Nevşehir'de evinin bodrumunda tadilat yaparken yeni bir dünya keşfetti

Nevşehir'de bir kişi evinin bodrumunda tadilat yapmak isterken adeta yeni bir dünya keşfetti. Duvarın yıkılmasıyla birlikte tam 18 katlı bir metropol oraya çıktı. Metropolün Bizans döneminden beri burada olduğu düşünülüyor. Tam kullanım amacı ise henüz kesinleştirilebilmiş değil.

Derinkuyu’nun modern dünya tarafından yeniden keşfedilme hikayesi, adeta bilimkurgu filmlerini aratmıyor. Yıl 1963... Bölgede yaşayan bir bölge sakini, evinin bodrum katında sıradan bir tadilat yaparken bir duvarı yıkıyor. Duvarın arkasında karanlığa uzanan gizli bir geçit bulan ev sahibi, farkında olmadan insanlık tarihinin en büyük kazılmış yeraltı harikalarından birinin kapısını aralıyor. Arkeologların başlattığı derinlemesine kazılar, bu gizli geçidin aslında ucu bucağı görünmeyen dev bir şehre açıldığını ortaya koyuyor.

SADECE SIĞINAK DEĞİL: 20 BİN KİŞİLİK METROPOL

Yapılan araştırmalar, Derinkuyu’nun insanların sadece tehlike anında birkaç gün saklanıp kaçtığı geçici bir sığınak olmadığını kanıtlıyor. Burası, tam 20 bin insanın, hayvanlarıyla ve devasa yiyecek stoklarıyla birlikte aylarca dış dünyaya ihtiyaç duymadan yaşayabileceği şekilde tasarlanmış bir yerleşim yeriydi.

Şehrin katları arasında gezinirken dönemin sosyal yaşamına dair her detayı görmek mümkün. Yeraltı metropolünde aileler için yaşam alanlarının yanı sıra geniş mutfaklar, şarap ve zeytinyağı üretim imalathaneleri, erzak depoları, ahırlar, ibadethaneler ve hatta çocukların eğitimi için kullanılan okul sınıfları yer alıyor.

DÖNEMİN ÖTESİNDE BİR MÜHENDİSLİK

Derinkuyu’yu asıl büyüleyici kılan unsur, o dönemde hayata geçirilen dahice mühendislik çözümleri. Onlarca metre yerin altında binlerce insanın aynı anda nefes alabilmesi için yaklaşık 55 metre uzunluğunda gelişmiş bir havalandırma bacası inşa edilmiş.

Bu devasa baca sadece içeriye temiz hava üflemekle kalmıyor, aynı zamanda tabandaki su kuyularına bağlanarak şehrin su ihtiyacını da karşılıyordu. Bu dahice tasarım sayesinde şehir dışarıdan bir düşman tarafından kuşatılsa ve su kaynakları kesilse bile, içerideki halk temiz hava ve suya erişmeye devam edebiliyordu.

DEV TAŞ KAPILARLA GELEN KUSURSUZ GÜVENLİK

Tarihçiler, Derinkuyu’nun ilk temellerinin milattan önce 8. ila 7. yüzyıllarda Frigler tarafından atıldığını tahmin ediyor. Ancak şehir asıl büyük genişlemesini Bizans döneminde, özellikle Arap akınlarından korunmak isteyen Hristiyan topluluklar zamanında yaşıyor.

Düşman saldırılarına karşı her katın girişine, içeriden devasa bir mil taşı gibi döndürülerek kapatılabilen, dışarıdan ise asla açılamayan tonlarca ağırlıkta sürgülü taş kapılar yerleştirilmiş. Herhangi bir sızma durumunda katlar birbirinden tamamen izole edilerek savunma hatları oluşturulabiliyordu.

Bugün Kapadokya’ya gelen milyonlarca turistin uğrak noktası olan Derinkuyu Yeraltı Şehri, insan zekasının ve hayatta kalma azminin yeryüzündeki en somut, en görkemli anıtı olarak gizemini korumaya devam ediyor.