Mutfaktaki üç temel üründe zam tsunamisi
Birleşmiş Milletler (FAO), kuraklık ve krizler nedeniyle gıda fiyatlarının 2027’ye kadar baskı altında kalacağını duyurdu. Tahıl, buğday ve şeker fiyatları tırmanırken dev bir zam riski kapıya dayandı. Peki, Türkiye bu durumdan nasıl etkilenecek? Risk ve zam dalgası ne kadar büyük? Gelen bu zam sinyalleri sonrası stok yapmaya gerek var mı? İşte gelecek zam dalgasıyla ilgili tüm detaylar...
Dünya genelinde milyonlarca haneyi yakından ilgilendiren gıda fiyatlarında yükseliş yeniden ivme kazandı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Başekonomisti Maximo Torero, enerji ve taşımacılık maliyetlerindeki artışın tarımsal üretim sorunlarıyla birleştiğine dikkat çekerek kritik uyarılarda bulundu.
Yapılan değerlendirmelere göre fiyatlar üzerindeki esas baskının 2026’nın son çeyreğinde belirginleşmesi, 2027’nin ilk aylarından itibaren tepe noktasına ulaşarak yıl boyunca devam etmesi bekleniyor.
Savaşların aksattığı ticaret hatları, Hürmüz Boğazı çevresindeki tedarik riskleri ve El Niño kaynaklı kuraklık, gıda arzını ciddi şekilde tehdit ediyor.
PİRİNÇ, EKMEK VE ŞEKER FİYATLARI FIRLADI
Gıda enflasyonunun etkileri özellikle Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da sert şekilde hissedilmeye başlandı. Temel gıda maddelerinde yaşanan fiyat artışları düşük gelirli hanelerin tüketimini kısıtlarken, ülkelerden peş peşe rekor haberleri geliyor:
Pirinçte Tarihi Zirve: Endonezya'da perakende pirinç fiyatları kilogram başına 15 bin 769 rupiye çıkarak tarihi rekor kırdı.
Ekmekte Yüzde 25'lik Sıçrama: Mısır'da devlet sübvansiyonu dışındaki büyük ekmeğin fiyatı sadece birkaç ay içinde 4 Mısır poundundan 5 pounda yükseldi.
Şekere Çift Taraflı Darbe: Hindistan'da zayıf muson yağmurları nedeniyle şeker, soğan ve bakliyat fiyatları tek bir ayda yüzde 10'dan fazla arttı. Ülke, gıda arzını korumak adına etanol üretimine yönelik şeker şurubu alımlarını durdurmak zorunda kaldı.
TAHIL FİYATLARI SON İKİ YILIN EN YÜKSEK SEVİYESİNDE
FAO verilerine göre, Küresel Gıda Fiyat Endeksi eylül ayında 136 puana ulaşarak Kasım 2022'den bu yana en yüksek seviyesini gördü. Endeks bir önceki aya göre yüzde 1,5, geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 5,8 artış gösterdi.
Alt kalemlerdeki tırmanış ise tehlikenin boyutunu ortaya koyuyor. Uluslararası piyasalarda tahıl fiyatları yüzde 5,1, şeker fiyatları yüzde 6,1 ve mısır fiyatları yüzde 5,6 yükseldi. Uluslararası buğday fiyatları ise yüzde 6,3'lük sıçramayla son bir yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
Dünya Bankası verileri de gıda enflasyonunun yayıldığını doğruluyor. İncelenen 150 ülkenin yüzde 22'sinde gıda fiyatları genel enflasyonu geride bıraktı. Ayrıca uluslararası taşıma güzergâhlarındaki navlun maliyetlerinin yüzde 50 oranında fırlaması, ham madde sözleşmelerini pahalılaştırarak zamların raflara gecikmeli de olsa yansıyacağını gösteriyor.
KÜRESEL DALGA TÜRKİYE'Yİ NASIL ETKİLEYECEK?
Küresel gıda fiyatlarındaki yükseliş, tarımda ithal girdilere bağımlı olan Türkiye açısından da yakından izlenmesi gereken bir risk oluşturuyor. Gübre, enerji ve uluslararası nakliye maliyetlerinin artması iç piyasada tedarik baskısı yaratabilir.
Ancak küresel piyasalardaki her artışın yurt içine birebir yansıması beklenmiyor. İç piyasadaki rekolte, döviz kuru, stok durumları ve dış ticaret adımları bu geçişte belirleyici olacak. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) son fiyat gelişmeleri raporunda, olumlu arz koşulları sayesinde taze meyve ve sebze fiyatlarının gerilediği, işlenmiş gıdadaki aylık fiyat artışının ise yavaşladığı kaydedildi.
Önümüzdeki dönemde Türkiye'deki market raflarının seyrini üç ana faktör şekillendirecek: El Niño'nun tarım bölgelerine etkisi, enerji ve nakliye giderlerinin gidişatı ve büyük gıda ihracatçısı ülkelerin alacağı korumacı tedbirler.
ŞUAN STOK YAPMAK MANTIKLI MI?
Küresel piyasalardaki bu kriz uyarıları "Şimdiden gıda stoğu yapmalı mıyız?" sorusunu gündeme getiriyor. Uzmanlar ve piyasa analizleri, panik halinde aşırı stok yapmanın doğru bir strateji olmadığını vurguluyor.
Kuru gıda ürünlerinin uzun süre saklanmasında yaşanan böceklenme ve bozulma risklerinin yanı sıra, Türkiye'deki mevcut stoklar ve iç pazar dengeleri şu an için bir kıtlık tablosuna işaret etmiyor. Dolayısıyla kilerleri dolduracak şekilde panik alımları yapmak yerine; ambalajlı temel gıdalarda bütçeyi sarsmayacak şekilde yalnızca 1-2 aylık makul ihtiyaçları indirim dönemlerinde yedeklemek ve planlı alışveriş yapmak en mantıklı yaklaşım olarak öne çıkıyor.