Okyanusun dibinden 6 bin kilometre uzunluğundaki kabloları söküp atacaklar

Atlantik’te küresel iletişimin bel kemiği olan ilk transatlantik fiber hattı TAT-8 kabloları, okyanusun dibinden sökmeye başladılar.

Küresel iletişimin dijital omurgasını oluşturan ve onlarca yıl boyunca Amerika ile Avrupa’yı birbirine bağlayan ilk transatlantik fiber optik sistemi TAT-8, okyanus tabanından sökülmeye başlandı. 

ABD, İngiltere ve Fransa arasındaki veri trafiğini dönüştüren tarihi hattın kablo ve tekrarlayıcı modülleri, geri dönüşüm tesislerine gönderiliyor.

Günümüzde Starlink gibi alçak yörünge uydu projelerine yatırımlar artsa da, dünya genelindeki veri trafiğinin ana yükünü hâlâ deniz altı fiber kablo sistemleri sırtlıyor. Bu teknolojinin öncüsü kabul edilen ve uyduların yükselişe geçtiği 1970'li yıllarda bakır hatların kapasite yetersizliği üzerine geliştirilen TAT-8, Atlantik’in derinliklerindeki görevini tamamladı.

6 BİN KİLOMETRELİK BİR HATTA SAHİPTİ

TAT-8, bakır kablolar yerine tek modlu optik fiber kullanan ilk transatlantik telefon sistemi olarak tarihe geçmişti. Yaklaşık 6.000 kilometrelik devasa bir hatta sahip olan sistem, sinyali güçlendirmek için her birkaç on kilometrede bir yerleştirilen optoelektronik tekrarlayıcılar sayesinde kesintisiz iletişim sağlıyordu. 

Devreye alındığı dönemde 280 Mbit/s kapasite sunan hat, kıtalar arası veri transferinde devrim niteliğinde bir sıçrama olarak kabul ediliyordu.

OKYANUS TABANINDAN SÖKÜP ATACAKLARI 

Tarihi hattın söküm işlemi, bu iş için özel olarak donatılmış kablo kurtarma gemileri tarafından yürütülüyor. "Grapnel" adı verilen çapa benzeri özel ekipmanlar, deniz tabanında önceden haritalanmış güzergah boyunca sürüklenerek kabloyu yakalıyor.

Güverteye çıkarılan yaklaşık iki metre uzunluğundaki tekrarlayıcı modüller ve yüksek miktarda bakır içeren iletkenler, modern tesislerde ayrıştırılarak ekonomiye geri kazandırılıyor. Bu operasyon, telekomünikasyon tarihinin en önemli fiziksel kalıntılarından birinin okyanusa vedası olarak nitelendiriliyor.