Nöropsikologlara göre gerçekten zeki olduğunuzun 3 işareti

Yüksek zekâ sadece diploma ve yüksek notlardan ibaret değil. Nöropsikolog Dr. Sanam Hafeez'e göre toplumun olumsuz gördüğü kendi kendine konuşmak, dağınık olmak ve sık kaygılanmak gibi davranışlar, aslında üstün bilişsel becerilerin işareti olabilir.

Parade'e konuşan nöropsikolog Dr. Sanam Hafeez, bir kişinin özgeçmişi, eğitim geçmişi veya okul notlarının zekâyı tam olarak yansıtmadığını belirtiyor. Hafeez'e göre yüksek zekâ; karmaşık fikirleri kısa sürede kavrayabilme, bilgileri farklı açılardan değerlendirebilme ve çoğu insanın gözden kaçırdığı bağlantıları kurabilme becerisidir.

Uzman, toplumda çoğu zaman olumsuz görülen bazı davranışların aslında yüksek zekânın işareti olabileceğini söylüyor. İşte dikkat çeken o 3 özellik...

1. Kendi kendine konuşmak

Kendi kendine konuşmak birçok kişi tarafından garip ya da alışılmadık bir davranış olarak değerlendiriliyor. Oysa Dr. Hafeez'e göre bu durum beynin düşünceleri daha iyi organize etmesine yardımcı oluyor.

Uzman, "Düşünceleri sesli olarak ifade etmek, beynin karmaşık bilgileri düzenlemesini ve kişinin kendini daha etkili şekilde yönetmesini sağlar. Bu nedenle kendi kendine konuşmak zekânın göstergelerinden biri olabilir." ifadelerini kullanıyor.

2. Dağınık olmak

Düzenli olmanın disiplin ve zekâyla özdeşleştirildiğini belirten Dr. Hafeez, dağınık bir çalışma ortamının her zaman olumsuz bir anlam taşımadığını vurguluyor.

Ona göre bazı zeki insanların zihni yeni fikirlerle o kadar yoğun şekilde meşgul olur ki çevre düzeni ikinci planda kalabilir. Hatta bazı araştırmalar da dağınık çalışma masalarının yaratıcı düşünmeyle bağlantılı olabileceğini ortaya koyuyor.

3. Sık sık kaygı duymak

Kaygı çoğunlukla zayıflık ya da özgüven eksikliği olarak görülse de Dr. Hafeez bunun farklı bir yönüne dikkat çekiyor.

Uzman, yüksek zekâya sahip kişilerin olası senaryoları ve riskleri çok ayrıntılı şekilde değerlendirebildiklerini belirterek, "Sorun çözmede kullanılan güçlü zihinsel beceriler, aynı zamanda gelecekte ters gidebilecek ihtimalleri de daha kolay hayal etmelerine neden oluyor." diyor.

Bu nedenle sık kaygılanmak her zaman olumsuz bir özellik olarak değerlendirilmemeli. Uzmanlara göre bazı durumlarda bu, beynin olası riskleri önceden analiz etme eğiliminin bir sonucu olabilir. Yoğun ve günlük yaşamı olumsuz etkileyen kaygı durumlarında profesyonel destek alınması gerektiği de unutulmamalıdır.