'Müşterim arttı, kadınlar şiddetten hoşlanıyormuş'
10 yıllık hayat arkadaşı Özlem Şanver'e uyguladığı şiddetin görüntülerinin ortaya çıkmasının ardından Berhan Şimşek, CHP Genel Başkan Yardımcılığı ve MYK üyeliğinden istifa etmişti. Şanver, söz konusu görüntülerin ifşa olmasının ardından Şimşek'in kendisine "Kadınlar şiddeti seviyor, taliplerim çoğaldı" dediğini öne sürdü.
Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun yardımcısı ve CHP MYK üyesi olan Berhan Şimşek, kendisine şiddet uyguladığı iddiasıyla 'şüpheli' olarak yargılandığı davadaki kamera görüntülerinin dolaşıma girmesinin ardından 4 Eylül'de CHP'deki görevlerinden istifa etmişti.
Şimşek'in hayat arkadaşı Özlem Şanver'e uyguladığı şiddetin görüntüleri sosyal medyada geniş yankı uyandırırken, Şanver yaşananlar hakkında ilk kez detaylı açıklamalarda bulundu.
"MÜŞTERİM ARTTI, KADINLAR ŞİDDETTEN HOŞLANIYORMUŞ"
Posta'dan Alev Gürsoy Cimin'e konuşan Şanver, görüntülerin internette yayılmasının ardından Berhan Şimşek'in kendisini arayarak "Biliyor musun müşterim arttı, kadınlar şiddetten hoşlanıyormuş” dediğini iddia etti.
Şanver, Şimşek ile ilişkisinin sonlanmasına neden olan şiddet olayının arka planını ve sonrasında yaşananları şu ifadelerle açıkladı:
Özlem, çok geçmiş olsun. Gerçekten görüntüleri izlerken kanım dondu ve utandım. Orada tam olarak ne yaşandı?
“Utanç” kelimesi bile yaşadıklarımı anlatmaya yetmez. Çok ağır, çok üzücü görüntüler bunlar. Öncesinde şoförüyle ilgili bir tartışmamız oldu. Şoförünün kovulması gerektiğiyle ilgili konuşuyorduk çünkü istemiyordum. Ona sinirleniyor aslında. Bir de benim tahrik ettiğim söyleniyor ama öyle değil.
Görüntülerde senin bir şey fırlattığın görülüyor. O an gerçekten ne oldu?
Çok kızgın ve üzgündüm. Üzerime gelince plastik bir saklama kabı fırlattım. İstemezdim ama beni mecbur bıraktı, hakaret ve küfür vardı o esnada ve hepsi burada anlatamayacağım kadar onur ve gurur kırıcıydı. O küfürler sonrası masanın üzerinde olan o boş plastik saklama kabını can havliyle yere atacaktım aslında ona değil. Kaldı ki ona çarpmadı. Bu benim gördüğüm şiddetin gerekçesi olabilir mi sizce? Bir de öncesi var. Ben kamera görüntülerinden şoförüyle yaptığı bir konuşmayı görüyor ve duyuyorum. Onu da söylüyorum. Yemin ettiği için aslında onu yakalıyorum. “Boşuna yemin etme, ben zaten gördüm” diyorum.
Sonra ne oldu?
Küplere bindi çünkü yalanı ortaya çıktı. Zaten bu adamın, birinin tahrik etmesine ihtiyacı yok. Tehdit ve şiddete çok meyilli. Yanında danışmanı olarak yeni çalışan Tayfun Güler’e bile özlük haklarını vermediği gibi küfür ve tehditlerde bulundu. O da savcılığa başvuracağını sosyal medyasından paylaştı.
Neden şoförü kovmasını istiyordun?
Çünkü şoför gibi değil kendisi. Evimizin içine her gün, kapıyı bile çalmadan anahtarla giren bir adam. Ben de bundan çok rahatsız oluyordum. O da “Kovacağım, yeter artık” diye sinirlendi. Ama aslında hiç böyle bir niyeti yokmuş. Çünkü o sabah kamera görüntülerini izlediğimde aralarındaki samimiyeti gördüm. İnsan, kovacağı biriyle böyle yakın olmaz. Kaldı ki bu şahıs daha önce çapkınlık yapıp evimize bir kadın getirmişti. Zaten her sabah 08.00’de eve giriyordu. Artık beni de ciddi anlamda rahatsız etmeye başlamıştı.
Peki hiç mi bu konuda seni haklı bulmadı?
Benim bu konudaki “saltanatım” sadece iki ay sürdü. Sonra yine devam etti. Zaten o gün yaşanan tartışma da buradan çıktı. Ben plastik saklama kabını fırlatıyorum. Ona isabet etmiyor ama o gelip bana sertçe vuruyor kaval kemiğe geliyor. Çok canım yandı ve o acıyla bağırdım. Beni içeri soktu. Sanıyor musunuz ki içeride ‘Yarim’ deyip yanağımı okşadı, alnımı öptü… Görmediğiniz kısım çok daha korkunçtu ve iç acıtıcıydı. Boğazımı sıkıyor, tokat atıyor, televizyonu kırıyor, içilmiş kahveyi duvara fırlatıyor. Görüntülerde bunlar yok çünkü görüntüler dış güvenlik kamerasına ait.
9,5 yıl nasıl devam ettin, neden kaldın?
Pandemiden sonra bir zaman kırılması oldu. 5-6 yılı ben nasıl geçirdiğimi bilmiyorum. Eminim size de sorsam, siz de zamanın nasıl geçtiğini anlamadığınızı söylersiniz. O süreçte tabii ki ayrılmaya karar verdiğim, ayrıldığım dönemler oldu. Ama bunu yaşayan kadınlar da bilir; bir emeğiniz oluyor. Bir yandan da kendinizi kandırıyorsunuz: “Ya aslında iyi insan, düzelecek” diyorsunuz. Berhan çok iyi bir oyuncu, gerçek hayatta da iyi oynuyor.
KENDİNDEN BAŞKA KİMSEYİ SEVMİYOR
Sen bu adama âşık mıydın?
Sevdim.
O seni seviyor muydu peki?
Ben öyle zannediyorum. Ben sevmesem 9,5 yıl onunla bu kadar uzun süreli bir beraberlik yaşamazdım. Bir imza eksikti. Eşimdi o benim. Ama şimdi anlıyorum ki o, kendinden başka kimseyi sevmiyormuş.
“Kumpas kurdu, planlı yaptı, onu itibarsızlaştırmak istedi” denildi. Gerçekten böyle bir planın var mıydı?
Asla! Ama bu adamın ne olduğunu herkes bilsin istedim. Susa susa bugünlere geldik. Bu kamera yaklaşık dokuz yıldır evimizde var. Ben daha önce de korktuğum dönemlerde kendimi odaya kilitleyip bazı şeyleri kayıt altına almadım. Ben neden sevdiğim, âşık olduğum adama böyle bir şey yapayım? Onu itibarsızlaştırmak için neden yıllarca birlikte yaşadığım insanın görüntülerini biriktireyim?
Peki, partinin kadınları seni kollamadı mı bu noktada?
Yok, bilakis… “Kadın başlatmış, kadın saldırmış, kadın tahrik etmiş” denilerek üzerime gelindi. Çok yazık. Hatta İstanbul Kadın Kolları Başkanı tarafından da bu şekilde bir linçle karşı karşıya kaldım.
Peki neden?
Çünkü bu süreçte kendilerinden yardım istediğimde önce yardım eder gibi göründüler, sonra siyasi menfaat benim yaşadıklarımın önüne geçti. Sonuçta “Ağzınızı burnunuzu kırmamış” gibi bir yaklaşımları oldu. Demek ki destek görmem için ağzımın burnumun kırılması gerekiyormuş!
Berhan Bey’le 9,5 yıldır birliktesin. Bu süreci ne kadar zamandır yaşıyorsun?
2021 yılında da şiddete uğradım. Bununla ilgili darp raporum ve şikâyetim var. Zaten iki ay önce olay gündeme geldiğinde Bakanlık da beni aradı ve konunun takipçisi olduklarını söyledi. Son 2-3 yıldır ise şiddetin dozu giderek arttı.
Pişmanlık olmadı mı?
Hayır, şunlar sayılıyor: “İşte sana şunu yaptım, sana şirket kurdum...” “Seni sevdim, seni korudum, sana değer verdim” demiyor. Karşınızdaki size “Sana şirket kurdum” diyor. Öyle bir şey yok. Yaptıklarını, verdiği harçlığı bile sayıyorsa o zaman orada sevgi değil başka bir şey görüyorsunuz. Benim ona, “Sana yemek yaptım, kadınlık yaptım” demem ne kadar saçmaysa onun da verdiği harçlıkları sayması çok kırıcı. Asıl ben ekonomik şiddet gördüm.
Nasıl yani?
Beni resmen parasızlığa mahkûm etti. Hem kıskançlık yapıp benim çalışmamı istemiyor hem de beni resmen parasız bırakıyordu. Ayda 20 bin TL ile geçinmemi bekliyordu. Onu başıma kakıyordu sürekli. Parayı çok seven biriydi.
Fakat senin bunları göre göre yanında kalman... Bu ilişki biraz da toksik bir duruma dönüşmüş.
Berhan’da fazlasıyla narsizm ve ego vardı. “Sen bana mecbursun, benim dediklerimi yapmak zorundasın” noktasına gelmişti. Bu noktadan sonra zaten aşk bir rafa kalkar. Ben para için kalsaydım o 9, 5 yıl içinde mülkiyet sahibi olurdum. Evim, arabam olurdu. Hiçbiri yok ve ben hiçbirini talep etmedim.
Sen bu adama mecbur muydun Özlem?
Hayır, aslında tam tersi. Kendimi “yaralı şifacı” olarak adlandırdım. Ben yaralı şifacı rolüne bürünen kadınım. “Bana ihtiyacı var” diyordum çünkü karşınızdaki bazı hikâyeler de anlatıyor.
Acıyor muydun ona?
Acımak değil. Hem seviyordum hem de aslında onun bana ihtiyacı vardı. Çünkü çevresinde sahte insanlar çoktu. Çok da varlıklı bir insandı. Bana gelip “Tek gerçeğim sensin” diyordu. Siz de buralara tutunuyorsunuz. “Bana ihtiyacı var” diyorsunuz.
Nasıl tanışmıştınız?
Sadece benim toplu attığım bir kandil mesajına geri dönmüştü. Önce açmamıştım. Tekrar dönüp aradığında telefon sohbetimiz oldu. 2017’de yemek, buluşma derken, flört etmeye başladık.
İlişkinizi saklamıyordunuz, değil mi?
Böyle bir endişesi yoktu. Zaten o bekar, ben bekarım. Bununla ilgili bana “Paylaşmayacaksın, etmeyeceksin” gibi herhangi bir baskısı yoktu. Ama daha sonraki yıllarda ben evlilikle ilgili herkese “eşim” diye tanıştırıyordu. Siz de diyorsunuz ki zaten seni eşi diye tanıştırıyor. Karşınızdaki Atatürkçü, aydın, belirli bir misyona sahip bir insan. Gerisini çok sorgulamıyorsunuz.
Resmiyete neden dökmediniz?
Ben çok istedim ama o yanaşmadı. Hatta evlilik sözleşmesine bile razıydım. Zaten son ayrılmak istememin sebeplerinden biri de buydu. Babamın cenazesine bile şoföründen dolayı gelmedi. Ben de “Yeter, artık nikâh da yapmıyorsun. Senin şoföründen de sıkıldım. Yaptıklarından da bıktım” dedim.
Hâlâ âşık mısın ona?
Hayır, değilim. Sadece kırgınım, üzgünüm.
İstifa etmesine üzüldün mü? CHP Genel Başkan Yardımcılığından...
Hayır. Hayır, üzülmedim. Çünkü ben de Atatürk’ü herkes gibi sevenlerdenim. Atatürk’ün kurduğu partidir. O sıfatın altında da bunları yaptığı için hayır, üzülmedim. “İtibar suikastı yapıyorsun” diyenler olmuştu bir iki ay önce. İtibar böyle bir şey değil. Benim de onurum, itibarım, haysiyetim var. Böyle bir durumda hiçbir kadın korkmasın. Bir erkeğin boyunduruğu altında kalmasın. Her kadının ekonomik özgürlüğü olmalı, çalışmalı.
Bugün karşımda otururken içindeki en baskın duygu ne? Öfke mi, kırgınlık mı, korku mu?
Bu. bana ait olmayan bir utanç. Bir kadının kendini bu şekilde görüyor olması gurur verici bir şey değil. Utanç. Ben daha önce eski kız arkadaşının Tweet’lerini görürdüm. “Bu kadın kim?” diye sorduğumda “Ruh hastası, peşimi bırakmıyor” gibi söylemleri vardı. Meğerse kadınla 3-4 sene aynı evde yaşamışlar ve o da şiddet görmüş. Tek ben değilim ama o korkmuş.
Daha önce yaşananları yeni mi öğrendin?
Evet; bilmiyordum. Diğer kadınlara ses oldum. Onlar bir şeylerden çekinmişler, korkmuşlar. Kendilerince haklı sebepleri de olabilir ama bana telefon açıp “İçimiz rahatladı” dediler. İlk iki ay önce basına çıktığında, daha sonra beni arayıp “Biliyor musun müşterim arttı, kadınlar şiddetten hoşlanıyormuş” dedi.
Nasıl yani?
Aynen öyle dedi. Tekrar ediyorum. “Müşterim arttı, kadınlar şiddetten hoşlanıyormuş” dedi.
“Bilmediğiniz çok şey var; o kadınla ilgili konuşursam yer yerinden oynar” dedi. Seninle ilgili bilmediğimiz şey ne?
Manipülasyon. Aklı sıra beni kötü gösteriyor. Madem öyle neden 9,5 yıl aynı yastığa baş koydu. Hâlâ zulmüne devam ediyor. Bir özür beklerdim. Ya kamuoyundan ya benden. Onu bile yapmadı.
Berhan Şimşek’in Balıkesir’deki yazlığında hâlâ yaşadığın bilgisi doğru mu?
Doğru. Beni işsizliğe parasızlığa mecbur etti çünkü. Kendimi burada toparlayıp, bir yaşam alanı oluşturmam lazım. Orada hemen hızlıca devreye girip mahkemeye koştu. Savcılığa diyor ki, “Benim 2-3 aydır tanıdığım birisi evime girdi. Haneme tecavüz etti” diyor. Ben de şimdi insanlar böyle algılamasın diye hemen evden mi çıkacağım? Zaten o dava düştü. Reddetti mahkeme. “Senin evine zorla girmemiş, mahkeme kararıyla orada” diye.
Peki o evde yaşarken kendini hâlâ güvende hissedebiliyor musun?
Şöyle yani, sonuçta çıkıp gelebilir. Adamın kendi evi. Çok normal, hakkı da. Ama ben mahkeme kararıyla buradayım.
Özlem, sana destek verecek birileri yok mu? Ailen mesela?
Şöyle bakın, ben komple hayatımı Berhan’a adamış bir kadınım. Ona adanmış bir hayat var. Bir de biz, kim ne derse desin ataerkil toplumdan geliyoruz. Karşınızdaki erkek zaten tanınmış ve siyasetin içinde. Sizi hayattan koparmış. Eve mahkum etmiş. Ekonomik şiddet, psikolojik şiddet, her türlü şiddete maruz bırakmış. Ben niye başkasından yardım isteyeyim.