Okyanusta görünmeyen sınır: Orayı geçemiyorlar

Arktik Okyanusu’nun bin metrenin altındaki karanlık ve soğuk derinliklerinde, bilim insanları şaşırtıcı bir doğal sınır keşfetti. Bu görünmeyen bariyer, iki farklı şekle sahip Botrynema brucei ellinorae denizanası alt türü arasında net bir coğrafi ayrım oluşturuyor.

Batı Avustralya Üniversitesi’nden deniz biyoloğu Javier Montenegro liderliğinde yürütülen çalışmada, düğme benzeri çıkıntıya sahip olan ve olmayan denizanaları incelendi. İlginç şekilde, düğmesiz olan türlerin yalnızca 47. kuzey paralelinin üzerinde, yani Arktik ve sub-Arktik bölgelerde yaşadığı belirlendi.

DAHA ÖNCE KEŞFEDİLMEMİŞ SINIR BULUNDU

Araştırmacılar, örnekleri hem araştırma gemilerinden ağlarla hem de uzaktan kumandalı su altı araçlarıyla topladı. Ayrıca tarihi gözlemler ve fotoğraf arşivlerinden de faydalanıldı. Genetik analiz sonucunda, farklı görünümlerine rağmen her iki formun da aynı genetik soydan geldiği ortaya çıktı.

Dünya üzerinde hayvanların dağılımını belirleyen benzer çizgiler daha önce de keşfedilmişti. Endonezya takımadalarında Wallace Çizgisi, Güneydoğu Asya’yla Avustralya arasındaki hayvan çeşitliliğini ayıran örneklerden sadece biri. Ancak bu yeni keşif, Atlantik Okyanusu’nun derinliklerinde daha önce fark edilmemiş bir "faunal sınır"ın varlığına işaret ediyor.

BİLİNMEYEN BİR BARİYER

Montenegro, "47 derece kuzey paralelinin altına geçemeyen düğmesiz denizanaları bu bölgede bilinmeyen bir biyocoğrafi bariyerin varlığına işaret ediyor olabilir" dedi. Bu bariyerin, düğmesiz türlerin güneye geçmesini engelleyip, düğmelilerin daha geniş bir alana yayılmasına izin verdiği düşünülüyor.

Bunun nedeni, düğmenin güneye özgü yırtıcılara karşı bir avantaj sağlaması olabilir. Ancak bunun tam olarak anlaşılabilmesi için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var. Özellikle Kuzey Atlantik Akıntısı’nın oluşturduğu çevresel geçiş bölgesi, bu görünmez sınırın arkasındaki ana etken olabilir.

Bu keşif, derin okyanusların hala ne kadar az bilindiğini ve görünmeyen sınırların dünya genelinde başka yerlerde de olabileceğini gözler önüne seriyor. Montenegro, “Aynı genetik soya ait ama şekil olarak farklı iki denizanası formu, deniz canlıları arasındaki biyolojik çeşitliliği daha derinlemesine incelememiz gerektiğini gösteriyor” dedi.