den Yunan basınının taciz iddiasına sert yanıt
'Türk uçakları Yunan uçaklarını taciz etti' şeklinde Yunanistan basınında çıkan haberlere, MSB'den yalanlama geldi. MSB'den yapılan açıklamada, "Uçaklarımız, KKTC hava sahası üzerinde görev yapmış olup GKRY hava sahasını ihlal etmemiş, bahsi geçen trafiklere taciz yapılmamıştır. Bölgede gerginliği artıran ve provokatif nitelik taşıyan mağduriyet algısı oluşturmaya yönelik girişimler ve açıklamaların kabul edilmesi mümkün değildir" denildi.
Yunanistan basınında Türk uçaklarının Yunan uçağını taciz ettiği iddialarına ilişkin Milli Savunma Bakanlığı'ndan (MSB) açıklama geldi.
MSB'den yapılan açıklamada Yunan basının iddiaları net bir dille yalanlandı.
Açıklamada konuya ilişkin şu ifadeler kaydedildi:
Bazı basın yayın organlarında yer alan ve sosyal medya hesaplarında paylaşılan 'Türk uçaklarının Yunanistan Savunma Bakanı ve Avrupalı bakanları taşıyan uçakları taciz ettiği' yönündeki organize ve bilinçli provokatif iddialar gerçeği yansıtmamaktadır.
7 Haziran 2026 tarihinde Yunanistan-Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) rotasında uçuş icra eden 6 hava trafiğinden 4'ü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) hava sahasını ihlal etmiş, bu nedenle KKTC'de konuşlu Alarm Reaksiyon nöbeti tutan iki adet F-16 uçağımız derhal tedbir amaçlı kaldırılmıştır.
Uçaklarımız, KKTC hava sahası üzerinde görev yapmış olup GKRY hava sahasını ihlal etmemiş, bahsi geçen trafiklere taciz yapılmamıştır. Bölgede gerginliği artıran ve provokatif nitelik taşıyan mağduriyet algısı oluşturmaya yönelik girişimler ve açıklamaların kabul edilmesi mümkün değildir.
FRANSA İLE GKRY ARASINDA İMZALANAN ANLAŞMA
Öte yandan, Kıbrıs'ta Fransa ile GKRY arasında imzalanan Kuvvetlerin Statüsü Anlaşması'na ilişkin değerlendirmelere de yer verilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
"Kıbrıs'ta garantörlük sıfatı olmayan Fransa ile GKRY arasında imzalanan ve Ada'daki hassas dengeleri tek taraflı olarak değiştirmeyi amaçlayan, Kıbrıs Türklerinin iradesini ve egemen eşit haklarını yok sayan söz konusu anlaşma, 1960 Kıbrıs Antlaşmalarına ve uluslararası hukuka aykırıdır. Hiçbir meşruiyete sahip olmayan ve sonuçları üzerine dikkatle düşünülmeyen bu ve benzer adımlar, Ada'nın güneyi için tehlikeli sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.